lezbiyen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

      Naomi Alderman’ın Disobedience adlı kitabından uyarlanan filmde;

      Konu:Esti,  haham olan babasının ölümünün ardından Ortodoks Yahudi olan ailesinin Londra'daki evine geri döner. Ancak kendine kurduğu hayat ile ailesinin ve çevresinin inançları artık farklıdır. Tekrar gördüğü çocukluk arkadaşına  ilgi duymaya başladığında bu inanç çakışması su yüzüne çıkacaktır.













ABD'de 27 Nisan'da vizyona girecek film Türkiye'de gösterilecek mi belli değil.



[youtube src="NpKiUPrNl3Y"/]


Amerikalı basketbolcu, Amanda Clifton ile hayatını birleştirdi. Elena Delle Donne, kız arkadaşı Amanda Clifton ile uzun süredir birlikteydi. Düğün geçen hafta New York'ta yapıldı.


Delle Donne , 2016 Yaz Olimpiyatları'ndan önce  Vouge verdiği röpörtajda eşcinsel olduğunu açıklamıştı.
Still feels like a dream! It took a dream team to make this the most magical day of our lives! Thank you thank you to @theknot @jovemeyer @alexis.jonnson for making this all come to fruition! 🔘🍰 @ninecakes absolutely epic 🔘hair magic @beautini and Karen Pagave 🔘Makeup of course the lovely @kristinaruggeriocosmetics 🔘jewelry was our favorite Delaware jeweler @carl_doubet 🔘the gorgeous flowers were @mimosafloral 🔘@bhldn for our lovely reception outfits and bridesmaid gowns 🔘@pstonecaterers foooooooood!! 🔘@towerproductionsnyc for our lovely dance floor!! 🔘@sandsptevents for the most gorgeous venue we could ever imagine! 🔘 @luminoussounds for some of the most beautiful strings during the ceremony and cocktail hour i have ever heard! 🔘 @elementmusicnyc best live wedding band I’ve ever heard! You know how to get a party started and keep it going! 🔘@mckenziemfilms our amazing videographer 🔘Our invitations of course my lovely Aunt Jan @whimsygreenville 🔘To our lovely photographer @rebeccayale For capturing every single moment and capturing all of the beauty of the entire day! 🔘@erinyateskane For making our ceremony so personal and so beautiful... you CRUSHED it! 🔘and of course to our family and friends! This Day was only as special as the people we could share it with
Elena Delle Donne (@de11edonne)'in paylaştığı bir gönderi ()
 outsports


Posta - Behzat Uygur'un Antalya Film Festivali’nde Onur Ödülü alan Suzan Avcı ile yaptığı röpörtajdan;
Arzu Film -İki Gemi Yanyana - 1963 Suzan Avcı / Sevda Nur
Türk Sineması’nın ilk lezbiyen sahnesini de siz çektiniz...
Güzeldi, cesurdu ama halkımızın kaldıracağı bir şey değilmiş. Halk kaldıramayınca film kaldırıldı.
Hiç oynamadı mı?
İki kere oynadı. Genelev çalıştırıyordum o filmde. Dışarıdan geliyorum, “Özledin mi beni?” deyip sarılıyorum Sevda’ya (Nur). Sahne bu kadardı. Atıf (Yılmaz) Abi, “Öpüşün” dedi. Zaten sarılmıştık ama dudaktan öpüşün deyince bende sigortalar attı. Nasıl yapacağım? Yanağının dudağa yakın kısmından öptüm. O da yedi bunu, halk da. Ama sahne ters tepki yaptı ve kaldırıldı.

Şimdi olsa o sahnenin hakkını verir misiniz?
Veririm tabii.... Tamamı

Filmin tamamı Arzu Film tarafından  youtube'a yüklenmiş.

İki Gemi Yanyana - 1963


*"yok ben hepsini izleyemem, ama merak ettim" diyenler için; sahne 20:20 'de.

