ATV, “Av Mevsimi”nde geçen “Ben gay’im” cümlesini bip'leyerek sansürledi. Kanalın yayın öncesi ekibi sorumlusu bianet’e, “Gay kelimesi, bir kitleyi temsil ediyor ve küfür sayılıyor” derken, Dalkıran "ATV, LGBT derneklerinin
tepkisine hazır olsun" diyor.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
30 Eylül 2011, Cuma



ATV, 29 Eylül Perşembe akşamı yayınladığı, Yavuz Turgul'un yönetmenliğini yaptığı ve Şener Şen ile Cem Yılmaz'ın başrollerini üstlendiği "Av Mevsimi"ni sansürledi.
Filmdeki karakterin, "Ben gay'im" cümlesindeki "gay" sözcüğüne "bip" koyarak sansürleyen ATV, sosyal medyada tepki aldı.

"Gay, küfür sayılıyor"

bianet, sansürün sebebini ATV televizyonu yayın öncesi ekibine sordu.
Yayın öncesi sorumlusu, "Gay kelimesi, bir kitleyi temsil ediyor ve küfür sayılıyor. O yüzden sansürlenmiştir" dedi.
Hrant Dink Vakfı Nefret Söylemi Çalışmaları ekibinden Özlem Dalkıran, Lezbiyen Gay Biseksüel Transseksüel (LGBT) derneklerinin ATV'ye tepki gösterebileceğini söyleyerek,
"Gay bir küfür değil, cinsel yönelimi anlatan bir sözcüktür. Bir yandan, bir cinsel yönelim 'bip' mağduru oluyor, diğer yandan okullarda medya okuryazarlığı dersleri koyuluyor. Öncelikle ders alması gerekenler medya çalışanları. Oto sansür, çok ciddi boyutlara ulaşıyor. Dünya eşcinsel evlilikleri kabul etmekle meşgul, Türkiye ise "bip"lemekle. Hiçbir şey "bip"leyince yok olmaz. ATV, LGBT (Lezbiyen Gay Biseksüel Transseksüel) derneklerinin tepkisine hazır olsun" dedi.
Bianet-Kaynak-Tamamı >>


Madi Sözlük

  1. teknoloji, meraklı ve endişeli(!) ebeveynlerin imdadına yetişiyor. android telefonlar için geliştirilen uygulamanın adı "ıs my son gay?" zeki bir fransız çok basit sorulardan oluşturduğu uygulamayı 2.69$ fiyatla satıyor.

    sorular şöyle;

    1. does he like to dress up nicely? does he pay close attention to his outfits and brand names?

    2. does he like football?

    3. before he was born did you wish he would be a girl?

    4. has he ever gotten into or participated in a fight?

    5. does he read sports magazines?

    6. does he have a best friend

    7. does he like team sports?

    8. ıs he prudish/modest?

    9. does he like diva singers?

    10. does he spen
    d a long time in the bathroom

    11. does he have a tongue, nose or ear piercing

    12. does he spend time getting ready before being seen in public?

    13. have you asked yourself questions about your son's sexual orientation?

    14. are you divorced?

    15. does he like musical comedies?

    16. has he introduced you to a girlfriend ever?

    17. ıs the father (yo
    u) very strict or authoritarian with his son?

    18. ın your family is the father absent?

    19. was he shy as a child?

    20. ıs he close to his father?

    (madi 28/09/2011 11:06 ~ 28/09/2011 11:11)

'Türkiye'de de eşcinsellere evlilik yolu açılmalı'

26/09/2011 2:00
Yazı Boyutu

Hakan Taş Alman Sol Parti listesinden Berlin Eyalet Meclisi'ne giren 10 Türk kökenli milletvekillinden biri. Onu diğerlerinden ayıran özelliği cinsel tercihi. Milletvekili seçilen ilk Türk kökenli eşcinsel olan Hakan Taş, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de eşcinsel vekillerin olmasından yana

'Türkiye'de de eşcinsellere evlilik yolu açılmalı'
Bugüne kadar çeşitli dernek ve örgütlerde ayrımcılığa karşı mücadele eden Taş, bundan sonra mücadelesini mecliste sürdürmeye hazırlanıyor. Fotoğraf: ALİ VARLI
BERLİN- Berlin’de yapılan son eyalet seçimlerinde milletvekili seçildiniz. Eşcinsel kimliğiniz çalışmalarınızı nasıl etkileyecek ?
Cinsel tercihimin ne olduğunu 1980’lerde açıkladım. Ne olduğum, ne yaptığım biliniyor. Zorluk çekeceğimi sanmıyorum. Neden çalışmalarımı zorlaştırsın ki... Alman siyasetinde eşcinsellik yadırganan bir durum değil. Alman Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Berlin Eyalet Başbakanı Klaus Wowereit, Hamburg Eyaleti eski başbakanı ve Sol Parti Berlin Teşkilat Başkanı Klaus Lederer eşcinsel olup üst düzey sorumluluk alan politikacılar. Federal Meclis’te çok sayıda eşcinsel siyasetçi var. Berlin Eyalet Meclisi’ne bu dönem sekiz eşcinsel milletvekili girdi. Almanya’da politikacıların eşcinsel olması eleştiri konusu olmuyor. Bu sıkıntılar maalesef sadece Türkiye’de yaşanıyor. Avrupa’da her parlamentoda eşcinsel milletvekili bulunurken Türkiye’de hiç yok. Belki de var da kimliğini açıklayamıyor.

Beş yıl boyunca milletvekilliği yapacaksınız. Hangi alanda ağırlıklı olarak çalışacaksınız?
Berlin Senatosu’na göç ve uyum konularında danışmanlık yapan Berlin-Brandenburg Göç Konseyi’nde sekiz yıldır görev yapıyorum. İki yıldır da konseyin ikinci başkanlığını sürdürüyorum. Hükümete katılım ve önleyici yasa çıkarmasında danışmanlık yaptık. Yıllardır ayrımcılıkla ve dışlamaya karşı sendika, dernek ve kurumlarda çalıştım. Buralardan edindiğim bilgi birikimimi bu kez mecliste aynı konular için kullanacağım. Çalışmalarımın merkezinde ayrımcılık, dışlama ve ırkçılıkla mücadele olacak.

Eşcinsel olduğunuzu açıkladığınızda ne tepki aldınız ?
Ciddi anlamda dışlandım. Büyük zorluklar çektim. Yalnızlığa itildim. O dönemde birçok Alman bile eşcinsel olduğunu saklama gereği duyuyordu. Ama artık bu sorunlar çok geride kaldı. Türkiye’de de normalleşmenin sağlanması gerekiyor. Türkiye’de insanlar kimliğini saklamak zorunda kalıyor. Açıklayanların da başına neler geldiğini futbol hakemi örneğinde gördük. Bu baskıların kalkması için elbette iş politikacılara düşüyor. Eşcinselliğin normalleşmesi adına siyasetçilerin vereceği mesaj önemli. Modacı Cemil İpekçi AK Parti’ye üye oldu. Hem de eşcinsel kimliğiyle. Bu önemli bir gelişme. Ama artık gay veya lezbiyen milletvekili de çıkabilmeli. TBMM’de bir eşcinsel milletvekilinin bulunması Avrupa’da Türkiye’ye yönelik varolan birçok önyargıyı kıracaktır. Bu durum Avrupa’dan Türkiye’ye önemli bir destek sağlar.


