.Aktivist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası / Istanbul LGBTI+ Pride Week
@istanbulpride



26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Teması: Sınır!
Özgürlüklerimizi ve isteklerimizi kısıtlayan sınırların her geçen gün arttığı bir dünyada yaşıyoruz. Artan baskı ve ardı arkası kesilmeyen yasaklara rağmen 26. senesinde 25 Haziran-1 Temmuz 2018 tarihlerinde gerçekleşecek 26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın temasını açıklıyoruz: SINIR!
Yazının ve düşüncenin sınırlarıyla ele aldığımız bu kavramı sınır kelimesinin anlamını hayatlarımıza dokunduğu yere doğru hep birlikte düşünerek, konuşarak, tartışarak genişletmek için bir çağrı yapıyoruz.
Bu çağrıyı yapıyoruz çünkü kimliklerimizin, yönelimlerimizin, varoluşlarımızın, çeşitli bahanelerle sınırlandırılmasını kabul etmiyoruz. ‘’Dört duvar arasında ne yaparsanız yapın’’ diyerek bizi kamusal alandan tecrit edenlere karşı, bizi sıkıştırdıkları alanlardan çıkarak bir araya geliyoruz. Her gün sokaklarda pervasızca var olmaya devam eden şiddete, işkenceye, tacize ve tecavüze ses çıkarmayanlara inat; sevmeye, hazza ve paylaşmaya konulan sınırları aşındırmanın ne denli önemli olduğunu biliyoruz.
Bu çağrıyı yapıyoruz çünkü çocuk yaşta beden sınırları ihlal edilerek toplum normlarına uydurulmaya çalışılan intersekslerin fark edilmesini istiyoruz. Kendi güç pozisyonlarını korumak için bizleri ikili cinsiyet sisteminin sınırlarına tıkanların karşısına dikiliyor, bizlerden “farklı” olduğumuzu düşünerek gözlerini kaçıranlara “buradayız” diyoruz. Yönelimlerin, kimliklerin ve varoluşların sayısına çekilen sınırlara karşı kuirlerin, sayısız cinsiyet kimliğinin ve cinsel yönelimin varlığını gösteriyoruz. Aseksüellerin, aromantiklerin ve nicelerinin varlığını haykırıyoruz.
Bu çağrıyı yapıyoruz, çünkü yaşadığımız coğrafyanın sınırları ötesinde sürmekte olan savaşın yarattığı kıyımı görüyoruz ve milliyetçi, ırkçı, sömürgeci devletlerin koyduğu sınırlara karşı durmak istiyoruz. Devletlerin koyduğu sınırları binbir güçlükle aşan göçmen arkadaşlarımızla yabancı düşmanlığının ve ırkçılığın aramıza koyduğu görünmez sınırları konuşmak ve sınırların yarattığı psikolojik, fiziksel problemleri görünür kılmak istiyoruz. Kimliklerimizden duyduğumuz onuru göçmenler, etnik azınlıklar, diğer uluslardan herkesle sınırsızca kutlamak istiyoruz.
Flörtlerimizde, ilişkilerimizde erkek egemen sistemin dayattığı sınırların değil kendi sınırlarımızın geçerli olduğunu haykırıyoruz. Eşlerimizin, aşklarımızın sayısına çekilen sınırları kaldırıyoruz.
Ankara Valiliği’nin il sınırları içerisinde konan ve süresinin sınırı olmayan yasağını İstanbul’dan protesto ediyor, onların sınırlarıyla alay ediyoruz. Son 25 yıldır söylediğimiz gibi: Sınırları, içine hapsedildiğimiz “gettoları değil, kentin tamamını” istiyoruz. Hapishanede insanî muamele istediği için açlık grevine başlayan ve sesini duyuran Diren’i ve birçok başka trans arkadaşımızı hapse koyup direnişimizi ve dayanışmamızı sınırlayabileceğini zannedenlere gerek açlığımızla, gerek mektuplarımızla sesimizi yükseltiyor ve insanca yaşamanın onurunu geri kazanıyoruz.
26 senedir gösterdiğimiz kararlılık ve irademizle şöyle sesleniyoruz:
Sınır! Yeri geldi bizleri içine hapsettin, Çeçenistan’da toplama kampı oldun, işkenceye ve ölüme maruz bıraktın.
Sınır! Yeri geldi bizleri dışına attın, genel ahlak yasası ile bizleri işlerimizden ettin, yemek yediğimiz restoranlardan ve başımızı soktuğumuz evlerimizden kovdun. İnsanlık tarihi boyunca güçlünün yanında oldun. Bedenlerimize, irademize saygı göstermedin. Sokakta taciz, hastanelerde onarım terapisi oldun.
Sınır! Bazen bir polis barikatı oldun, yürütmedin. Bazen istediğimiz kimlikle aramızda duran kanunlar oldun, haklarımıza erişimimizi engelledin.
Bu yıl Onur Haftası’nda sadece güçlünün lehine konan tüm sınırlar üstüne konuşmak, bu sınırlara karşı olanca gücümüzle savaşmak, görünmez sınırları görünür kılmak istiyoruz. Hayatlarımız, bedenlerimiz, duygularımız hakkında bol keseden nefret söylemi üreten özgüvenin sınırsızlığını kaldıracağımıza ve bize ait olanın sınırlarını belirleyebileceğimize dair inancımız tam. Sınırların özgürlüklerimizi elimizden almadığı, aksine onları garanti altına aldığı bir dünya için haftamızı ve yürüyüşümüzü organize ediyoruz.
Adil ve eşit bir dünya isteğiyle...
26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftamız kutlu olsun!

*Fotoğraf: Ömer Tevfik Erten


 Kaynak


Ladeg+/ ygk2017rapor
                Gökkuşağı Yaşayan Kütüphanesi (GYK) Boysan’ın Evi, LADEG ve Şişli Belediyesinin İşbirliği ile 25-26 Kasım 2017 tarihlerinde Boysan’ın evi etkinlik mekanında gerçekleşmiştir.

Gökkuşağı Yaşayan Kütüphanesi, 2 Gün boyunca 12:00-18:00 saatleri arasında okuyucularını ağırlamıştır.

Toplam 12 saat boyunca açık kalmıştır. Gökkuşağı Yaşayan Kütüphanesi’nin değerlendirmesi için okuyuculardan ve kitaplardan kendi deneyimlerini yansıtabilecekleri kısa formlar doldurmaları istenmiştir.

 Okuyuculardan gerçekleştirdikleri her bir okuma sonunda form doldurmaları istenmiştir. Toplanan geçerli form sayısı 80’dir.

Çoklu okumalar ve bir kişinin birden fazla kitap okuma gerçekleştirdiği göz önünde bulundurulmalıdır buna göre ilk gün 57 ikinci gün ise okuma sayısı 106 okuma gerçekleşmiştir. GYK kitapları ise kitap olma sürelerinin bittiği günün sonunda geribildirim formu doldurmuşlardır.