[youtube src="ixnUgcJzhEM"/]

(İngiltere) Essex Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde yapılan araştırma; değişik yaş ve sosyal statüye sahip;  eşcinsel ve heteroseksüel 345 kadın üzerinde yapıldı.


Deneklere cinsel yönelimleri sorulduktan sonra onlara, seksi erkek ve kadın videoları gösterildi.Denekler görüntüleri izlerken, göz hareketleri ve fizyolojik tepkileri ölçen cihazlarla, cinsel uyarılma seviyeleri ölçüldü.

Heteroseksüel olduğunu söyleyen kadınların sadece yüzde 28’i daha çok erkek görüntülerinden, diğerleri ise hem erkek hem de kadın görüntülerinden etkilendi. Eşcinsel olduğunu söyleyen kadınların yüzde 68’i sadece kadın görüntülerinden heyecanlandı. Diğerleri erkek görüntülerinden de etkilendi. Bilim adamları bu bulgular ışığında kadınların hiçbirinin tamamen heteroseksüel olmadığı sonucuna vardı. (*günaydın) Daha önce yapılan araştırmalar heteroseksüel kadınların her iki cinsten de etkilendiğini ortaya koymuştu. Ancak bu araştırmalarda hiç eşcinsel kadınlar denek olarak kullanılmamıştı.




Haber/İlgi Bağlantıları;
http://www.telegraph.co.uk/Women-are-either-bisexual

http://goo.gl/jwsO9n ABD'de lezbiyen bir kadın, kız arkadaşına cinsel birleşme esnasında HIV virüsü bulaştırdı. ABD'de bulunan Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi bu olay üzerine HIV virüsünün gerçekten kız arkadaştan bulaşıp bulaşmadığını belirlemek için virüsün DNA'sını kontrol etti.

Lezbiyen sevgililer doktorları şaşırttı - Hürriyet SAĞLIK - YAŞAM


Bu sene Cannes’da Altın Palmiye alan film, Türkiye'de Film Ekimi kapsamında gösterim şansı bulmuştu. Kimi çok sevdi kimi nefret etti. Nihayet vizyona giren film sevişme sahneleriyle +18 kısıtlamasından nasibini alıyor.





A
Halep İş Hanı, İstiklal Cad. Halep İş Hanı No:62, Beyoğlu/İstanbul
15:45‎  ‎21:15‎  ‎00:00‎
B
Sakızgülü Sok. No:18/D, Kadıköy/İstanbul
15:30‎  ‎21:30‎  ‎00:00‎
C
Capitol Alışveriş ve Eğlence Merkezi, Mahir Iz Caddesi No:131, Üsküdar/İstanbul
15:30‎  ‎21:15‎  ‎00:00‎
Vizyon Saat ve Yerleri (Tümü)



H.MadiSözlük

İki yüz yıl sonra dünyada kalan son iki insan, iki  lezbiyendir ve artık herşey yasaklanmıştır.  İçki, sigara, et, parklar, ilişkiler ve siyaset... Sadece kapitalizm serbesttir. Seyirciler geleceğe giderken onlar geriye sarar ve zaman zaman bu güne dönerler.
Romen oyun yazarı Gianina Carbunariu' nun yazdığı bu   kara komedi,zamanda bir yolculuk yaparak tüketim toplumunun maceralarını ve sonunu, gerçekten  fantastiğe uzanan bir biçimde anlatıyor. Kara Kutu' nun genç, dinamik oyuncuları da, klasik tiyatro tarzının çok dışındadaki bu oyunu, farklı bir sahne atmosferi içinde yepyeni biçimlerle sahneliyor.
Yönetmen: Egemen Sancak
Oyuncular: Simge Ayvazoğlu, Selin Gören
Kara Kutu
Tünel,Asmalımescit,Ensiz sokak.no 4.Beyoğlu.



AmandaSeyfried  /   Julianne Moore 
Bir önceki filminde (Lovelace) 70'lerin popüler porno yıldızı Linda Lovelace canlandıran Amanda Seyfried sevişme sahnelerinden memnun olduğunu söylüyor.