Tamamı Radikal -Kaynak

Post image for PARTİ: MERHABA CANIM!
23 Eylül 2011, Cuma
Saat:  22.00  Yer: LKM
MERHABA CANIM! *
Nasılsın, iyi misin?
Umduğun gibi geçti mi yaz tatilin?
Bizi sorarsan iyiyiz gayet.
Bu yaz lubunyalar için önemli bir yazdı diyebiliriz.
Onur haftasının coşkusuyla güzelleşen haziran’ı, temmuz’da Boğaziçi’nde yapılan LubunyaFest takip etti, belki duymuşsundur. Sonra ağustos’ta Türkiye’nin dört bir yanından LGBT aktivistler Altınoluk’ta toplandılar; aktivizmi sürdürebilmek, üzerine düşünmek için. Hemen ardından Side’de Trans Ağı toplantılarının üçüncüsü oldu. Ve de son derece verimli geçmiş, aldığımız haberlere göre. Bunların yanında, Foça’daki RockA festivalinde İstanbul LGBT’nin açtığı masayla, “Biz de burdayız!” dedik. Eylül’deyse yine İstanbul LGBT’nin çağrısıyla, savaşın sesinin derhal susturulmasını talep ettiğimiz bir yürüyüş gerçekleştirdik Taksim’den Galatasaray’a. Bu saydıklarımın her biri, her birimiz için çok önemli gelişmelerdi aslına bakarsan.
Şimdi diyeceğimiz şu ki;
Umduğumuzdan iyi geçen bir yazın ardından,
Kimi dostlarımız giderken, yenileri gelirken
‘Trajik bir homoseksüel’ olan hayat akıp giderken
Ve bütün homoseksüeller adonistken biraz da,
Yeni bir sezona hep beraber “Merhaba canım!” diyelim.
Bi hasret giderelim, iki kelam edelim, eğlenelim.
Zeki Müren’i ölüm yıldönümünde, bir daha sevelim.
E o zaman, 23 Eylül akşamı 22.00 gibi Lambda’da buluşmaya ne dersin?
Süpriz sanatçılarımız da olacak hem, bizden söylemesi.
Bilenlerin iyi bildiği konuk DJ’imiz Dalvador Sali, 70′lerden 90′lara pop-arabesk setini hazırladı bile.
DJ Freud’ün Alkolsüz Sayıklamaları, gece boyunca sayıkladığımız istek şarkıları çalacakmış.
DJ YazGullümü de son derece dans parçalarından oluşan setiyle yine bizle olacak.
İşte böyle canım… Umarız işini gücünü ayarlar da gelirsin cuma akşamı Lambda’ya!
Görüşmek üzere diyor,
Güzel gözlerinden öpüyoruz!


'Ateşli Oda'nın DVD’si raflarda!

22 Eylül 2011 Perşembe, 14:52:58
İspanyol sinemasının son 15 yılına damga vuran Julio Medem, pembe dizi dokusu, gerçeküstücü dünyası ve erotizm dozajı ile tartışmalar da açmıştır. “Ateşli Oda” ise yönetmenin genelde tek mekanda geçen ‘cinsel ilişki filmi’ formülüne ‘lezbiyen’ bir pencereden bakışı olarak özetlenebilir. Mekanı mitolojik ve politik göndermelerle gerçek bir kimlik arayışı fanusuna dönüştüren yönetmenin, kendine uygun projeden filmografisine yaraşır bir iş çıkardığına şüphe yok. Eşcinsel sinema için de cinsel ilişki filmleri için de ‘kilit’ bir işlevi olabilir ilerleyen dönemde “Ateşli Oda”nın. 

Tamamı-Kaynak-Habertürk

TBMM'deki aile filtresi uygulaması nedeniyle eşcinsel derneklerinden LGBT'nin sitesine erişimeyen CHP milletvekili Aylin Nazlıaka, isyanını CNN TÜRK'te Cüneyt Özdemir'in sunduğu 5N1K'da dile getirdi. Nazlıaka, "Acaba milletvekilleri çocuk statüsünde mi değerlendiriliyor?" dedi.

(CNN TÜRK) -- CNN TÜRK'te Cüneyt Özdemir'in sunduğu 5N1K programına katılan CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, TBMM'de uygulanan ve eşcinsel derneklerine erişimi önleyen internet filtrelemesi ile ilgili konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği soru önergesi ile bu konuyu gündeme taşıyan Nazlıaka, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'ten de bu konuda bir yanıt beklediğini söyledi.

"Çocuk muyuz?"

Nazlıaka, programda bu konudaki isyanını şöyle dile getirdi:

"Bize sözel olarak yapılan, danışmanıma yapılan açıklama diyeyim daha doğrusu, bunun bir sansür değil, filtreleme olduğu. Fakat bunların bir kelime oyunu olduğunu düşünüyorum. Bana sansürle filtreleme arasındaki farkı anlatabilir misiniz?  Yani bizler TBMM'nin milletvekilleri olarak, toplumun bir kesimine yönelik sorunları gündeme getirmek amacıyla bir araştırma yapmak istiyoruz ve istatistiksel bilgileri çekeceğimiz bir siteye erişimimiz engelleniyor. Ben bunu hiçbir şekilde kabul edemiyorum. Ayrıca da aile kategorisinde filtreleme yapılıyor. Buradan da şu sonucu mu çıkarmalıyım? Acaba milletvekilleri çocuk statüsünde mi değerlendiriliyor!"  Kaynak Tamamı CNNTürk

Perihan Mağden’in iki erkeğin ilişkisini anlattığı romanı 'Ali ile Ramazan'ın TEDA’dan destek alamaması TBMM gündeminde...

ntvmsnbc
Güncelleme: 11:56 TSİ 22 Eylül. 2011 Perşembe
İSTANBUL - CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Perihan Mağden’in “Ali ile Ramazan” romanının Almanya’da yayınlanması için TEDA’ya yapılan başvurunun “muhafazakârlık” nedeniyle reddedildiği iddiasını Meclis gündemine taşındı.
Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, Nazlıaka, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde “Ali ile Ramazan” kitabına neden destek verilmediğini sordu.
Nazlıaka önergesinde, “Haziran 2011 tarihinde Uluslararası Af Örgütü tarafından da ortaya konulduğu gibi LGBT’lerin (Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Trans) Türkiye’de sağlık hizmetleri, eğitim, barınma ve çalışma hayatında şiddete de varan bir ayrımcılıkla karşı karşıya olduğunu” vurguladı ve Meclis’e yönelttiği sorular arasında şu da yer aldı: “TEDA, Türk edebiyatını çeviri fonları ile destekleyerek yurtdışında yayımlama ve tanıtma projesi olarak yürürlüğe girmiştir. TEDA, daha önce 17 kitabına destek verdiği Perihan Mağden’in iki erkeğin duygusal ilişkisini anlatan ‘Ali ile Ramazan’ isimli romanını basmak için başvuran Almanya’daki Suhrkamp Yayınevi’nin talebini reddetmiştir. TEDA’nın Perihan Mağden’in kitabının çevirisine destek talebine ret cevabı vermesinin gerekçesi nedir?” 