Tamamı: ladeg.org/ygk2017rapor.pdf

 ladeg+


LADEG+
Muhafazakâr, homofobik, transfobik bir toplumda bir yandan aile, bir yandan da aktivist olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlayan yedi ebeveynin deneyimlerinin aktarıldığı Benim Çocuğum isimli belgesel dün Avrupa Parlamentosu’nda izlendi. Avrupa Parlamentosu’nda (AP) yapılan gösterime Yönetmen Can Candan katıldı. Bir AB programı olan Sivil Düşün’ün sponsorluğundaki gösterim, AP Irkçılıkla Mücadele ve Çeşitlilik Grubu’nun (ARDI) ev sahipliğinde, LGBT Hakları Grubu’nun desteğiyle gerçekleştirildi. Gösterimi AP Hollanda Milletvekili, ARDI Başkanı Emine Bozkurt ile AP İngiltere Milletvekili, LGBT Hakları Grubu Başkanı Michael Cashman sundu. “Avrupa Birliği’nin Türkiye ile yapılan görüşmelerde LGBT hakları konusunu da masaya getirmesi çok önemli. Bu belgesel bize bunun ne kadar elzem olduğunu gösterdi. Ben bu filmi çok önemli bir proje olarak görüyorum çünkü tartışmalara çok insancıl bir noktadan katkıda bulunuyor” diyen Bozkurt, ebeveynlerin çocuklarının kimliklerinden dolayı çektikleri zorlukları herkesten daha iyi ..
bildiklerini, bu nedenle Türkiye’deki politikacılara ve tüm dünyaya herkesten daha iyi anlatabileceklerini söyledi. Bozkurt, bu etkinliğin evsahipliğini yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Belgeselin ve aileleri Türkiye’de yürüttükleri çalışmaların tarif edilemeyecek kadar güçlü olduğunu söyleyen Cashman ise, “Bir anne veya baba çocuğu ile ilgili konuştuğu zaman, bu hem insan hakları, hem de siyasi diyalog açısından bambaşka bir bağlama oturuyor. Filmin adı olan Benim Çocuğum insanlara ayrımcılık yaptıkları kişinin birisinin oğlu veya kızı olduğunu hatırlatıyor” şeklinde konuştu.

7 Haziran’da Vizyonda

İlk kez 19 Şubat Salı günü, İstanbul’da düzenlenen galayla seyirci karşısına çıkan ve büyük ilgi gören Benim Çocuğum isimli uzun metraj belgesel, yarın İstanbul’daki CineMajestic ve Ankara’daki Büyülü Fener sinemalarında vizyona girecek. Dağıtımı M3 tarafından yapılacak olan film, üniversite gösterimleri ve festivaller sayesinde bugüne kadar 7 bin 500’ü aşkın seyirciye ulaştı. Yönetmenliğini Can Candan’ın, yapımcılığını Surela Film’in üstlendiği 82 dakikalık belgesel, Diyarbakır’da düzenlenen 3. Filmamed Belgesel Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü almıştı.

ladeg

       Amazon’un  Kuzey Amerika’da kurmayı planladığı ikinci merkezi olan ve HQ2 olarak isimlendirilen yeni projenin inşası için 5 milyar dolar harcanacak ve 50,000 kişiye ev sahipliği yapacak. Bunun için Eylül ayında ikinci merkezin,  yerini belirlemek üzere şehir ve eyalet yönetimlerinden teklif almak üzere duyuru yaptı. Ekim 2017'ye kadar verilen 238 teklif  görüşüldü ve 20 şehir finale kaldı.



     Lgbti+ aktivistleri ise konuya "No Gay No Way" kampanyasıyla dahil oldu. Amazon'a çağrıları kısaca ; 

31 eyalet lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel (LGBTİ+) çalışanlarını; istihdam, barınma ve konaklama alanlarındaki ayrımcılıktan korumakta başarısız oluyor. Şaşırtıcı bir şekilde, Amazon'un ikinci merkezi için yarışan 20 finalist şehrinin 11 bu  9 eyalette bulunuyor.

Amazon'un 50.000'den fazla çalışanı için seçeceği yer için LGBTİ+ bireyleri ve ailelerini koruyamayan bir eyaleti seçmesi şok edici olur

Bahsi geçen dokuz eyalet: Florida, Georgia, Tennessee, Texas, North Carolina, Virginia, Pennsylvania, Indiana ve Ohio.


No Gay No Way


Semih Şen


Önsözden;
       Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi’nde Pembe Hayat ve Kaos GL Dernekleri olarak LGBTİ örgütlenmesini güçlendirirken aynı zamanda da sivil toplumun hak tememli yaklaşımıyla Türkiye’de LGBTİ hakları konusunda farkındalığın gelişmesini hedefliyoruz. 
PembeHayat./Yayınlar

      Eğitimcilere ve avukatlara yönelik her sene düzenli olarak yaptığımız insan hakları eğitimleri ve seminerleriyle LGBTİ’lerin daha az ayrımcılığa uğradığı bir dünya için mücadele etmeye devam ediyoruz. Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi, “Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu” tanımını, eşcinsel, biseksüel, trans ve interksekslerin sorun yaşadığı bütün alanlar üzerinden tanımlıyor. Sağlık hakkı, sağlığa erişim hakkı da LGBTİ’lerin en çok sorun yaşadığı ya da yaşayacağını düşündüğü- nü alanlardan biri olageldi. Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği olarak, Amerikan Psikologlar Derneği’nun yayınlamış olduğu Transgender ve Toplumsal Cinsiyete Uymayan Kişilerle Psikolojik Uygulamalar Kılavuzu’nun Türkçe çevirisini yayınlamaktan onur duyarız. 

      Bu çeviriyi LGBTİ hareketinin ruh sağlığı alanında çalışmalarına yön veren; hem LGBTİ’lerin kendileriyle barışmaları hem de ruh sağlığı uzmanlarının homofobi ve transfobileriyle yüzleşerek LGBTİ’lere önyargısız hizmet verebilmeleri için yıllarca çaba harcayan, Psikolog Mahmut Şefik Nil’e ithaf ediyoruz. 
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği adına 
Buse Kılıçkaya



Pembe Hayat ile Kaos GL Dernekleri tarafından yürütülen Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi kapsamında Türkçe’ye çevrilerek Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın finansal desteğiyle
basılan ortak yayın. 
Kılavuzu İndirmek İçin (Pdf)

 PembeHayat


Türk Psikologlar Derneği
bianet.'in haberine göre, Ankara Valiliği’nin LGBTİ etkinliklerini süresiz bir şekilde yasaklaması ve bu yasağın fiilen diğer illere de yayılmaya başlamasının ardından, ruh sağlığı uzmanları yazılı bir açıklama yaparak, “Her toplumda LGBTİ kimlikler vardır, bu kimlikler zararlı ya da patolojik değildir” dedi. LGBTİ görünürlüğünün artmasının, toplumsal iyileşmenin, eşitliğin ve adaletin sağlanmasına katkıda bulunacağını ifade etti.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türk Psikologlar Derneği’nin açıklamasında Valiliğin yasağa gösterdiği gerekçelerin, toplumun bir lesimine karşı açık bir ayrımcılık olduğuna dikkat çekildi.

açıklamalarda şu ifadelere yer verildi;



 “Ruh sağlığı ve tıp alanında çalışan profesyoneller olarak LGBTİ kimliklerin toplumun herhangi bir kesiminden daha hasta, daha yoz, daha ahlaksız, daha marjinal olmadığını; insanları cinsel yönelim/cinsiyet kimliği farklılıklarına göre ayırmanın toplumsal ayrımcılığı ve nefreti pekiştireceğini dolayısıyla travmayı arttırıp ciddi halk sağlığı sorunları yaratacağını yarım asırdan fazla süredir tekrar ediyoruz.

“Ankara Valiliği’nin gerekçe gösterdiği ‘genel sağlık ve ahlakın korunması’, ‘toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar’, ‘kamu güvenliği’ ve ‘başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması’ ifadeleri toplumun bir kesimine karşı açık bir ayrımcılık girişimi olmasının yanında yasağın kendisi doğrudan tam da gerekçe gösterilen nedenleri ihlal etmektedir. Bu yasakla LGBTİ’lere yönelik olumsuz toplumsal hassasiyet gelişerek nefret suçlarının artmasına zemin hazırlanacak, hak ve özgürlükleri kısıtlanacak, kamu güvenliği etkilenecektir. (…)

“Her toplumda LGBTİ kimlikler vardır, bu kimlikler zararlı ya da patolojik değildir. LGBTİ’lerin görünürlüğünün artması, eşit yurttaşlık taleplerinin olması ve bunların ifade edilmesi toplumsal yozlaşmaya değil, aksine gruplar arasındaki ayrımcılığın sonucu oluşan mesafenin kapanmasına, nefret suçlarının azalmasına, yani toplumsal iyileşmenin, eşitliğin ve adaletin sağlanmasına katkıda bulunacaktır. LGBTİ dernekleri ve bu alanda çalışan sivil toplum örgütleri de toplumsal eşitlik, adalet ve iyileşme için ayrımcılığa ve nefrete karşı mücadele veren kurumlar olarak görülmeli, korunmalı ve desteklenmelidir.