 Allure'nin fotoğraf çekiminde,Julianne Moore'un sevgilisini oynayan şanslı kadın,  " Julianne ne düşünüyor bilmiyorum ama ben o sahnenin çekilmesi için günleri sayıyordum." demiş.



HMadisözlük

Cynthia Nixon ve nişanlısı, Christine Marinoni
Stephen Shugerman/Getty




Sex And The City'nin Miranda'sı Cynthia Nixo, geçen hafta NewyorkTimes'a yaptığı "Lezbiyen olmak benim için bir tercih "açıklamasıyla tepki topladı.

Hukukçular , aileler ve mahkemelerin bu tür açıklamalar yüzünden eşcinseller aleyhine hareket edebileceğini belirtirken, ünlü eşcinsel blogger Perez Hilton da " milyonlarca eşcinsel bunun bir tercih olmadığını bilir" diyerek itiraz etti.


Haber Bağlantıları;
‘Miranda’ eşcinsel dünyasını karıştırdı

Internet dostluklarının dünyayı sardığı bir dönemde fanzin dostluklarının dayanılmaz cazibesini sunan ve 'ilk aşkı zor olan herkese' ithaf edilen Zor Sevgiler, çok güzel ve sıra dışı bir aşkı anlatırken, bir yandan da yetişkinlerin dünyasına adım atmaya hazırlanan yalnız ve kafası karışık John'un büyümenin acılarıyla tanışmasını, kimliğini ve yaşamdaki yerini keşfetmeye çalışmasını da anlatıyor. "Sen kendini bilmiyorsan başkaları seni nasıl tanısın?"
Annesiyle babası o henüz çocukken ayrılmış olan John'un hem onlarla, hem de çevresiyle iletişimi yok denecek kadar azdır; üstelik annesinin 'bulaşık suyu artığı' erkek arkadaşından nefret etmektedir. Henüz cinsel kimliğinin de yeni yeni farkına varmaya başlayan, fakat sorunlarını kimseyle paylaşamayan John'u hayata bağlayan tek şey 'fanzin'lerdir. Edebiyat dünyasının en özgür yayını olan ve evlerde hazırlanıp fotokopiyle çoğaltılan bu dergiler, hem John'un, hem de kendi yaşındaki diğer gençlerin yaşamında çok önemli bir yer tutar. Varoluşlarını ve bastırılmış isyanlarını, televizyonda başkalarının hayatlarını seyrederek değil, kendi hayatlarını irdeleyerek ortaya koymayı tercih eden gençler, bu dergileri kendi aralarında değiş tokuş ederken ister istemez arkadaşlık da kurmaya başlarlar.