Bu gelişmelerin ardından TEDA’dan resmi bir açıklama yapıldı. Açıklamada, “Suhrkamp Verlag’ın başvurusu 6 Haziran 2011 tarihinde yapılan TEDA Danışma ve Değerlendirme Kurulu toplantısında görüşülmüş ve söz konusu başvurunun bir sonraki kurul gündemine alınmak üzere ertelenmesine karar verilmiştir” denildi. Açıklamada, erteleme kararlarının başvuruların reddi anlamına gelmediği belirtilirken, bu ertelemenin Suhrkamp Verlag’ın Perihan Mağden’in “Ali ile Ramazan” adlı eseri için yaptığı başvuruya özel bir uygulama olmadığı da vurgulandı.  Tamamı Devamı Ntvmsnbc

Aileden sorumlu bakan Fatma Şahin, LGBT temsilcisini kadın dernekleri toplantısına davet etti...

21 Eylül 2011 Çarşamba, 07:21:01
Eşcinsellere davet jesti!
Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin yasa taslağı ve “Yeni Anayasa” ile ilgili kadın alanında çalışan sivil toplumörgütlerinin temsilcileriyle bir araya gelen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, toplantıya ilk kez LGBT’den de temsilci katılmasını istedi.

Esra YAZDIÇ / ANKARA

Pembe Hayat-LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel) adına toplantıya katılan Belgin Çelik, eski bakan Selma Aliye Kavaf’ın kendileri için kullandığı “hastalıklı” ifadesini ve Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’nun bir röportajında kullandığı “Eşcinseller de eşitlik istiyor, verecekmiyiz? Tabii ki vermeyeceğiz” ifadelerini hatırlattı ve davetinden dolayı Bakan Şahin’e teşekkür etti. Çelik, LGBT olarak yeni yasa için cinsel yönelimve kimliklerin kabulü ile ilgili bir öneri verdiklerini söyledi. Bakan Şahin de eşcinsellere ilişkin yeni Anayasa’da düzenlemeye gidilmesinin pozitif bir görüşle ele alınmasını istedi. Çelik, “Özgürlük ve eşitlik herkes için olacaksa cinsel yönelimayrımcılığı ortadan kaldırılmalı ve temel insan haklarından olan eşcinsel hakları tanınmalı” dedi. Habertürk

TBMM'de tartışma yaratan uygulama. TBMM Başkanlığı, eşcinsel örgütleri tarafından kurulan 'Kaos GL ve Lambdaistanbul adlı derneklerin, resmi web sitelerine erişimi engelledi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB), yasaklı listesinde yer almayan 'www.kaosgl.com' ve 'www.lambdaistanbul.org' adlı sitelere filtre uygulayan Meclis, erişime kapattığı bu sitelere girmek isteyenlere yazılı başvuru şartı da getirdi.

Erişim yasağı sadece Meclis bürokratlarıyla sınırlı kalmadı ve milletvekilleri ile danışmanları da kapsadı. İnternetten bu iki siteye girmek isteyen vekillerin karşısına, 'sınırlı erişim', 'homosexuality' ve 'çalışmalarınız için gerekliyse form doldurun' uyarıları çıktı. Aynı sayfada yer alan ve 'doldurulması zorunludur' hatırlatması bulunan formda ise, filitrelenen sitelere girmek isteyenlerin ad-soyad, sicil numarası, görevi, e-posta adresi, telefon numarası ve niçin erişim istediği sorularını yanıtlaması isteniyor.

Meclis Genel Sekreterliği ise söz konusu sitelere erişim kısıtlamasını teknik gerekçelerle savundu. Yetkililer, 'TBMM internet güvenliği için kullandığımız program 'pornografi', 'kumar', 'homoseksüalite' gibi yasaklı kelimelerin geçtiği siteleri otomatik olarak filtreliyor. Sansür veya yasak yok. İsteyen milletvekili form doldurup bu sitelere girebilir' dedi. Teknik işlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Sadık Yamaç, bu şekilde kaç sitenin yasak olduğu konusunda ise bilgi vermedi.

CHP'Lİ VEKİL FARK ETTİ
Tartışma yaratan uygulamayı, eşcinsel, biseksüel, travesti ve transeksüellerin karşılaştığı ayrımcılık ve şiddet konusunda araştırma yapan CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka fark etti. Erişim yasağıyla karşılaşan Nazlıaka, form doldurmayı reddederek Başbakan Erdoğan'ın yanıtlaması talebiyle Meclis Başkanlığı'na bir soru önergesi verdi. 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' sözünü anımsatan Nazlıaka, Meclis'in tüm vatandaşların temsil yeri olduğunu belirtti ve uygulamayı 'ayrımcılık' olarak tanımladı. Nazlıaka, önergesinde 'LGBT'lere yönelik ayrımcı uygulamalar anayasaya aykırıdır. Bu ayrımcılığa karşı hükümet ne tür önlemler alacaktır?' diye sordu.

'BU SANSÜR VE FİŞLEMEDİR'
Nazlıaka, : 'Seçimlerden önce Pembe Hayat Derneği'ni ziyaret etmiştim, Kaos GL temsilcileriyle de görüşmüştüm. Onların sorunlarını, maruz kaldıkları ayrımcılıkları, gördükleri şiddeti, cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri nedeniyle işlenen cinayetleri konuşmuştuk. Kendim, cinsel yönelimlerle ilgili araştırma yapmak istedim. Bu nedenle sitelerine girmek istedim. Ancak girilemediğini gördüm. Meclis, milletin temsil edildiği yerdir. Bu kişiler milletten sayılmıyor mu? Son derece yanlış bir uygulama. Fişlenme durumu söz konusu.'

KAOS GL'DEN TEPKİ
Meclis'teki uygulamaya KAOS GL Koordinatörü Ali Erol da tepki göstererek şunları söyledi:'TİB'in kara listesinde derneğimizin resmi sitesi yer almıyor. Meclis'teki erişimin engellenmesi ayrımcı bir uygulama ve sansür anlamına geliyor. Bu skandalın 2 yönü var; birincisi, Türkiye'de eşcinsellik realitesinin tanınmadığına işaret ediliyor. İkincisi ise, Türkiye Cumhuriyeti'nde kurulmuş yasal bir derneğin resmi web sayfasına, milli iradenin temsil edildiği bir kurumdan girilememesi.'



İzmir'de homofobiye ve eşcinsellere yapılan ayrımcılığa karşı Alman Başkonsolosluğu'nun desteğiyle çalıştay düzenlendi. İzmir'de homofobiye ve eşcinsellere yapılan ayrımcılığa karşı Alman Başkonsolosluğu'nun desteğiyle çalıştay düzenlendi. Konuyla ilgili yürütülen kampanyanın sonuçlarının politikacılara iletileceği belirtildi. Adını, Nazi Almanyası'nda gay ve lezbiyenlere takılan damgalardan alan Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği tarafından Alman Başkonsolosluğu desteği ile düzenlenen 'Toleranssızlığa ve Homofobi'ye Karşı: Türkiye'de yasal koruma' adlı uluslararası çalıştay Ege Palas Oteli'nde düzenlendi. Çalıştay öncesinde bir konuşma yapan İzmir Alman Başkonsolosu Margit Haberle, ülke olarak insan haklarına verdikleri öneme dikkat çekerek, Türkiye'deki lezbiyen, gay, biseksüel, transeksüel (LGBT) bireylerin hak mücadelesi ile yürütülen projeye de destek verdiklerini söyledi.

