kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tanıtımdan: Türkiye tarihinin en sevilen sanatçılarından Zeki Müren’in sanat yaşamının incelendiği bu kitapta,cinsiyet kuramları, postmodern kavramlar ve semiyolojik okumaların beslediği teorik içeriğe eşlik etmek üzere,Müren’in radyo, plak ve gazino solistliği gibi farklı dönemlerini kapsayan icra ve repertuvar analizlerinede ihtiyaç duyuldu.Bu amaçla, Zeki Müren’in söylemlerini ve toplumsal bir figür olarak varlığını, müzikal kimliğini ve sosyokültürel alanda temsiliyetini açıklamak üzere alternatif bir monobiyografi modeli oluşturuldu.Yazılı, görsel ve işitsel kaynak incelemeleri,süreli yayınlardaki taramalar ve derinlemesine görüşmeler aracılığıyla dönemin koşulları değerlendirildi, sosyoloji, felsefe, tarih ve kültür teorilerinin müzikolojik saha ile bağlamlandığı, geliştirilmeye açık bir yol haritası çizildi.
Türkiye’de hemen herkesin hakkında fikir sahibi olduğu bir sanatçı olan Zeki Müren’in müzikal “temsil”ini yorumlayan Bir Muhabbet Kuşu, kuramsal çerçevesiyle akademisyenlere hitap ettiği kadar,müzikseverlerin de ilgisini çekecek bir çalışma...
Yazar: Şeyma Ersoy Çak, Şefika Şehvar Beşiroğlu
Yayınevi : Tarih Vakfı Yurt Yayınları






Postmodern göstergelerin
ışığıda Zeki Müren’in
müzikal yaşamı
Şeyma Ersoy Çak'ın 


Özet Osmanlı döneminden cumhuriyet yıllarına geçişte, modernleşmenin etkileri ile toplumsal cinsiyet kurgularında, müzikal ve sosyo-kültürel yapıda oldukça önemli farklılıklar söz konusu olmuştur. Heteroseksüel cinsiyet yapısının Türkiye modernleşmesi ile kuvvetlendirildiği yıllarda, müzikal anlamda erkek ve kadın solistlerin mevcudiyeti ara-cinslerin gerek ses, gerekse görünüm anlamında unutulmasını sağlamıştır. Modern dünya ile unutulan aracinsler postmodernizmin ‘nostaljik’ çağrışımları ile geri gelmiştir. Zeki Müren, sosyolojik niteliği sebebi ile postmodern durum üzerinden ele alınmış ve postmodern bir özne olarak incelenmiştir. Araştırmanın içeriği, Türkiye’de Cumhuriyet sonrası modernleşme hareketleri ile toplumsal ve müzikal değişim sürecinin aktörü ve cinsiyetler arası postmodern bileşimlerin bir göstergesi olarak Müren’in sanat ve sahne yaşamını değerlendiren bulgulara dayanmaktadır. ...Sinema filmleri, cinsiyet söylemleri, medya ilişkileri ironi kavramı üzerinden ele alınabilmektedir. Görünüm/imajının androjen olması, cinsiyetinin belirsizliği, solist, besteci, film aktörü, şair, desinatör gibi yönleri ve homoseksüel kimliği ile çoğulluk temsiliyeti, repertuar ve kostümleri ile eklektik yapısı postmodern durum ile ilişkilendirilmiştir. Tarihsel metodolojilerden yararlanılarak hazırlanan Zeki Müren biyografisi, sahne yaşamı, kostümleri, repertuarı ve filmleri dahilinde postmodern kavramlara ve toplumsal cinsiyet teorilerine atıfta bulunularak, Türkiye’nin müzikal ve sosyo-kültürel yapısı tabanında anlatılmıştır... Kaynak- Tamamı





Kitaba adını veren şarkı;

 [youtube src="JTaWXBgzuf0"/]


Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Bir Zorunlu  Göç Hikayesi: Eryaman adlı kitabı yayımladı. Kemal Ördek tarafından hazırlanan kitap, Sivil Düşün AB Programı tarafından finansal olarak desteklendi.