Zor Sevgiler: Ellen Wittlinger
"Bu yazıyı her okuyuşumda, sanki bu hiç tanımadığım insanın tek tek bütün katmanlarının içine, kendi içime baktığımdan çok daha derinlere baktığımı hissediyorum. Ben de böyle yazmak istiyorum. Hatta belki de onun gibi olmak istiyorum."
'Duygulara bağışık' olduğunu düşünen ve 17 yaşına dek hiçbir kızın elini tutmamış olan, hatta kızlardan hoşlanıp hoşlanmadığından bile emin olamayan John, bu değiş tokuş sırasında belki de ilk kız arkadaşıyla, Marisol'le tanışır. Bu oldukça zor bir aşktır, zira marjinal kız Marisol de aynen John gibi kimliğini çözme telaşındadır.
"Sanırım kaçıp kurtulma isteği duymadan büyüyen insanlar da var, ama ben böylelerini tanımıyorum… Annemin giremeyeceği bir dünyaya ihtiyacım var. Engelleri, onun elinden tutmadan, kendi kendime aşmalıyım. Artık onun bebeği değilim. En iyi arkadaşı da değilim. Yalnızca kızı olmak istiyorum; ama daha sonra, Marisol'ün kim olduğunu bizzat çözdükten sonra…"
Artık yaşamı Marisol'den önce ve Marisol'den sonra olmak üzere ikiye ayrılan John, bir yandan annesi, bir yandan babası ile iletişim sorunu yaşarken, Marisol'ün çekiciliğinde kendini de keşfetmeye başlar. Dahası iletişim kurmada yazı yazmanın çok önemli bir yöntem olduğunu fark eder.
Kendisi gibi insanlar olduğunu görmesi ve onlara dışardan bakabilmesi John'u kendi hayatını da çözmeye itecektir. Bütün o içinde debelendiği sorunlar, büyük ve hiç dinmeyecekmiş gibi görünen bir fırtınaya benzer, durup dinlenmeden onu parçalara ayıracak bir hortumun ortasında kalmak gibidir. Ne var ki o fırtına da sonunda diner ve o hala ayaktadır. "Hortumun içindeki günlerime pişman değilim," der John'un fanzindaşlarından Diana. "Çünkü bugünkü kimliğimi ona borçluyum; her şeyin üstesinden gelebileceğini bilen biri. Eğer yaptığın veya sebep olduğun hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorsan, geçmişini eşelemekten vazgeçiyor ve umutla ileriye, önündekilere bakmaya başlıyorsun."
Amerikalı yazar Ellen Wittlinger, hemen her genç edebiyat ödülünü toplayan kitabı hakkında son derece mütevazi davranıyor. "Ben sadece aynı dönemden geçmiş, fakat yaşadığı hiçbir şeyi unutmamış olan biriyim, hepsi bu," diyor. "O yaşlarda sonsuz bir yalnızlık hissi içindeydim. Sanki herkesten farklı ve dışlanmış gibiydim. Sonradan gördüm ki o yaşlardaki herkes aynı şeyleri hissediyormuş, ama işin içindeyken bunu göremiyorsunuz."
Gerçek bir Salinger hayranı olan Wittlinger, kitabını yazarken sık sık genç fanzin yazarlarının fikirlerine başvurmuş. Özellikle arkadaşının kızı olan 15 yaşındaki Colette (Dışı Sarı, Tadı Kırmızı adlı fanzinin yazarı) fanzin dünyasının incelikleriyle ilgili önemli yardımlarda bulunmuş. Bunun dışında kitabın içeriğine olduğu kadar dizaynına da çok önem veren Wittlinger, hem kapak, hem de iç sayfalar için gerçek fanzin üstadlarıyla çalışmış. (Türkçesi Günışığı Kitaplığı'ndan çıkan kitabı okurken, orjinal baskıdaki fanzin tadını hemen fark edeceksiniz.)
Peki ya 'Aşk'?
İşte bunun en güzel cevabını yine kitabın kendisi veriyor:
"Zor aşktı, zordu her adımı atmak,
Zordu sana yakın olmak, daha da zordu uzaklaşmak,
Ve yok olunca bugün bütün yıldızlar ve duygusal şarkılar azalarak,
Şarkısını söyleyecek başka ne kaldı ki, yalnızca zor aşk."
iştegenç




On8Kitap'Ellen Wittlinger’la-bir-sohbet (31.10.2011)


Zor Sevgiler 2002′de kitapçı raflarında yerini aldığında, birçok göz  bu kitabı muhtemelen “göremedi” bile.  Aynı Harry Potter’daki Diagon Yolu’na ulaşmak için girmeniz gereken o ufacık, köhne meyhane gibi. Yoldan geçenlerin “bir şekilde” göremediği o meyhaneyle, rafların arasında yürürken gözden kaçan bu kitap arasında çok da fark yoktu aslında. İkisinde de algı, olmasını beklemediği şeyi algılayamamıştı. Çünkü Zor Sevgiler yeniydi, çok bakımdan yeniydi hem de.
Bu romanı Türkiye’de yeni yapan özellik, – her ne kadar akla ilk gelen o olsa da- Marisol’un, yani başkahramanın lezbiyen olması değildi. Yalnızca bu değildi en azından, hayır. Bu roman Türkiye’de yeniydi çünkü ülke, genç okurlar için yazılmış, “farklı” bir kurmaca edebiyat türüne aşina değildi henüz. Çünkü Ellen Wittlinger’ın Türkiye’de yayımlanan bu ilk (ve şu an için tek) romanı, aynı zamanda edebiyatın bu özel türünün ülkedeki ilk örneklerinden biriydi.On8Kitap-Devamı