KİTAP POLİTİKACILARA SUNULACAK 2011'in bahar aylarında başlatılan kampanya ile LGBT bireylere yönelik hak ihlallerinin önüne geçilmesinin amaçlandığını kaydeden Haberle, "Kampanya sonunda bir kitapçık hazırlanarak politika yapıcılara sunulacaktır. Almanya ile bu konudaki ortaklık 2011 yılından beri devam etmektedir. Ülkemiz, uluslararası bağlamda insan haklarını geliştirmek için çalışmalarını devam ettirecektir" diye konuştu.

İki Amerikalı yazar Sherwooe Smith ve Manija Brown, ortak yazdıkları gençlik romanının kahramanı Yuki’yi eşcinsel olmaktan çıkarmalarını isteyen yazar ajansını teşhir ettiler. Yazarların Publishers Weekly dergisinde söylediklerine göre, büyük ajanslardan biri olan şirket, yazarları temsil etmek için “karakteri eşcinsel olmaktan çıkarmak ya da cinsel yönelimiyle ilgili olan görüşlerini ve referansları kitaptan çıkarmak” şartı koşmuş.


Yazarlar teklifi reddederken, Brown ajansa, “Eşcinsel bir karakteri heteroseksüel yapmak benim geçmeyeceğim ahlaki bir kırmızı çizgi. Gençlerle ve ergenlerle çalışıyorum ve onların bazıları eşcinsel. Onlar, kendilerini gibi insanların kahramanı oldukları romanlar okuyamıyorlar, bu doğru değil,” yanıtını vermiş ancak ajansın bunun üzerine yaptığı “pazarlık” daha ilginç bir hal almış: “Yuki’nin eşcinsel olduğu, okuyucunun serinin içine çekildiği ilerideki kitaplarda ortaya çıkabilir.”


Bu teklifin ahlaki sorunu çözmediğini, eşcinsel karakterlerin gençlik romanlarından çıkarılmasının eşcinsel gençlere “sizin gibi insanlar o kadar kötüdür ki romanlarda bile varolamazlar” demek olduğunu söyleyen yazarlar, Yuki’nin hayata bakışının yeniden yazılmasını isteyenin yalnızca bu ajans olmadığını da vurguluyorlar: “Bu ajanstakilerin kişisel duygularıyla ilgili birşey değil. Duygularını bilmiyoruz, özel yaşamlarında belki de eşcinsellere karşı sempati besliyor olabilirler ama fakat ticari bir mesele olarak eşcinsel karakterlerin çıkarılmasını istiyorlar. Eğer değişikliği yaparsak kitabın iyi satacağını açıkca belirttiler. Fakat meselenin kişisel mi olduğu yoksa pazar tahminleri ile mi ilgili olduğu farketmez. Esas mesele şu ki eşcinsel bir genç, kelimenin tam anlamıyla, kendi hikayesinden kovuluyor.”




"Eşcinsel kahraman satmaz, değiştirin":Sabit Fikir.Com "Eşcinsel kahraman satmaz, değiştirin"

Almanya’nın Başkenti Berlin'de 18 Eylül'de yapılacak olan eyalet seçimlerinde Türkiye kökenli eşcinsel bir milletvekili adayı da yarışacak.


ntvmsnbc
Güncelleme: 16:17 TSİ 16 Eylül. 2011 Cuma
18 Eylül seçimlerine 3'ü seçilebilecek sıralardan 6 Türkiye kökenli adayla katılacak olan Sol Parti'nin 10. sıra milletvekili adayı, eşcinsel hakları savunucusu Hakan Taş’ın seçim çalışmaları devam ediyor.
“Seçildiğim takdirde Almanya'da meclise giren ilk Türkiye kökenli eşcinsel milletvekili olacağım ve eşcinsellerin haklarını sonuna kadar savunacağım" diyen Taş, 1966 Türkiye doğumlu bir yazar ve 1980 yılından bu yana Berlin'de yaşıyor.

Bugün tarihli Beyaz Gazete'de , Emniyet'in Adalet Bakanlığı'na bu soruyu sorduğu haberi vardı. Polisin bu kadar ince düşünebilmesi gözlerimi yaşartmadı değil. Yalnız şöyle de bir durum var ki, aslında emniyet bu soruyu sorarken trans kadınları kastetmiş olmalı, zira eşcinselleri bir bakışta anlayabilecek kaç polis vardır?

Emniyet'ten Adalet Bakanlığı'na 'eşcinsel' sorusu

Emniyet'in, Adalet Bakanlığı'na "Gözaltına alınan eşcinsellerin üst aramasını kim yapacak?" diye sorduğu öğrenildi.

Polisin operasyonlarda gözaltına alınan eşcinsellerin üst aramasını kadın mı, yoksa erkek polislerin mi yapacağı konusunda tereddüte düştüğü ve Adalet Bakanlığına ‘’Aramayı kim yapacak?’’ diye sorduğu öğrenildi. Adalet Bakanlığı ise cinsel tercihi farklı olanlara yönelik bir hüküm bulunmadığını ve gözaltına alınan kişinin "Nüfus cüzdanı mavi ise erkek, pembe ise kadın polislerce aranması" yönünde tavsiyede bulundu. Tamamı Kaynak






Avustralya hükümeti geçen hafta aldığı bir karar uyarınca pasaportlara üçüncü cinsiyet seçeneği ekledi.





Radikal'in haberine göre, pasaportlarında üçüncü seçeneği seçmek isteyen trans bireyler için ‘doktor raporu’ şart koşuluyor.

Konu hakkında açıklama yapan Avustralyalı yetkililer, seyahat özgürlüğünü tam olarak sağlamak ve trans bireylerin gümrük kapılarında yaşadığı zorlukları önlemek amacıyla böyle bir karar alındığını ifade ederken, bireylerin hissettikleri cinsiyeti kimliklerinde yansıtmak istemelerinin en doğal insan hakkı olduğunu belirtti.

'İsimsiz' başlığını taşıyan 12. İstanbul Bienali dün açıldı. Tek mekânda yüz kadar sanatçıyı bir araya getiren bienal, beş tematik sergisiyle konu ve biçim olarak farklı meşreplere uygun tercihler sunuyor

 ....