“Bizler ruh sağlığı ve tıp alanında çalışan profesyoneller olarak LGBTİ kimliklere yönelik anayasal ve uluslararası sözleşmelere aykırı yasaklardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini, bu yasakların ve gerekçelerinin ayrımcılığı ve nefret suçlarını körükleyeceğini ve geri dönülmez acılara ve ruhsal hasarlara yol açacağını kamuoyu önünde bir kez daha ifade ediyoruz.

“Yerel ve merkezi yönetimlerin toplumda kutuplaşmalara neden olan bu ayrımcı tutumlardan uzak durmalarını, toplumu oluşturan her bireye eşit mesafede, hak ve özgürlüklerini garanti altına alarak yaklaşmalarını, bu nedenle bu hukuksal geçerliliği olmayan yasaklamalardan bir an önce vazgeçmelerini bekliyoruz.”
Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği                    
Türkiye Psikiyatri Derneği

Türk Psikologlar Derneği


Basına ve kamuoyuna duyurulur!
        Geçtiğimiz haftalarda Ankara Valiliği “genel ahlak”ı gerekçe olarak göstererek Ankara’daki LGBTİ+ etkinliklerine süresiz yasak getirmiştir. Benzer şekilde Beyoğlu Kaymakamlığı 25 Kasım’da Beyoğlu’ndaki tüm LGBTİ+ etkinliklerini yasakladığını ilan etmiştir.Aşağıda belirtilen LGBTİ+ öğrenci kulüpleri ve toplulukları olarak bu yasakların insan haklarını çiğnediğini ve düşünce ve ifade özgürlüğünü hiçe saydığını hatırlatıyoruz.
       
        Bizler ne okullarımızdaki mevcut kısıtlamaları ne de bu yasakları tanıyor, en kısa zaman içinde bu yasakların kaldırılmasını talep ediyor ve yasaklara karşı İstanbul'daki üniversitelere yayılacak bir onur haftası düzenlediğimizi duyuruyoruz.
         5 Aralık’tan itibaren Yasaklara Karşı Üniversiteler Arası Onur Haftası kapsamındaki etkinliklerle “Alışın, biz buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz” diyeceğiz.
Sevgi ve Dayanışmayla 🌈
-Bahçeşehir Gri
-Bilgi Gökkuşağı
-BÜLGBTİ+
-GSÜ Lion Queer
-İTÜ Cins Arı
-İÜ Radar
-Kür LGBTİ+
-Mimar Sinan FluBaykuş
-7tepe 7renk
-YTÜ LGBTİ+ Topluluğu

facebook/itucinsari

Program



  Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği 'nin  ilkini 2012 yılında düzenlemiş olduğu LGBTİ+ Haklarına İlişkin Ulusal ve Uluslararası Mevzuat ve İçtihatlar başlıklı  Avukat Eğitimi’nin IV.sı Aralık Ayı’nda düzenlenecek.

SPod/Duyurular
Katılımcı sayısı sınırlı olduğundan, isteyen avukatların fotoğrafsız öz geçmişleriyle birlikte şu başvuru formunu doldurarak “6. Avukat Eğitimi” başlığıyla hukuk@spod.org.tr adresine en geç 30 Kasım 2017 tarihine kadar göndermeleri gerekiyor.





"SPoD Avukat Eğitimi Çağrısı 


Yaşamın farklı alanlarında LGBTİ+ fobiyle, ayrımcılıkla, hak ihlalleriyle karşılaşan LGBTİ+lar, yaşadıkları hak ihlallerine karşı adalete erişim mekanizmalarını işletmek hususunda haklı olarak çekinmekte zira bu mekanizmalara başvurduklarında çoğu zaman hukuki süreç ya sürüncemede bırakılmakta ya da yargılama süresince zincirleme olarak daha fazla hak ihlaline maruz kalmaktadırlar. Bu durumun en önemli sebepleri, toplumun her alanına sinen LGBTİ+ fobinin hukuk alanına da sirayet etmiş olmasıyla birlikte; sahada çalışan, LGBTİ+ haklarının savunuculuğunu yapabilecek, donanımlı avukat/hukukçu sayısının yetersiz oluşudur.

LGBTİ+ haklarına ilişkin çalışmalara ve davalara bir yenisi eklendikçe, LGBTİ+ aktivizminin hukuk ayağını güçlendirmek günbegün daha fazla önem kazanmaktadır. Bu nedenle LGBTİ+ haklarının insan hakları kapsamında değerlendirilmesi, savunuculuk yöntemlerinin hukuk düzleminde de geliştirilmesi ve bu alanda çalışabilecek avukatların artması önem arz etmektedir. Bu çerçevede, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) olarak, ilkini 2012 yılında düzenlemiş olduğumuz LGBTİ+ Haklarına İlişkin Ulusal ve Uluslararası Mevzuat ve İçtihatlar başlıklı VI. Avukat Eğitimi’ni Aralık Ayı’nda düzenleyeceğimizi sevinçle duyurmak isteriz.

SPoD Hukuk ve Adalete Erişim Alanının bu proje* dönemi kapsamında gerçekleştireceği avukat eğitimi, önceki avukat eğitimlerinden farklı olarak; çevrimiçi (online) ve yüz yüze (face-to-face) olmak üzere karma (blended) sistem şeklinde kurgulandı. Bu çerçevede; önceki eğitimlerin her birinde incelenen “LGBTİ+ Temel Kavramlar”, “Uluslararası İnsan Hakları Hukukuna Giriş” ve “Ayrımcılık” başlıkları, bu yıl e-learning (çevrimiçi eğitim) olarak düzenlenmekte olup;  16-17 Aralık tarihlerinde İstanbul’da devam edecek olan eğitimin yüz yüze gerçekleşecek olan oturumlarında ise eğitmenler ve katılımcıların; “Uluslararası Sözleşmelerin İç Hukuktaki Uygulama Alanı”, “AİHS ve AİHM İçtihatları çerçevesince LGBTİ+ Hakları”, “Yasal Cinsiyet Geçiş Süreci”, “Kabahatler Kanunu Uygulamaları”, “Vaka Analizi Çalışmaları” ve daha fazla başlığı inceleyip tartışabilecekleri atölye çalışmaları yoluyla etkin bir eğitimin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Ayrıca eğitim ile birlikte eğitim sonrasına dair, avukatlar arasında bilgi ve deneyim aktarımının sağlanması ve eğitimi tamamlayan avukatların SPoD Avukat Ağına katılmaları hedeflenmektedir.

Katılımcı sayısı sınırlı olup, katılmak isteyen avukatların fotoğrafsız öz geçmişleriyle birlikte başvuru formunu doldurarak “6. Avukat Eğitimi” başlığıyla hukuk@spod.org.tr adresine en geç 30 Kasım 2017 tarihine kadar göndermeleri gerekmektedir.