Güney Afrika'da lezbiyenler, tecavüz korkusu içinde

Noxolo Nkosana
Güney Afrikalı lezbiyenler tecavüz ve cinayet vakalarının artması nedeniyle korku içinde yaşadıklarını söylüyorlar.
23 yaşındaki Noxolo Nkosana, lezbiyenleri hedef alan saldırıların son mağduru.
Cape Town yakınlarındaki Crossroads bölgesinde yaşayan Nkosana, bir akşam kız arkadaşıyla işten eve dönüyormuş.
Biri kendisiyle aynı semtte yaşayan iki adam, kendisine sözlü hakarette bulunmuş.
"Peşimize takıldılar. Bana hakaret edip haykırıyorlardı: 'Hey lezbiyen; erkek fatma, göstereceğiz sana"…
Nkosana, BBC'ye ‘ne oluyor demeye kalmadan, sırtına bir bıçak saplandığını söyledi. İki hızlı darbenin ardından yere yığılmış; yarı baygın haldeyken bıçağın iki kez daha saplandığını" duymuş.
"Beni öldüreceklerine emindim" diyor. BBC >> Tamamı



Cumhuriyet'in aynı haber için attığı başlık.

"İyileştirme tecavüzü"



Abc'nin 04.05.2011 tarihli yayınından






Haziran'da, Amina’nın kuzeni blogda Amina’nın otoriter rejimin gazabına uğradığını yazması sonucu dünyanın dört bir yanından tepkiler yağmaya başladı.

Blog’daki biyografik ayrıntılarda da çelişkiler vardı. ABD’nin ne Georgia ve Virginia eyaletlerindeki resmi kayıtlarda yapılan araştırmalarda ne Amina Aarraf’ın ne de anne ve babasının kayıtlarına rastlanmadı.  Ve Şam’daki Eşcinsel Kız’ın blogu esrarengiz bir şekilde sona erdi.

Blogda yayınlanan son mesaj, Amina’nın aslında Tom MacMaster adlı bir Amerikalı’nın yarattığı bir karakter olduğunu belirten bir özür mesajı oldu.

CNNTÜRK

Milliyet'in haberi :

Lezbiyen aktivist İstanbul'dan çıktı

 

Gazeteler çelişiyor. Ama asıl bana ilginç gelen CNNTürk'ün başlığındaki "hetero" kısaltması. Kanıksanıyor mu ne?

Pazartesi, 6 Haziran, 2011
Haber: Kaos GL
Kaos GL, İran’dan Kıbrıs’a kaçıp sığınma talep eden İranlı bir eşcinsel kadının talebini reddeden Kıbrıs İçişleri Bakanlığı’ndan iltica başvurusunu yeniden değerlendirmesini istedi.
 
M., İran’dan Kıbrıs’a Haziran 2008 yılında kaçıp cinsel yönelimi sebebiyle sığınma talep etmiş İranlı bir lezbiyen. Kndisinin dosyası, Kıbrıs İçişleri Bakanlığı İltica Dairesi tarafından reddedildi. M. şimdi İran’a gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya.
 
Kaos GL tarafından, İran’da LGBT bireylerin maruz kaldığı şiddet ve işkenceleri, M.’nin İran’a gönderilmesi halinde cinsel yönelimi nedeniyle karşı karşıya kalacağı durumu ve M.’nin dosyasının tekrar değerlendirilmesini içeren bir mektup gönderildi.
 