Bienal’in en sansasyonel bölümü ise Ross. Torres’in sevgilisine adadığı işlerden ilham alan salon biraz buruk, hüzünlü ve tabii ki hınzırca işlerden oluşuyor. Eşcinsel kimliklere ve aşka adanmış bir sergi bu. Eşcinsel dünyalara dair 364 karelik kişisel bir foto günlük olan ‘Siyah Beyaz Günlük’ ve Juan Capistran’ın ‘Siyah Üstüne Siyah’ heykeli dikkat çekiyor. Bu serginin yıldızı hiç tartışmasız Kutluğ Ataman. Sanatçı eski bir ilişkisinden kalan gerçek yatağı, ortasında derin bir yırtıkla sergiliyor. Yırtığın bir ucu kırmızı iple dikilmiş. İşin adı ise ‘Forever’. Ataman’ın, askeri hastaneden aldığı rapor da bu bölümün sürprizi!
 ....
Bİenal’İn sansasyonu: Kutluğ Ataman’ın ‘eşcinsel’ raporu
Serginin Ross başlıklı bölümünde Kutluğ Ataman’ın katalogda ve basın bültenlerinde yer almayan bir işi var. Sanatçı, Kasımpaşa Askeri Hastanesi’nden aldığı raporun tıpkısını duvara asmış. Tanı bölümünde ‘Homoseksüalite’ yazan rapor son bir yıl içinde alınmış. İçinde, konuşma ve tavırlarında ‘efemine’likten, aklı yerinde olmaktan, yurtdışında yapılan evlilikten söz edilen rapor, sanatçının askerlikten muaf tutulması hakkında. Ataman, Türkiye’de eşcinseller için büyük bir mesele olan ‘askerlik’ konusunda, kendi özel hayatını ortaya koymak pahasına sert ve cesur bir tavır almış. Yeni aldığı raporu, adeta bunu ondan isteyenlerin yüzüne çarpmış


Tamamı Radikal


Eşcinsel olduğu için 2008 yılında öldürülen Ahmet Yıldız'ın ölümü ile ilgili davada önemli bir adım atıldı. Mahkeme katil zanlısı olan baba Yahya Yıldız'ın Irak'ın Erbil kentinde olduğunu belirterek sanık hakkında 'kırmızı bültenle arama' kararı çıkarttı.
İstanbul Haber Servisi - Markete gittiği sırada aracında vurularak öldürülen ve ailesinden ölüm tehditleri aldığı için onlarca kez savcılığa başvuran üniversite öğrencisi Ahmet Yıldız’ın ölümü ile ilgili davaya Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada maktülün yakınlarından kimse bulunmazken çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ve Uluslararası Af Örgütü’nde bir gözlemci hazır bulundu. Mahkeme heyeti dava dosyasına sanık baba Yıldız’ın nerde olduğuna ilişkin teknik takip sonucu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden istenen yazının geldiğini belirtti. Yazıda şüpheli Yahya Yıldız’ın Irak’ın Erbil kentinde olduğu ortaya çıktı. Mahkeme de baba Yıldız hakkında “kırmızı bültenle” arama kararı çıkartarak eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

“Baba daha önce yakalanabilirdi”
Olayda yaralanan Ümmühan Darama’nın avukatı Fırat Söyle, mahkeme başkanın iki celse önce değiştiğini ve eski başkanın söz konusu davaya bakış açısı nedeniyle hiçbir gelişmenin yaşanmadığını vurguladı. Avukat Söyle, “Cinayetin ardından 3 yıl geçti. Dava ise 2 yıldır devam ediyor. Şüphelinim yurtdışına kaçtığını tahmin ediyorduk. Eski mahkeme başkanı ise yalnızda Türkiye içinde verilen arama kararında direndi. Ülke içinde olmayan birini nasıl yakalayabilirsiniz? Eğer bir önceki başkanın bu davaya karşı olumsuz bakış açısı olmasaydı ve kırmızı bültenle arama kararını çıkarsaydı baba şimdiye kadar çoktan yakalanmış olabilirdi.>>

İstanbul Bahçelievler’de kiraladıkları arabaya aldıkları E. Ö. (32) adlı travestiyi, Ayazağa’daki Büyükşehir Belediyesine ait bir hafriyat alanına götürdükten sonra vücudunun değişik yerlerinden bıçaklayarak yaralayan iki zanlı gözaltına alındı. Şişli Emniyet Müdürlüğünde sorgulanan zanlılar travestiyi kendileriyle aynı memleketli olduğu için dövüp yaraladıklarını söyledi.
Polis kayıtlarına göre arabasına aldıkları travestiyle yolculuk sırasında memleket muhabbeti yapan zanlılar, travestiyle hemşehri çıkınca onu dövmeye başladı. "Bizim oralardan böyle adam çıkmaz" diyerek E. Ö.’yü Ayazağa’daki hafriyat alanına götüren zanlılar karın, sırt ve boğaz bölgelerinden bıçakladıktan sonra kaçtı. Ağır yaralı E. Ö. sürünerek yola çıkmayı başarınca vatandaşlar tarafından Bakırköy, Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma hastanesine kaldırıldı.  <<

2012'de Azerbaycan'da yapılacak Eurovision'a gitmek isteyen eşcinseller endişeli...


BBC Türkçe
Güncelleme: 14:47 TSİ 15 Eylül. 2011 Perşembe
BAKÜ - Azerbaycan yetkilileri 2012'de Bakü'de yapılacak Eurovision yarışması için eşcinsellerin de ülkeye gelmesinde hiçbir sorun olmadığında ısrarlı. Ancak bu tür güvenceler, Azeri toplumunda eşcinsellerin gördüğü muameleyi birinci elden yaşayanlar için fazla bir anlam taşımıyor.
Kısa süre önce Fransa'dan siyasi sığınma hakkı alan eşcinsel Azeri sanatçı Babi Badalov, "Ağabeyim önce beni, sonra kendini öldüreceğini söyledi" diyor. "Eşcinsel olduğum ortaya çıkınca kızkardeşim de telefonda bana bağırdı ve ülkeden uzak durmamı istedi. Bir daha onlarla görüşebileceğimi hiç sanmıyorum."
Azerbaycan'ın ücra bir köşesinde doğan Badalov, 15 yaşına gelince Bakü'ye taşınmış. Ancak orada da cinsel eğilimini en yakın arkadaşlarından bile saklamış. http://www.ntvmsnbc.com/id/25250657/

Şişli'de eşcinsel bir kişi, müşteri olarak anlaştığı iki kişi tarafından boğazı kesilerek yaralandı

14 Eylül 2011 Çarşamba, 09:43:50
Eşcinsel kişiye bıçaklı saldırı!
Olay sabaha karşı 05.30 sıralarında Ayazağa'da boş bir arazide meydana geldi. Travesti Erol Öztürk (29), ilişkiye girmek için Bahçelievler'de müşteri olarak anlaştığı 2 kişi ile Ayazağa Helikopter Pisti yakınlarına gitti. İki zanlı, buradaki boş bir arazide parasını istedikleri travestinin direnmesi üzerine Öztürk'ü sırtından bıçakladı. Hırsını alamayan zanlılar, bıçak ile bu kez travestinin boğazını kesip, çantasındaki değerli eşyaları alarak kayıplara karıştı>>.

Haber7'nin psikolog yazarından inciler;

Yeni bir dosya açıyorum. “‘Eşcinsel olmaya alış’ tedavisine hayır” dosyası…
Nerden mi çıktı? Duyduklarımdan elbet! Hemen anlatmaya başlıyorum.
Eşcinsellik yıllardan beri “cinsel kimlik bozukluğu / cinsel sapkınlık, ruhsal bir hastalık” olarak tanımlandı. 1970’lere kadar eşcinsel insanlar gerek ilaçla gerekse terapi yöntemleriyle tedavi edilmeye çalışıldı.
Zamanla kutuplaşmalar devreye girdi. Birileri dedi ki bu hastalıktır/sapkınlıktır. Tedavi edilmelidir. Diğerleri dediler ki; bu bir cinsel tercih meselesidir. Hastalık değildir. Bu duruma hastalık diyenlerin kendileri hastadır. Ortada tedavi edilecek bir durum yoktur; zira hastalık diye bir şey yoktur.
1970 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSM-4) eşcinselliği hastalık veya cinsel sapkınlık olmaktan çıkardı. Kişisel tercih/cinsel tercih adı altında değerlendirdi. Bilim dünyası, eşcinselliği tedavi etmekten vazgeçtiği gibi, tedavi edilmesi gerekir gözüyle bakanları gericilikle, bilimdışı davranış sergilemekle suçladı.
Neyse… bu günlere geldik.