Katılımcılar iletecekleri başvuru formu ve özgeçmişleri dikkate alınarak, son başvuru tarihi gözetilerek belirleneceklerdir. Belirlenen katılımcılara, kendilerine tayin edilen kullanıcı giriş bilgileri ile birlikte 1-4 Aralık tarihleri arasında dönüş yapılacak olup, katılımcıların 16 Aralık’a kadar diledikleri vakitte online olarak, eğitimi tamamlamaları beklenmektedir. Yüz yüze eğitim 16-17 Aralık'ta gerçekleşecek olup, yer ve eğitim programı katılımcılarla daha sonra paylaşılacaktır. Katılımcıların; online ve yüz yüze olmak üzere tüm oturumlara tam katılımları gerekmektedir. Her türlü soru ve bilgi için hukuk@spod.org.tr e-mail adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

"



DW Türkçe'ye konuşan LGBTİ bireyler, toplumdan yasağa karşı dayanışma beklediklerini anlattı.

"Genel ahlak gerekçesiyle toplumun yeniden dizayn edilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Birbirine benzeyen bir toplum mu olacağız? Sürekli birbirimizi mi dışlayacağız?” Bu sözler Ankara’da yaşayan 44 yaşındaki LGBTİ birey A.E.’ye ait. Ankara Valiliği'nin yasak kararını eleştiren A.E. “Eğer bugün bu yasak kararına tüm toplum birlikte karşı çıkmazsa, hepimiz özgürlüğümüzü kaybedeceğiz” diyor.

28 yaşındaki R.Ç. LGBTİ topluluğu üyesi yasakların nasıl ortaya çıktığını anlatırken bunun bir 'yönetim stratejisi' de olabileceğine dikkat çekiyor.  R.Ç “Çünkü biz -LGBTİ bireylerin özgürlüğü, hetero bireyleri de özgürleştirir- sloganımızdan hiç vazgeçmedik. İnsanların bu konu üzerinde düşünmesi özellikle engelleniyor, çünkü insanların özgürleşmesi tehlikeli bulunuyor. Bu yüzden de yasakların arkası kesilmiyor. Türkiye’de böyle bir yönetim stratejisi var” diyor. R.Ç’ye göre ‘genel ahlak’ gerekçesiyle sadece toplum aldatılıyor. R.Ç. sözlerini “Yasak koyanların derdi genel ahlak düzenini kurmak değil, insanların özgürlük kavramı üzerinde düşünmelerini engellemek” diye sürdürüyor.

32 yaşındaki aktivist U.G. ise Türkiye'de Lezbiyen Gay Bisesküel Transgender İnterseks (LGBTİ) gerçeğine toplum nezdindeki yaklaşımı  "Xenobofik” olarak niteliyor. Yani insanlar bilmediği, bilmek istemediği şeylerden kaçıyor. Empati eksikliği gün geçtikçe artıyor.” Ona göre toplumda kadın ve erkek rol kalıpları içinde büyümüş insanlar okulda, sokakta, iş hayatında sadece kendilerine benzeyenleri kabul etme davranışı gösteriyorlar. Bu yüzden de iki erkeğin ya da iki kadının birlikteliği söz konusu olduğunda akıllara hemen cinsellik geliyor.
U.G., “-Erkek adam bunu yapar mı, erkek erkekle yatar mı- gibi kınama, ayıplama cümleleri de dalga dalga yayılıyor. Gaylerin –güçlü, maço, hakeden, her şeyi yapabilen, muktedir olan- erkek algısını kırdığını düşündükleri için de müthiş bir tepki geliştiriyorlar. Aynı durum elbette ki lezbiyen ve transseksüeller için de geçerli” diyor. ... Tamamı İçin DW Türkçe

LADEG+'in 25- 26 Kasım tarihlerinde Boysan'ın Evi'nde düzenleyeceği etkinlikten;
Yaşayan Gökkuşağı Kütüphanesi /Ladeg+ FB Etkinlik

Yaşayan Kütüphane Nedir?      


Yaşayan kütüphanede kitaplar, toplumda ön yargılara maruz kalan insanlardır. Bu kütüphane susmak için değil, kitaplarla konuşmak içindir. Yaşayan kütüphanede okuyucular katalogdan seçtikleri bir kitabı bir süre ile ödünç alırlar ve okuma bittikten sonra kütüphaneye iade ederler.

Gökkuşağı Yaşayan Kütüphanesi Nedir?


Bu kütüphanede kitaplar ön yargıya maruz kalmış LGBTİ+ bireylerdir. Kitaplar; Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans Erkek, Trans Kadın, Trans Seks İşçisi, HIV+, LGBTİ+ ailesinden oluşur. Kütüphaneye gelen okuyucu, kendi ön yargıları ve bilmedikleri ile ilgili konuşmak isteyen herkes olabilir.


Boysan'ın Evi
Üftade Sk. No:10, İstanbul
25 Kasım Cumartesi 12:00

26 Kasım Pazar         12:00

LADEG+ Facebook Sayfası
Boysan'ın Evi Facebook Sayfası


LADEG+ : Ailelerinde; lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks, kuir+ (LGBTIQ+) kişiler olduğunu öğrenen ebeveynler ve yakınları tarafından kurulan bir sivil toplum oluşumudur. LGBTIQ+ ebeveynleri ve yakınları olarak bir araya gelen LADEG+, LİSTAG’ın kurucuları arasında yer alan bir grup gönüllü tarafından 2016 yılında faaliyetlerine başladı.

SPoD Hukuk ve Adalete Erişim Alanı uluslararası ve ulusal mevzuat ve içtihatlar, hak ihlalleri raporları ve emsal dava analizleri çerçevesince çıkarttığı ‘LGBT Davaları AIHM Yargıtay ve Danıştay İçtihatları (Kasım, 2012)’, ‘2012 Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli insan Hakları İhlalleri izleme Raporu (Ağustos, 2013)’, ‘LGBT Hak İhlalleri Emsal Dava Analizleri (Ağustos, 2013)’ ve ‘2015 LGBTİ’lerin Hukuk ve Adalete Erişimi (Haziran, 2016)’ yayınlarına bir yenisini eklemeye hazırlanıyor.
Hukuk ve Adalete Erişim Alanı’nın, bugüne kadar çıkarttığı yayınlardan yapısal anlamda farklılaşarak hayata geçirmeyi hedeflediği bu dergide temel olarak LGBTİ+’ların hukuk ve adalete erişiminin mercek altına alınması hedefleniyor. Derginin, aktivist bir pencereden, disiplinler arası yaklaşımları ön planda tutarak hukuk alanına güncel bir soluk getireceği düşünülüyor.
Düzenli olarak çıkarılması planlanan bu yayının aktüaliteyi takip ederek her alana güncel içgörü sunabilmesi adına, bu konu ekseninde çalışmalar yapan akademisyen, araştırmacı, avukat, yazar ve aktivistlerden iletecekleri yazılar ile katkıda bulunmaları bekleniyor.