“İran makamları LGBT vatandaşlarının en temel insan haklarını ihlal etmeye devam etmekteler”
Mektupta “İran makamları LGBT vatandaşlarının en temel insan haklarını ihlal etmeye devam etmekteler. İranlı cinsel azınlıklara yönelik son yıllarda gerçekleşen baskı ve cezalandırma politikaları, hayat ve gizlilik haklarına doğrudan karşıt bir homofobik motif ortaya koymaktadır. 1979 İran Devrimi sonrası iktidara gelen dinci rejim, trans bireylerle birlikte lezbiyen, gey ve biseksüelleri dini ideolojiye aykırı olarak sınıflandırmış ve İran Ceza Kanunu uyarınca kırbaçlamadan idama kadar giden bir cezalandırma süreciyle karşı karşıya bırakmıştır. İnsan hakları aktivistleri ve muhalif kesimler devrimden bu yana İran’da cinsel yönelimleri sebebiyle 4000 ile 6000 arası gey ve lezbiyenin idam edildiğini ortaya koymaktadır.” denilerek İran’da LGBT bireylerin maruz kaldığı işkence, şiddet ve cinayetlere dikkat çekildi.
 
Hayatının buna bağlı olduğuna inanmak için her türlü sebep mevcuttur
Mektupta, LGBT sığınmacı ve mültecilerin destekçisi olarak, M.’nin mülteci statüsü almak için yaptığı başvuruyu tekrar değerlendirilmesi talep edildi. Mülteci statüsü verilmemesi ve İran’a geri gönderilmesi halinde, tutuklanma, işkence ve cezalandırılma süreçleriyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.
 
İran’da LGBT bireylerin durumlarına dikkat çekildikten sonra Kıbrıs’ta bulunan LGBT sığınmacıları destekleyip sığınma hakkı verilmesi talep edildi.

Gençlik ve yalnızlık, güzel bir kızı doğaüstü güçlerin eline düşürebilir mi?

Carmilla genç bir kız ile esrarengiz bir kadının ilişkisi üzerine kurulu bir öykü. Konuk olduğu malikâne ve çevresinde kısa sürede dehşetin ve ölümün ikizi haline gelen dişi bir vampirin, edebiyatın ilk lezbiyen vampirinin öyküsü.

Konusu, kişileri ve tekniğiyle Bram Stoker'ın Dracula'sı üzerinde azımsanamayacak izler bırakan, sonraları Edgar Allan Poe'nun deneyeceği gotik tarzıyla dikkat çeken Carmilla, çarpıcı ve bir o kadar da kışkırtıcı.

Sheridan Le Fanu'nün kadınları, karanlığa eğilimleri ve ölüme yakınlıklarıyla, içimizdeki vampire ayna tutuyor. Lezbiyen aşk, kıskançlık ve cinsel arzunun kıskacında, Carmilla, vampir motifini benliğimizin karanlık sureti olarak yüzümüze vuruyor.

Carmilla, gotik vizyonun tekinsiz doğasını bugüne taşıyan örneklerden.


Halit Ergenç, Lale Mansur ve Yeşim Ceren Bozoğlu’nun başrollerini oynadığı ‘Misafir’ filmi önceki gün vizyona girdiFilmde Kütahya’da yaşayan Makbule isimli bir kadına hayat veren Ceren Bozoğlu, izleyiciyi şaşırttı. Lale Mansur’un canlandırdığı Ayşe karakteriyle lezbiyen bir ilişki yaşayan Bozoğlu, “Öpüşmeden, sevişmeden yalnızca bakışlarla iki kadın arasındaki yakınlaşmayı izleyiciye yansıtmak oldukça zordu ama aldığımız tebriklerden bunu başardığımızı anlıyorum” dedi. Aşk, yalnızlık ve insan olmakla ilgili sorulara yer veren filmin finalini iki kadın arasındaki sürpriz ilişki şekillendiriyor.

HT MAGAZİN / Oya DOĞAN
Blogger tarafından desteklenmektedir.