 Şimdi gelelim benim şaşırdığım noktaya… ve tartışmaya açılması gereken hususa!
Geçmişte eşcinsel olduğu için zorla tedavi edilmeye çalışılan insanlar vardı. Gerek medical gerekse terapilerle tedavi edilmeye çalışılan insanlar. Şimdi tam tersi. Duygularında bu hisleri taşıyan insanlar zoraki eşcinselliğe alıştırılmaya çalışılıyor. Anlayacağınız geçmişte “Size ne ey insanlar! Ben eşcinselim, halimden de memnunum.” diyen kişiler zorla tedavi edilmeye çalışılırken; bugün “Eşcinsel duygular içindeyim ve rahatsız oluyorum. Lütfen bana yardım edin, kurtarın beni bu duygulardan!” diyen kişilere zorla eşcinsellik sevdirilmeye çalışılıyor.
 Tahammül edebilecekseniz tamamı-devamı >>


Avrupa Komisyonu`nun Kibris Temsilciligi ile ACCEPT LGBT orgutunun birlikte organize ettigi `LGBT Esitligi: Neden gelecekte ve bugun itibariyle degil? Hemcins iliskilerin yasal olarak duzenlemesi` isimli panel 14 Eylul 2011, 19-21 saatleri arasinda "The EU House (AB Evi)"nde gerceklesecek ( 30 Byron Avenue, Lefkosa).


Uluslararasi LGBT Dernegi (ILGA)`nin Mayis 2011`de yayinlamis oldugu son raporunda, Kibris, 50 Avrupa Konseyi uyesi arasinda en kotu 4., AB uyeleri arasinda da LGBT haklari konusunda en az yasal duzenlemeye sahip  devlet olmustur. 

Diger bircok AB uye devlette var olan ve en temel insan haklari olarak kabul edilen ayrimciliga karsi koruyucu yasalar ile pozitif eylem yasalari malesef Kibris`ta duzenlenmemistir. Hemcins ciftlerin iliskileri ise hala Kibris`ta tanimamaktadir.

Avrupa Komisyonu`nun Kibris Temsilciligi konunun tartisilabilmesi icin Kibris Cumhuriyeti Kamu Denetcisi (Ombudsperson) Eliza Savvides, Bassavcilik adina Theodora Christodoulidou ve ACCEPT orgutu adina Yorgis Regginos`u konusmaci olarak davet etmistir. 


Homofobiye Karsi Inisiyatif Dernegi olarak 14 Eylul 2011 gunu yapilacak olan haftalik toplantimizi panele katilmak icin iptal ediyoruz. Sizleri de panele katilmak icin 6:30`da Ledra Palace Oteli`nin onunde bizlerle bulusup panele katilmaya davet ederiz.

Saygilarimizla,


-- 
Homofobiye Karsi Inisiyatif
Initiative Against Homophobia

Belçikalı futbolcu, gay porno yıldızı olmak için futbolu bıraktığını açıkladı
13/09/11 15:33
Gay porno yıldızı olmak için!...
HTSPOR.COM / DIŞ HABERLER
Belçikalı Jonathan De Falco, beklenmedik bir karar alarak gay porno yıldızı olmak için futbolu tamamen bıraktığını açıkladı.
Bu sezon başında sakatlığı nedeniyle Racing Mechelen'den ayrılan 27 yaşındaki oyuncu, eşcinsel filmlerde oynama kararı aldı.
Flaman gazetesine açıklamalar yapan Jonathan De Falco, "Daha önce kız arkadaşım vardı; ancak erkekler de ilgimi çekiyordu. Bunu asla saklamadım. Futbol oynarken bunu da kimse sorgulamadı" dedi.

İSTANBUL (A.A)
İstanbul Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transeksüel Dayanışma Derneğinin girişimiyle bir araya gelen Kadın Kapısı, Lambdaistanbul Dayanışma Derneği, Kaos GL, Pembe Hayat Dayanışma Derneği, Cinsiyetçiliğe Karşı Dayanışma Ağı ve Devrimci Anarşist Faaliyet adlı sivil toplum kuruluşlarının üyeleri, "Didem Soral" takma adlı Abdülkadir Çakmak’ın (37) 31 Temmuz Pazar gecesi öldürüldüğü Fındıkzade Molla Gürani Mahallesi Karakoyunlu Sokak’taki evinin önünde toplandı.

"Trans cinayetleri durdurulsun" yazılı pankart açan gruptakiler, Çakmak’ın öldürüldüğü evin penceresine karanfiller bıraktıktan sonra mum yaktılar.>>

Nurgül Yeşilçay, UNICEF yararına düzenlenen İstanbul’un Yıldızları projesi kapsamında tasarladığı yıldızla eşcinsellerin haklarına vurgu yaptı
09 Eylül 2011 Cuma, 09:17:12
The Sofa Hotel sponsorluğunda düzenlenen projeye ünli oyuncu Nurgül Yeşilçay da destek verdi. Yeşilçay, birbirine sarılan iki erkeği resmederek tasarladığı yıldızı Türkiye’de özgür yaşam hakkını tam olarak elde edememiş, toplumsal baskı altında tutulan, cinsel farklılıkları yüzünden dışlanan insanlara ithaf etti. Yeşilçay’ın, Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in ‘Öpücük’ eserine bir gönderme olarak hazırladığı ‘Renkler’ adlı resim ve rölyef çalışması 9 Eylül - 30 Kasım arasında Kanyon Alışveriş Merkezi’nde sergilenecek.

Geçen Salı Haber Vaktim adlı gazetede (aslında dilim varmıyor gazete demeye) ;İstanbul Modern'de söyleşiye katılacak Küçük İskender için bir haber yayınlandı. Başlık aynen okuduğunuz gibi "İstanbul Modern'de Küçük İ. Skandalı"

Sözümona onlar için bu bir saldırı tekniğiydi. Halbuki o sürekli bahsettikleri diğmalarına biraz oksijen girmiş olsaydı, bunu bu yolla yapmazlardı.

HEM EŞCİNSEL HEM KEMALİST

Küçük İ'yi İstanbul Modern'in çağırması toplum mühendisleri ve muteber sosyologlar tarafından duyarlı müslümanlara karşı saf zihinleri ifsad etme gayesiyle yapılan provokatif bir girişim olarak gösteriliyor. “Gençleri Anıtkabir'e saygı duruşuna götürüyorum” diyen eşcinsel Kemalist Küçük İ., Mustafa Kemal'in dışında (işi sağlama almayı bilir) her şeye karşı anarşist tavır takındığını da göstermişti.

Merak ediyorsanız tamamına; buradan ulaşabilirsiniz. 


Bugün organizasyonu yapan sabitfikir'den kınama geldi.

Sabit Fikir ve İstanbul Modern olarak Temmuz’dan bu yana sürdürdüğümüz Sözünü Sakınmadan adlı edebiyat etkinliğimiz ve bu haftaki konuğu küçük İskender hakkında kimi yayın organlarında çıkan yakışıksız ve provokatif yazıları, tüm edebiyatseverler adına kınıyoruz.