Bu bağlamda, dergi içeriğinin hem hukuk alanında çalışma yapan kişiler hem de LGBTİ+ aktivizmi yapanlar tarafından oluşturulmasının bu iki alanın kesiştiği yerleri ortaya koyarak, sahadan gelen bilgi ile teoriyi aynı potada eritme fırsatı yaratması ve böylece her iki alanı da beslemesi hedeflenmektedir.
Derginin düzenli olarak çıkartılacak her sayısında yeni bir temaya yer verilecektir. Bununla birlikte, derginin hayata geçirilmesindeki temel amaç olan LGBTİ+’ların hukuk ve adalete erişimi meselesini ele alan yazılara ise temadan bağımsız olarak her sayı içerisinde yer verilmesi planlanmaktadır.
Derginin ilk sayısında, LGBTİ+ aktivizmi ve hukuk alanının en güncel gelişmelerinden biri olan Anayasa Mahkemesi’nin Medeni Kanun’un 40. Maddesi’ni esastan inceleme kararı üzerine odaklanılacak. Derginin bu eksende belirlenen teması ise: "Cinsiyet Kimliğinin Yasal Olarak Tanınması-Cinsiyet Geçiş Süreci" olarak ifade edilmekte. (AYM’nin esastan inceleme kararı link üzerinden erişilebilir: http://kaosgl.org/sayfa.php?id=24005)
Derginin ilk sayısında yayınlanmak üzere sizlerin yazılarınızla katkıda bulunmanızı bekliyoruz.
Bu çerçevede:
  • ● Cinsiyet geçiş süreci
  • ● Cinsiyetin resmi olarak tanınması
  • ● Cinsiyet kimliği ve hukuk
  • ● Trans aktivizmi ve insan hakları hukuku çerçevesince kabul edilen cinsiyet geçiş süreci
  • ● Türkiye mahkemelerinin geçiş sürecine yaklaşımı ve sürece dair verdiği kararlar
  • ● Ulusal ve uluslararası hukukta cinsiyet kimliği ve cinsiyet geçiş süreci
  • ● Medeni Kanun 40. Madde’nin kanunlaşma süreci, madde gerekçesi ve eleştirisi
  • ● Hormon tedavisi ve geçiş süreci
  • ● İnterseksüellik ve hukuk
  • ● Farklı ülke ve kültürlerden cinsiyet kimliğinin tanınması, yasa ve uygulama örnekleri
  • ● Medeni Kanun Madde 40’ın translar üzerindeki psikolojik ve sosyoekonomik etkileri
  • ● Zorunlu kısırlaştırmanın insan hakları hukuku çerçevesince tartışılması
  • ● Özel hayatın gizliliği ve geçiş süreci
  • ● Beden bütünlüğü ve geçiş süreci
  • ● Sosyal güvenlik hakkı ve geçiş süreci
  • ● Geçiş sürecine dair tıbbi operasyonlar
Başlıkları ve/veya LGBTİ+’ların hukuk ve adalete erişimi konularında göndereceğiniz 2500 kelimeyi aşmayan bir metin ile katkı sunmayı istiyorsanız, yazınıza ait en fazla 250 kelimelik bir bildiri özetini ve bir paragraflık özgeçmişinizi hukuk @ spod. org. tr adresine 4 Ekim tarihine kadar ulaştırmanızı bekliyoruz.
spod.org.tr/duyurular
İletilen özetlere ilişkin geri bildirimler 5-7 günlük bir süre zarfında yazarlara iletilecektir. Yazının tam halini sunmak için ise son gün 6 Kasımolarak belirlenmiştir.
 Kaynak:Spod.org.tr

Unspoken / Konuşulmayan* projesi kapsamında hazırlanan yeni billboard kampanyası kimsenin cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramadan ve ötekileştirilmeden insan olarak yaşayabilmesi adına dikkat çekmek için yapıldı.

Facebook/unspoken.konusulmayan
Billboardlarda “lezbiyen”, “gey” , “biseksüel” , “heteroseksüel” , “transseksüel” ve “interseks” gibi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çeşitliliklerinin açıklamaları mevcuttur.

Kampanyanın hedefleri arasında homofobi, bifobi, transfobi gibi önyargıları dönüştürmek bulunuyor.



                                                         Kuir Kıbrıs Derneği - Queer Cyprus Association


*"Odadaki Fil, konuşulmaktan kaçınılan veya göz ardı edilen bariz gerçeklikleri anlatmak icin kullanılan metaforik bir deyiştir."
Konuşulmayan, Lezbiyen, Gey, Biseksüel,Trans ve İnterseks (LGBTİ) haklanyla ilgili Kıbrıs
Türk toplumunda diyaloğu guçlendirmeyi amaçlayan bir projedir. İki yıl sürecek olan
proje Avrupa Birliği tarafından "Kıbnslı Sivil Toplum Harekette Programı" altında
desteklenmekte ve Kıbrıs Toplum Medyasi (CCMC) tarafından, Kuir Kıbrıs ve Thomson
Vakfı ortaklığı ile yürütülmektedir.



@Unspoken Project



SPoD, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim odaklı sorular için doğru ve güvenilir bilginin aktarılması amacıyla kapsamlı eğitim almış gönüllüleri ile birlikte hafta içi her gün 13:00- 19:00 saatleri arasında telefon hattı üzerinden danışmanlık vermekte. Danışma hattında şu konularda hizmet veriliyor.

Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim tabanlı şiddet ve ayrımcılık,
Cinsiyet geçiş süreci,
HIV ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar,
Açılma, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim odaklı sorunlar,
Psikolojik destek,
LGBTİ’lere hizmet veren kurumlar


Ücretsiz danışma hattına 0800 211 LGBT - 0800 211 5428 numarasından erişilebilmektedir.

 Kaynak:spod.org.tr

2017 Onur Haftası;
tr.prideistanbul.org'dan alınmıştır.

19 Haziran Pazartesi


Adliye Önü Eylem Çağrısı

Saat: 09:30 Yer: Istanbul Adalet Sarayı
Geçen sene 19 Haziran günü gerçekleşen Trans Onur Yürüyüşü'nde gözaltı­na alınan ve gözaltında polis şiddetine, tacize maruz kalan arkadaşlarımı­zın yargılandığı davanın 3. duruşması 19 Haziran Pazartesi günü Çağlayan Adliyesi'nde gerçekleşecek. Karar duruşması olması beklenen duruşma öncesi adliye önünde yürüyüşlerimize ve arkadaşlanmıza sahip çıkmak için buluşuyoruzl

Atölye:Terimler

Saat: 13:00.15:00 Yer: Feminist Mekan
Toplum. cinsiyet, LGBTİ+ (lezbiyen, Gey, Biseksüe1,Trans,İnterseks), Fe­minist, Queer ve Cinsellik çalışmalarıyla ilgili bir çok yayın Türkçeye çevri­liyor. Günlük hayatta cinselliğin ve toplumsal cinsiyetin bir başkasına ifade edilmesinde İngilizce veya başka dillerden birçok yeni terim kullanılmaya başlandı. lakin bu terimlerin tam olarak hayattaki karşılığı nedir? Ne an­latmaya çalışıyoruz, nasıl anlaşılıyor? Daha iyi nasıl ifade edebiliriz? Doğru mu kullanıyoruz? Kendimizi ifade etmek için hangi terimlere ihtiyacımız var? Türkçe karşılıkları ne olabilir? Gerek var mı? Gelin tartışalım.

Panel & Tartışma: Açılmak Sadece LGBTİ+ Danışanlara mı  Mahsus/ Ya Terapistler?

Saat:15:00  17:oo Yer: Cezayir

Konuşmacılar: Psikoterapisi Necip Varan, Klinik Psikolog Yeşim Selçuk Moderatör: Yeşim Başaran
Terapist ile danışan arasındaki sınıfsal, cinsiyet, dini, kültürel ve politik, eğitim, yaş ve kişilik olarak benzerlik ve farklılıklar üzerine ve bu farklılı­ğın terapatik ilişki üzerine etkileri konusunda birçok araştırma yapılmıştır. Ancak LGBTİ+ bireylerle çalışırken terapistin cinsel yönelimi ve cinsiyet
danışanına açılması ve bunun etkileri üzerine çok az ışık tutulmuştur.

Bu panelin amacı farklı cinsel yönelimlerden ve cinsiyet kimliklerden te­rapistlerin kendi cinsel yönelimlerini ve cinsiyet kimliklerini LGBTİ+ da­nışanlarına açıklaması ya da açıklamaması temelinden seans sırasında yaşanan dinamikler ve danışanlar ve terapistler üzerindeki olası etkilerine bakmayı amaçlıyor.
Panel sonunda katılımcılar. -Terapistin Cinsel Yönetimi Ne Kadar önemli?. başlıklı bir tartışma gerçekleştirilecektir.

Panel: Devlet ile Translann Arasında Ne Var?

Saat: 17:00 • 19:oo
Konuşmacılar:
Yrd. Doç. Dr. Reyda Ergun (Kadir Has Üniversitesi),
Rozerirı Seda Kip (Bağımsız Avukat/Aktivist),
Beren Azizi (Boğaziçi Oniversitesi/Aktivist),
Emirhan Deniz Çelebi (SPoD)
Moderatör: Av. Eren Kara (SPoD)
Panelde, kanun koyucunun hukuki öznelerin haklarını düzenlerken bu öznelerle nasıl ilişkilenmesi gerektiği incelenip, insan hakları ile cinsiyetkimliği arasındaki dinamikler AİHM içtihatları çerçevesinde tartışılacak.
Sonrasında, Medeni Kanun'un cinsiyet geçiş sürecini düzenleyen 40. Mad­desinin ve sürecin kendisinin tarihsel anlatımı ve bu süreçte yaşanan politik sıkıntılar üzerine konuşulacak. Ardından, mevcut cinsiyet geçiş sü­reci düzenlemesinin yarattığı hukuki sorunlar ve yaşanan hak ihlalleri ele alınıp, trans erkeklersiz tahayyül edilmiş bir mevzuatta trans erkeklerin ne şekilde var olabildiği, var olmak adına ne gibi yöntemler geliştirdikleri katılımcılar ile paylaşılacak.

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Sergisi Açılış (19 Haziran - 8 Temmuz)

Saat:19:00 Yer: Galeri BU
LGBTİ+ sanatçılara ve kuir sanata alan açmak gayesiyle oluşturulan İstan­bul LGBTİ+ Onur Haftası Sergisi bu sene 19 Haziran - 8 Temmuz tarihleri arasında, politik olan bireysel, bireysel olan politik olduğu için, sınırlan­ması güç bir kavram olduğu için, hem bedenden hem topraktan yola çıkan "coğrafya" temasıyla Galeri BU'da yer alacak.

Atölye: Speed dating

Saat: 2o:oo - 22:oo Yer: Mail yoluyla bıldırılecektir.
Kuir Kadınlar: Bir gecede sizi 15 farklı kişiyle randevuya çıkarıyoruz. Her biriyle sohbet etmek için 4 dakikanız olacak. Sohbet sonunda iki taraf da birbirini beğenmişse birbirinize iletişim bilgilerinizi iletip gerisine ka­rışmayacağa :) Katılım 3o kişiyle sınırlı.. Formu doldurun buluşmaların nerede yapılacağı bilgisini mailinize yollayalım: https://goo.gl/forms/3jeJk­bmUGpPkYV6k2
Gay ve Biseksüeller: Telefonlarınızın ekramnı ters döndürün bu gece sa­dece birbirimizin yüzlerine bakacağız., 15 farklı kişiyle sohbet etme şansı bulacağınız bu gecede iki taraf da birbirlerini beğenmiş ve 4 dk'dan daha fazlasına ihtiyaç duymuşsa iletişim bilgilerinizi iletip sizi baş başa bıraka­cağız. Katılımcı sayısı 3o kişiyle sınırlı olup katılmak isteyenlerin pridere­zervasyon©gmail.com adresine mail atması gerekmektedir.

Parti: "Aramızda Ne Var 1" Açılış Partisi

Kapı Açılış: 22:00 Yer: Arsen Lupen

20 Haziran Salı

Atölye: Video Aktivizm

Saat: 1o:oo - 12:00 Yer: Şiddetsizlik Merkezi
Kolaylaştıranlar: Sibel Tekin, Onur Metin
Seyri Sokak Videoeylem Atölyesi olarak, hak ve özgürlük ihlallerini, top­lumsal mücadeleleri, sivil toplum hareketlerini ve sokağı doğrudan kay­dedip, çevrimiçi kanallar aracılığıyla halka ulaştırmak; koltuk kuvvetlerinin eylemciler ve halk üzerindeki şiddetini kaydedip, hukuki süreçte delil olarak kullanılmasına olanak sağlamak; tüm mücadelelerin görsel tarihini kayıt altına alarak, toplumsal bir bellek oluşturmak, gerçeğin tanığı ve göstereni olmak amacındayuz. Atölye çalışmaları ile gönüllü katılımcılarla deneyimlerimizi paylaşıyor, videoeyleme ilişkin ve ihtiyaç duyulan teknik ve teorik bilgileri aktaracak sokaktaki kamera sayısını artırmaya; kanıt, haber hakkı bilincini yaymaya çabalıyoruz.
3 gün süren bir atölyedir. Katılımcıların dizüstü bilgisayar getirmesi ve katılım 25 kişi ile sınırlı olup katılacaklar. priderezervasyon@gmail.com adresine e-posta göndermeleri gerekmektedir.


Atölye: Oyuncak Atölyesi

Saat: 13:oo - 15:oo Yer: Mail yoluyla bilgilendirilecekir.
Kolaylaştırıcılar: Medusa, Şirin
Günlük hayatın hayal gücünü. performansını sınırlamasına izin vermeyin. Oyuncak. Atölyesi yetişkinlerin evdeki malzemelerle kendi oyuncaklannı yaparken fikir alışverişinde bulunabileceği bir ileri dönüşüm ortamıdır. Katılımcı sayısı 15 kişiyle sınırlı olup katılmak isteyenlerin priderezervasyon@gmail.com adresine mail atmaları gerekmektedir.

Konuşma: İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Sergisi: Sanatçı Buluşması

Saat: 14:0o - 16:oo Yer: Galeri BU
Sergimizde işleri ile yer bulan sanatçıların bir araya gelip, kendi sanat­larından ve eserlerinden konuşacagız, hem de diger tüm kuir sanat işleri üreten sanatçıların ve LGBTi+ sanatçıların buluşması amacıyla bir Sanat­çı Buluşması organize ediyoruz. LGBTi+ sanatçılara ve kuir sanata alan açmanın haricinde alandaki sanatçıların birbiri arasındaki iletişim ağının gelişmesini ve birbirlerini duymalarını önemsiyoruz.

Toplu HIV Testi

Saat: 17:30 Yer: Şişli Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü
Herkesi bizimle ücretsiz ve anonim test yaptırmaya çağırıyoruz.
17:3o'da Şişli Belediyesi Sağlık Işleri Müdürlüğü binası önünde buluşalım.

Panel: Cezasızlık ve OHAL Sonrası LGBTİ+ Hakları*
Saat: 18.00- 20.00 Yer: SALT Galata
Konuşmacılar:
Yrd. Doç Dr. Serkan Köybaşı (Bahçeşehir Üniversitesi),
Av. Rozerin Seda Kip (SPoD),
Av. Eren Keskin
Moderatör: Av. Eren Kara (SPoD)
Panelde ilk olarak, olağanüstü hal(OHAL) kavramının teorik olarak ne ifade ettiği ve 1982 Anayasası'nda nasıl düzenlendiği incelenecek. Sonrasında, OHAL çerçevesince yapılan mevzuat değişikliklerinin LGBTİ+ların da öznesi oldukları temel hak ve özgürlüklere nasıl tesir ettiği, adalete erişim mekanizmalarının bilhassa LGBTİ+'lar için ne şekilde işlediği yahut işletile­mediği ve olağanüstü hal sonrası  LGBTİ+'ların taraf oldukları ceza davaları nezdinde soruşturmanın ve kovuşturmanın etkinliği üzerine konuşulacak. Son olarak, OHAL sonrası savunuculuk yöntemlerimiz ve LGBTİ+ aktivizmi ile diğer siyasi baskı altındaki mücadele alanlarının ilişkilenme biçimleri de tartışmaya açılacak.
*Panel basına kapalı gerçekleştirilecektir.
Atölye: Pembe Teskere
Saat: 18:3o- 2o.00 Yer: Cezayir
Konuşmacılar: Ekim, Ferhat, Soner, Burak
Erkeklik deneyimi olanlarımız zamanı geldiğinde Türkiye'de zorunlu olan askerlik hizmetini yerine getirmek için ilgili yerlerden çağrılıyorlar. Oysa bizler için askerlik hizmetini yerine getirmemek bir hak! Pembe teskere almanın yasal bir prosedürü var.
Pembe teskere alabilir miyim? Pembe teskere alırken hangi yolu izlemem gerekir? Bu süreçte hangi hususlara dikkat etmeliyim? Pembe teskere al­mam sosyal-iş yaşamımı nasıl etkiler?
Gelin atölyemizde tüm bu sorular üzerine beraber düşünelim