Yıllardır edebiyat dünyasına önemli katkılarda bulunan değerli bir edebiyatçıyı ve özenle düzenlediğimiz bu etkinliği desteklemek için herkesi Perşembe günü saat 19:00’da İstanbul Modern Bahçe’de buluşmaya davet ediyoruz.


Saygılarımızla,

Sabitfikir.com
 

Ücretsiz rezervasyon için:
etkinlik@istanbulmodern.org

 

Milliyet Magazin Servisi'nin haberine göre; yönetmenliğini Sinan Çetin'in yapacağı filmde Oktay Kaynarca'nın gay mafya babasını canlandıracağı söylenmekte. Filmin konusu, adı hakkında herhangi bir bilgi yok.

O.Kaynarca (nereden estiyse artık) bir ara şöyle demişti; “Türkiye’de bugüne kadar iyi bir eşcinsel rolü yazılmış değil. Aslında eşcinsel rolü öyle bir yazılır ki, oynamamak aptallıktır”




İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen Filmekimi’nde, dünyanın belli başlı festivallerinde ödüller kazanmış, Berlin, Cannes, Venedik ve Toronto’da dünya prömiyerlerini yapan filmlerle usta yönetmenlerin son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 40’a yakın film izleyicilerin karşısına çıkacak.
Zengin programıyla Filmekimi, 8–15 Ekim tarihlerinde, 8 gün boyunca Beyoğlu’nda Atlas ve Beyoğlu sinemalarının yanı sıra Nişantaşı City’s ve Cinebonus Maçka G-Mall olmak üzere 4 sinemada izleyicilerle buluşacak. ...... Filmekimi 10. yılında yalnızca İstanbul’da değil, Türkiye’nin beş şehrinde daha sinemanın en iyi ve en güncel örneklerini sunuyor. Filmekimi kapsamında bu yıl Avrupa Birliği MEDIA programının desteğiyle İstanbul’un yanı sıra, İzmir, Bursa, Konya, Trabzon ve Diyarbakır’da hafta sonları gösterimler yapılacak ve böylece Filmekimi Türkiye’nin dört bir yanında yeni sinema sezonunu müjdeleyecek. 

FİLMEKİMİ PROGRAMINDA LGBT 

BEGINNERS / Mike Mills Mike Mills, otobiyografik öğeler taşıyan filminde, babasıyla sürprizli ilişkisini gayet içten bir şekilde anlatıyor. Beginners, yıllar süren evliliğinden sonra, karısının ölümü üzerine eşcinsel olduğunu açıklayan 75 yaşında bir baba ve oğlu arasındaki ilişkiyi ve içten sevgiyi anlatan “harikulade yaratıcı bir komedi”. Mike Mills’in 2005 yapımı ilk filmi Başparmak İstanbul Film Festivali’nde gösterildiğinde büyük ilgi toplamıştı. 

ERKEK FATMA / TOMBOY / Céline Sciamma 1980 doğumlu genç Fransız yönetmen Céline Sciamma’nın son filmi Erkek Fatma, oyunlar, çocuk dünyası ve mutlu güzel yaz günlerini fon alarak cinsiyetle ilgili kalıpları inceliyor.
Erkek Fatma, Berlin’den Jüri Ödülü ile dönerken, Philadelphia’da Gay – Lezbiyen Jüri Özel Ödülü, San Francisco’da Gay – Lezbiyen İzleyici Ödülü ve Torino’da Gay – Lezbiyen En İyi Film ödüllerini kazandı. 10 yaşındaki kız çocuğu Laure’un yeni taşındıkları kasabada kendisini erkek olarak tanıtmasını konu eden ve amatör çocuk oyuncuların olağanüstü performanslarıyla dikkat çeken Erkek Fatma, Berlin Film Festivali’nin Panorama ve Nesiller bölümlerinin açılışlarında gösterildi. 

 






İki yıl önce eşcinsel olduğu ortaya çıkan ve bu nedenle maç yönetmesine izin verilmeyen hakem Halil İbrahim Dinçdağ, ayakta kalma mücadelesi veriyor. Sahalara çıkamayan, radyodaki işine son verilen Dinçdağ, yedi ülkenin dışişleri bakanına, ülkelerinde yaşamak ve maç yönetebilmek için mektup gönderdiğini söylüyor
“Basına konuşmaya karar verdiğim o gün, 32 yılımı mezara gömdüm. Hayatım, düzenim tamamen yok oldu. Dişimle, tırnağımla geldiğim yeri tek kalemde silmek zorunda kaldım. Hayata sıfırdan yeniden başlayacaktım, ama iki yıldır hâlâ sıfır noktasındayım.” Bu sözler, 2009 yılında eşcinsel olduğu ortaya çıkan ve maç yönetmesine izin verilmeyen hakem Halil İbrahim Dinçdağ’a ait.
Halil, iki yıl önce, Trabzon’da futbol hakemliği yapıyordu. Eşcinsel olduğunu çevresindeki hiç kimse bilmiyordu. Hayattaki en ciddi sorunlarından biri olan askerlik yapma zamanı, gelip kapıya dayandı. 2009 yılı şubat ayında askerlikten muaf olduğuna dair belge aldı. Bu belgeyi, askerlikle ilgili bir sorunu olmadığını göstermek için Trabzon İl Hakem Kurulu’na verdi. İki ay daha devam etti hakemliğe. Ardından İl Hakem Kurulu, kendisine askerliğe elverişli olmayanların hakemlik yapamayacağını ileterek, maçlarda görev almasına izin vermedi. Profesyonel maçları yönetmesi için girmesi gereken klasman hakemliği (profesyonel hakemlik) sınavına da alınmadı. Bu süreçte, klasman hakemliği için üst yaş sınırı olan 33 yaşını da doldurdu. Tek umudu Futbol Federasyonu’ydu. Ancak Federasyon’dan “Hakemlik yapamaz” yanıtı aldı. Tam da bu günlerde, Halil’in durumu basına sızdı. İddiasına göre, eşcinselliğini basına sızdıran federasyondu. Önce ‘eşcinsel hakem’ diye ismine yer verilmeden haberler yayımlandı. Ardından Fatih Altaylı, köşe yazısında ad ve soyadının ilk harflerinin H.İ.D. olduğunu yazdı. Trabzon’da hakemlik yapan kaç H.İ.D. olabilirdi ki? Böylece kimliği deşifre oldu.
“Tek başına bir ağaç gibiyim”
Sonunda savaşmaya karar verdi Halil ve H.İ.D. olarak değil, Halil İbrahim Dinçdağ olarak röportajlar verdi. Yani, cesur bir çıkış yaparak ezber bozdu.
“Hayatında ne değişti?” diye sormak için buluştuğumuzda, iki Halil vardı karşımızda.
Biri bıkmış, pes etmiş bir adam. “Benim için artık her şey bitti. Etrafımda birçok insan vardı, şimdi yok. Eski arkadaşlarımın yarısı kayıp. İş bulamıyorum ve hayatımı idame ettiremiyorum. Bana hâlâ ailem bakıyor. Kendimi çırılçıplak hissediyorum. Tek başına bir ağaç gibiyim. Bir ormanda olmam gerekirken, yapayalnızım. Özel hayatım kalmadı. Benimle arkadaşlık yapmaya çekiniyorlar. ‘Senin yanında görünürsem, yanlış anlaşılır’ diye düşünüyorlar” diyor. >>

Hakemlik lisansı iptal edilen, ve iptal nedeni eşcinsel olması sayılan; Halil İbrahim Dinçdağ'ın davası hala sürmekte. Bu arada şubat 2011'de vizyona girmesi beklenen Turnuva Altın Kolye filminde rol almış. Filmin yönetmenliğini Varol Uzun yapmış ve onun sözleriyle;
“İnsanların cinsel hayatları bizleri ilgilendirmez, önemli olan yaptıklarıdır. Filmde Halil İbrahim Bey'in yanısıra yazar Nihat Genç, Volkan Konak, Sunay Akın, Trabzonspor'un efsane futbolcularından Serdar Bali, Hami Mandıralı, Şenol Güneş, Ahmet Suat Özyazıcı da yer alacak.”