Panel: Sömürgeciik ve LGBTI+

Saat: 19:oo - 21:00 Yer: Cezayir
Moderatör: Fatma Çıngı Kocadost (Lozan Üniversitesi-L'EHESS) Konuşmacılar: Kaliforniya-Berkeley Universitesinde profesör Paola Bachetta hem araştırmacı hem de bir aktivist olarak, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'daki deneyimlerle konuyu tartışacak.
Türkan Yıldız (L'EHESS) Hevi LGBTI+ ve Kürt LGBTI+ ler bağlamında soru­larımıza yanıt arıyacak.
LGBTİ+ bireylerin yaşadıklarını ve örgütlülüğünü, sömürgecilik ve ırkçılık bağlamında Türkiye'den ve Dünyadan örneklerle beraber tartışalım istiyo­ruz. LGBTI+ ve Queer hareketlerde etnisite ve sınıf temelli iktidar ilişkileri nasıl bir rol oynuyor ? Ezilen etnik kimliklere mensup LGBTİ+ bireyler, LGBTi+ hareket içinde ve ondan bağımsız nasıl bir mücadele yürütüyor? Karşılaştıkları zorluklar neler? Aramızda egemenlik ve iktidar ilişkilerinin olduğunu bilerek, nasıl politik ittifaklar kurabiliriz?

Tiyatro: Küründen Kabare, 9o'

Saat: 19:oo Yer:Şişli Kent Kültür Merkezi
Küründen Kabare'de bir zamanlar haber bültenlerinde dehşet saçarken gördüğünüz, o çok eğlendiğiniz mekandaki şen şakrak solistliğinden bildi­ğiniz, yoldan geçerken çaktirmadan süzdüğünüz, cinayet haberlerinde ne de sık rastladığınız... ama transseksüellikle ilgili ne kadar fikriniz, olumlu ya da olumsuz ne kadar önyargınız olursa olsun aslında daha önce hiç tanışmadığınız Serpil'le tanışacaksınız.
Küründen kabare; bu gün hala toplumsal şiddetin en açık şekline maruz kalan bir trans bireyin hikayesini bu kez farklılıklar üzerinden değil, ben­zerlikler üzerinden anlatmayı seçiyor ve seks işçiliği de yapmış, tacizler, karakolla, dayaklar da görmüş geçirmiş, sonuçta belki herkesten fazla ama aynı zamanda herkes gibi hayatta kalmak için direnen Serpil'in trajik ama bir o kadar da ironik hikayesini, gerçek olaylarla kurguyu iç içe ge­çiren bir oyunla sahneye taşıyor ve aslında pek çok biçimde iliklerimize kadar işlemiş toplumsal iki yüzlülüğümüzle bizi bir kez daha hesaplaşmaya çağırıyor.
Oyun ücretsizdir. Tüm izleyicilerden bilet yerine o-6 yaş grubu çocuklar için şiddet içermeyen, ayrımcı olmayan bir oyuncak getirmeleri isten­mektedir. Getirilen oyuncaklar Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın oluşturmakta olduğu Oyuncak Kütüphaneleri'ne yollanacaktır.

Randevu Hikayelerimiz

Saat: 21: 23:oo Yer: DAM
Birileriyle tanışmak için neler yapmıyoruz ki; Hornet, Brenda, Tinder, da­ting siteleri... arkadaşların ayarladıgı ısmarlama randevular... Hadi gelin en iyi, en kötü, en komik ve en tedirgin edici randevu hikayelerimizi birlikte konuşalım. Tüm katılımcıların gelirken yanlarında en az bir buluşma hikayesi getirmesi beklenmektedir o nedenle şimdiden düşünmeye başlasanız iyi olur :)

21 Haziran Çarşamba










~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
(Video) Sen de Özlemedin mi?/Istanbul Pride / Youtube 



Biz eşcinseller, biseksüeller, translar yıllardır varız ve var olmaya devam edeceğiz. Bizimde
kültürümüz var. Bizde burdayız. Bizde toplu taşıma araçlarına biniyoruz. Bizde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Bizde emekceyiz.Her gecen gün artan tacizlerin tecavüzlerin haddi hesabı yok. Bizim aşkımızı değil tecavüzleri yargılayın.



Ne suç, ne günah, ne hastalık yaşasın eşcinsel aşk.






Video




 Kaynak

http://www.pembehayat.org
       Pembe Hayat'ın dün yayımladığı duyurda özetle;  Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği  "Kırmızı Şemsiye"  isminin kendilerine ait olduğunu iddiasıyla ‘Marka Hükümsüzlüğü’ davası açmış.

     İsim  kullanım hakkı, iki derneği karşı karşıya getirecek kadar önemli mi, değil mi; ilerleyen süreçte göreceğiz.




  Geçmişe Doğru Bakmak, Emeğe Saygı Duymak...Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği olarak, 24/10/2016 tarihinde Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği tarafından, derneğimize yönelik ‘Marka Hükümsüzlüğü’ iddiası ile dava açıldığını üzülerek bildiriyoruz.

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği söz konusu davada özetle; ‘Kırmızı Şemsiye’ isminin kendilerine ait bir kullanım olduğu, derneğimiz bünyesinde faaliyet yürüten Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi’nin bu ismi kötü niyetli olarak kullandığı ve marka hakkı derneğimizde bulunan ‘Kırmızı Şemsiye’ ifadesinin ve logosunun iptal edilerek kendi adlarına tescil edilmesini talep etmiştir.

2006 yılında translar tarafından kurulmuş olan ve Türkiye’nin ilk trans öz örgütlenmesi olarak, 11 yıldır trans hakları için her platformda mücadelemizi sürdürmekteyiz.

Bu süreçte birçok farklı proje ve birçok farklı çalışanla yollarımız kesişmiştir. 2008 yılında, Pembe Hayat Derneği yürüttüğü faaliyetlere ek olarak, Türkiye’deki tüm trans seks işçileri ile dayanışabilmek amacı ile Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi’ni kurma kararı almıştır. Bu inisiyatif 2008 yılından itibaren her yıl, Pembe Hayat’ın yürüttüğü etkinliklerin biri olan3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü’nün organizasyonunu da gerçekleştirmiştir.

Derneğimiz 2013 yılında 2013/94483 sayı ile Türk Patent Enstitisü’den Pembe Hayat, Kuirfest, ve Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi’nin marka tescil belgelerini alarak yürüttüğü faaliyetlerin ve emeğin görünür kılınmasını amaçlamıştır.

Davacı, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ördek, 01.10.2010/01.04.2012 tarihleri arasında derneğimizde çalışmış, Pembe Hayat’ın öncülüğü ve ev sahipliği ile kurulan ve derneğimize bağlı olan Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi’nin de çalışmalarında yer almıştır. Buna rağmen aşağıda belirteceğimiz süreç işletilmiştir.

Bu tarihten itibaren derneğimizle asla alakası olmayan bir süreç başlamış ve bu süreç Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin arabulucuya başvurmasıyla devam etmiştir. Arabulucu nezaretinde yapılan iki görüşmede de, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, derneğimizden marka hakkımıza rağmen ‘Kırmızı Şemsiye’ ibare ve logosunun kullanılmamasını talep etmiştir. Bu talep elbetteki tarafımızca reddedilmiş ve arabulucu görüşmeleri uzlaşmadan sonlandırılmıştır.

Son kertede, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, seks işçilerinin 2008 yılından beri içerisinde yer aldığı “Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi”nin bu ismi kötü niyetli olarak kullandığı ve marka hakkı derneğimizde bulunan ‘Kırmızı Şemsiye’ ifadesinin ve logosunun iptal edilerek kendi adlarına tescil edilmesini talep etmiştir.

Derneğimize açılan bu dava ile ilgili söylemek isteriz ki; 


Türkiye’de bulunan ve faaliyet gösteren LGBTİ örgüt, oluşum veya topluluklar ile yürüttüğümüz tüm ilişkilenmelerde bugüne dek dayanışma ve ortak mücadele dışında olumsuz bir şekilde asla karşı karşıya gelmemiş, her zaman birlikte daha güçlü olacağımızı savunmuş ve bunun gereklerine uygun şekilde faaliyetlerini sürdürmüş bir kuruluş olarak, tarafımıza açılmış olan dava ve davacı kuruluşun ortak mücadele alanlarında tarafımıza olan bu yaklaşımı, bizi sahip olduğumuz profesyonel ve etik mücadele ekseninden uzaklaştıramayacaktır.

Her gün dinamikleri farklılaşan bir ülkede, her gün değişen sorunlar ve yaşam tehditleriyle yüzyüze kalan translar için sokağa elini uzatan; profesyonellikten ödün vermeden ulusal ve uluslararası alanda savunuculuk faaliyetlerini sürdürerek sokağın sesini herkese duyurmak isteyen bir noktada yer aldık.

 Durduğumuz bu noktadan asla ayrılmayacağımızın, onurlu mücadele şeklimizden ve dayanışma kültürümüzden ödün vermeyeceğimizin kanıtı ise her konuda olduğu gibi, mevcut konuda da anlamak ve anlaşılmak için davacı derneğe gösterdiğimiz çaba ve özen olmuştur.

Nefretin, şiddetin, önyargıların arttığı ve LGBTİ hak hareketinin görünmez kılınmaya çalışıldığı bu kritik dönemlerde, özellikle yine sokaklarda ve kamusal alanda faaliyetlerimizi her türlü riskle sürdürmeye çalışırken, 24 saat sahada emniyette-hastanede translarla dayanışırken, örgüt olarak bu şekilde bir davaya zorlanmamız, zaman ve insan kaynağımızı bu şekilde kullanmaya zorlanmamız oldukça üzücüdür.

Pembe Hayat ve Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifine emek veren tüm aktivistlerimizin, üyelerimizin, gönüllülerimizin ve bizlerin böyle bir zamanda böyle ofansif bir çıkar hareketiyle karşı karşıya kalmaktan ötürü yaşadığımız hayal kırıklığı ise şüphesiz ki ortak mücadelemizin verdiği umut hissi ile ikame olacaktır.


*Hukuki sürecin devam ettiğini bilgilerinize sunarız.

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi








(AP Photo / Czarek Sokolowski)
"Aşk günah değildir”, "Homofobi kalp rahatsızlığına neden olur”, "Hepimiz eşitiz” yazan pankartlar taşıyan binlerce gösteri lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin (LGBT) hakları için Polonya'nın başkenti Varşova'da bir yürüyüş yaptı. Yürüyüş sırasında çok sayıda gökkuşağı bayrağı taşındı.

Dw
Ayrıca engellilere, etnik ve dini azınlıklara yönelik ayrımcılık da "eşitlik yürüyüşü" sırasında protesto edildi. Organizatörlerin verdiği rakama göre 50 bin kişi gösteriye katıldı. Polis ise katılımcıların sayısını 13 bin olarak açıkladı. Sağcı milliyetçi bir grubun yürüyüşü engelleme çabasına polis engel oldu.

Fransa ve ABD'nin de  aralarında bulunduğu 40 yabancı ülke elçiliği, geçit törenine destek mesajları yayınladılar.
Ctvnews.ca
ontopmag.com 

Video






Milat gazetesinin yaptığı haberden sonra, İslami analiz internet gazetesinde

twitter.com/mersinonurhaf
de hedef gösterildik. Ensar Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfı, İHH, Beyza Piliç, MÜSİAD, AGD, Memur Sen, Cihannuma Derneği etkinlik yapacağımız mekanları ve oteli hedef alan toplu mesajları üyelerine gönderdiğini tespit ettik.

3. Mersin Onur Haftası öncesinde islamcı-gerici gruplar yaptıkları çağrılar ile bizi “onursuz, ahlaksız” ilan ederek yapılacak yürüyüşleri tehdit etti. Bu grupların savurduğu tehditler LGBTİ+’ların onurlu bir yaşam mücadelesine yöneltilmiş açık bir nefret söylemidir ve asla kabul edilemez.

Onur Yürüyüşü, LGBTİ+’ların onurlu bir hayat taleplerinin simgesidir ve biz bundan asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha söylüyoruz. Kimsenin LGBTİ+ bireyleri ne tehdit etmeye, ne de onurlarına dil uzatmaya hakkı olamaz.
Onur Haftası’na ve LGBTİ+’lara yönelik tehdit ve saldırı çağrıları, insan haklarının temel ilkelerini çiğneyerek ifade ve örgütlenme özgürlüğümüzü ihlali ediyor. Gerçekleştirilen hakaretlerle açıkça nefret ve ayrımcılık suçu işlenmektedir. Bu tehditler karşısında yetkililere düşen biz LGBTİ+ bireyler için adaleti ve güvenliği sağlamaktır.

İnsan haklarına saygılı tutum alarak, barışçıl ve güven içinde bir Onur Haftası’nı gerçekleştirmemizi sağlaması gerekmektedir.

Hatırlatmak isteriz ki, bize yapılan tüm haksızlıklar, baskılar ve nefret söylemleri onurumuzu savunmaktan alıkoymayacaktır. Biz bugüne kadar olduğu gibi hep varolacak, varoluşumuzu hep haykıracak ve varoluşumuzdan hep onur duyacağız.

Yapılan tehditlere ve nefret söylemlerine karşı hakkımızı savunacağız ve gerekli hukuki süreci başlatacağız.
Yapacağımız suç duyurusunun ardından 5 Haziran Pazartesi günü Mersin Eğitim Sen şubesinde saat 12.00’da konuyla ilgili basın toplantısı gerçekleştireceğiz. Tüm insan hakları savunucularını dayanışmaya bekliyoruz.






 İnsan hakları örgütleri,  kötü muameleye uğradıkları belirtilen 43 eşcinselin Çeçenistan’dan çıkarılarak ülkenin farklı bölgelerine götürüldüğünü açıkladı. Yasa dışı olarak bir süre hapishanelerde tutuldukları öne sürülen 43 eşcinselin, Rusya’nın farklı bölgelerine götürüldüğünü belirten insan hakları uzmanları, bu kişilere vize sağlamaları için Avrupa devletlerine başvurulduğunu açıkladı.

Açıklamada bulunan bir insan hakları savunucusu, “Güvenlik gerekçesiyle bu kişilerin nerelere götürüldüklerini söylemeyeceğiz. Avrupa devletlerinden vize konusunda yardımcı olmalarını bekliyoruz. 43 kişinin dokuzu yurt dışına çıktı. Beş ülkeyle vize konusunda görüşüyoruz” dedi.




To lie or die: EU lawmakers voice concern over gay rights in Chechnya
BBC  Chechen gay men hopeful of finding refuge in five countries
TürkRus 43 eşcinsele Çeçenistan'dan tahliye!
Blogger tarafından desteklenmektedir.