POLANSKİ’DEN SÜRPRİZ - 2 yıl önce 1977’lerde işlediği tecavüz suçuyla İsviçre’de tutuklanan Polonyalı usta sinemacı Roman Polanski, Haziran 2010’da serbest bırakılmasının ardından sessizliğe gömülmüştü. Polanski’nin sessiz sedasız tamamladığı yeni filmi “Carnage” festivalde ana yarışmada bulunuyor. Başrollerini Kate Winslet, John C. Reilly ve Jodie Foster’ın paylaştığı film, Yasmina Reza’nın övgü toplayan tiyatro oyunu “God of Carnage”nin uyarlaması . İki orta sınıf ailenin çocukları dolayısıyla bir araya gelmesi üzerinden ilerleyen film, ırkçı önyargılar ve homofobi gibi konulara yoğunlaşıyor. Dün basının karşısına çıkan film, eleştirmenleri büyüledi ve filmin sıkışmışlık hissi ile Polanski’nin son birkaç yılda yaşadıkları arasında bağlantı kuruldu.(Milliyet Sanat Ödül aslanın midesinde)

10 yaşındaki Jack, kız olarak daha mutlu olduğunu söyleyerek, ismini Jackie'ye çevirdi

Soyadının açıklanmasını istemeyen Amerikalı Jackie’in anne ve babası Jennifer ve John, çocuklarının cinsiyet değiştirme kararı aldığını, ailece de bunu desteklediklerini açıkladı.Amerikan ABC kanalında yayımlanan ‘Good Morning America’ programına katılan Ohio’lu çift “Jackie iki yaşından beri kız çocuğu gibi giyinmekten hoşlanıyor. Süslenmeyi, bale yapmayı seviyor. Kız kardeşi Sagan, ona bir gün erkek olmaktan mutsuz olup olmadığını sormuş. Jack de ona ‘Kız olmayı isterdim’ demiş. Bir şeylerin ters gittiğini o zaman anladık” dedi. Jackie’nin annesi Jennifer “10 yaşına geldiğinde gelip ‘Buna artık daha fazla tahammül edemeyeceğim, ben bir kızım ve öyle yaşamak istiyorum’ dedi. Ben de ‘Tamam, her şey düzelecek’ dedim. Artık ona Jackie diye hitap ediyoruz. Babası sorulduğunda iki kızı olduğunu söylüyor. Şimdilik her şey yolunda. Ama ileride ne gibi sorunlarla karşılaşır, bilemiyorum” cümleleriyle durumu özetledi.

Kaynak Tamamı

(Haber sayfasında Jackie'nin 2 fotografı var. Bunlar basına ailesi tarafından mı dağıtıldı araştırmadım, fakat soyadının açıklanmayıp fotografının servis edilmesi, hangi akla hizmet eder!)

 

Berk Efe
Evli olduğu kadına şiddet uygulayan erkekle ilgili bir haber duyduğumuzda “Bu adam ruh hastası herhalde” diyebiliyoruz kimi zaman.
Bunu dediğimizde, belki rahatlıyoruz, belki kendimizce bir açıklama getirmiş oluyoruz. Bir taraftan da bu şiddete zemin hazırlayan bir yığın meseleyi görmezden gelmiş oluyoruz. Örneğin, erkeğe böyle bir şiddeti kullanma yetkisini veren toplumsal değerleri, bu şiddeti mümkün kılan aile kurumunu ve bu kurumu mümkün kılan sınıflı toplum yapısını gözardı ediyoruz. 
Bu eğilime ve çeşitlerine genel bir başlık olarak “Psikolojikleştirme” ismini takmak mümkün. Psikolojikleştirme, bir dizi sosyal, politik, kültürel, ekonomik özellikleri ve nedenleri olan bir durumu, bireyin içsel yapıları ve psikolojik durumu ile açıklama eğilimine verilen isim. Bu tarz psikolojikleştirmelerden biri de yaygın bir söylem olan homofobi kavramsallaştırmasında yaşanıyor.
Homofobi, pek çok kaynakta eşcinsellere yönelik korku ve nefret olarak tanımlanıyor. Özellikle eşcinsellere yönelik şiddet eylemlerinde, eşcinsel ve transgender cinayetlerinde, bu şiddet eylemlerinin faillerinin homofobik olduğu öne sürülüyor.
Eşcinsellik karşıtlığı bir fobi mi?
Psikoloji kaynaklarına bakacak olursak fobi, herhangi bir durum, nesne, aktivite, insan veya hayvana karşı duyulan irrasyonel, dayanılamaz, engellenemez ve devamlı bir korku olarak tanımlanır. Fobiye sahip olan kişi, bu korkuyu yaratan uyarandan kaçmak için sürekli ve irrasyonel bir arzu içerisindedir. Bu korku kişinin kontrol edemediği bir düzeye gelmişse ve hayatını kötü yönde etkilemekteyse, anksiyete bozuklukları kategorisinde yer alan fobi tanısı koyulur.
Psikolojinin hastalık kategorileri arasında homofobi bulunmuyor. Buna rağmen, farklı psikoloji disiplinleri, homofobi üzerine birbirinden farklı açıklamalar üretiyor. Bu açıklamalarda eşcinsellere yönelik nefret ya da ayrımcılık, ‘homofobik kişi’nin içsel yapısında, zihinsel modellerinde aranıyor.
Kavramın asıl yaygınlık bulduğu kullanım alanı ise politik alan ve gündelik yaşam.  Örneğin, eski Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf “Eşcinsellik Hastalıktır” dediği zaman, bu sözleri homofobi ile açıklamak oldukça yaygın. Böylece, onun bu davranışını irrasyonel bir korkuya bağlamış oluyoruz. Kaynak -Tamamı Altüst Dergisi

  1. twitter'da kadınlarda itici özellikler ve erkeklerde itici özelliklerin ardından dönmeye başlayan muhabbet.
    (geceler yarim oldu 01/09/2011 01:18)
  2. arada bir canınız sıkılınca, homofobiye cevap vermek için şurayı; twitter.com/..>kullanabilirsiniz. çekinmeden saniyede 100 tık hızında yazınız lütfen. homofobi susuncaya dek, eşcinseller susmayacak.
    (madi 01/09/2011 02:18)





Blogger tarafından desteklenmektedir.