Kemal Ördek'in, Eryaman sürecinin mağdurlarından olan trans aktivist Yağmur Arıcan'ın desteği ile 2017'nin ilk yarısında gerçekleştirdiği saha görüşmelerine dayanan kitap, 2006 yılında Ankara'nın Eryaman semtinde yaşayan ve çalışan trans kadın seks işçilerine karşı örgütlenen sistematik linç girişimlerini konu ediniyor.

Eryaman sürecini yaşayan 7 trans kadın ve sürece dair görüşlerini paylaşan avukat ve aktivistlerle gerçekleştirilen röportajların yer aldığı kitap, "unutulan" Eryaman olaylarına dair konunun öznelerinin dilinden mağduriyet ve "hayatta kalma" hikayelerini okuyucu ile paylaşıyor.

168 sayfa olarak basılan "Bir Zorunlu Göç Hikayesi: Eryaman" kitabı, konuya dair detaylı tek tarihi belge olarak okuyucunun dikkatine sunuluyor. "Kentsel dönüşüm", rant temelli ilişkiler, seks işçiliği, göç ve şiddetin kesişimindeki hikayelerin yer aldığı kitabı Kırmızı Şemsiye'den edinebilirsiniz.

Kitabın basılı veya dijital kopyaları için lütfen Kırmızı Şemsiye'den Tolga Alp Tuneli ile irtibata geçiniz: 03124192991 veya tolga.tuneli@kirmizisemsiye.org

 KırmızıŞemsiye


Eryaman'da ne olmuştu;
KaosGL - Eryaman'da travesti ve transeksüellere sistemli şiddet!
Bianet -Mahkeme Eryaman Saldırganları Çete Dedi, 4 Tutukluyu Tahliye Etti

Kaos GL Derneği Sendikal Çalışmalar Grubu, “Sendikalarımızı İstiyoruz” kitabını yayınladı.


Kaos GL Derneği ve TIE-Netherlands’ın birlikte yürüttüğü LGBT Çalışanları Sendikal Alanda Güçlendirme Projesi kapsamında geçtiğimiz yıl içinde bir dizi atölye ve çalışma düzenlendi. Bu çalışmalar sonucu bir araya gelen Kaos LGBT Sendikal Çalışmalar Grubu’nun katkıları ile 2009 yılında basılan “Sendikalarımızı İstiyoruz” kitabı güncellenerek yeniden yayınlandı.

Bu çalışma ile LGB çalışanların iş yaşamında yalnızlaşma, yabancılaşma, işten atılma, işe alınmama, mobing/taciz, aşağılanma ve damgalanmaya gözler önüne seriliyor. “Sendikalarımızı İstiyoruz” kitabı, 2009 yılında yapılan ve güncellenen görüşme sonuçlarını içeriyor. Kitapta ayrıca SPoD’un (Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) hazırlamış olduğu Emsal Davalar kitabından istihdam alanında yaşanan ayrımcılığa ilişkin dava örnekleri de yer alıyor.

Kitaba basılı olarak ulaşmak isteyen çalışmacılar sendika@kaosgl.org adresine e-posta atabilirler. 



Haber/İlgi Bağlantıları; http://www.kaosgl.org/

Lambdaistanbul'dan çağrı var;   



Lambdaistanbul olarak 2 Ağustos 2013 tarihinde LGBTİ mahpusların durumlarını tespit etmek amacıyla alanda çalışan diğer sivil toplum örgütü çalışanlarından oluşan bir grup ile Maltepe L2 Hapishane’sini ziyaret ettik. 

Gerçekleştirdiğimiz ziyarette hapishanede kalan LGBTİ mahpuslarla görüşme imkanı ne yazık ki verilmedi. Hapishane idaresiyle sorunları tartışma ve ortak kullanım alanlarını görme imkanımız oldu. Bu ortak alanlardan biri olan Kütüphanede toplumsal cinsiyet konulu kitapların azlığı dikkatimizi çekti. Bu eksikliği kapatmak için gökkuşağının her rengini içinde barındıran 90 kitaplık bir liste hazırladık.

Şimdi de sizleri hapishaneye yollayacağımız kitaplarla birlikte içeriye homofobiye karşı kırmızıyı, transfobiye karşı sarıyı, bifobiye karşı yeşili, cinsiyetçiliğe karşı moru ve ataerkiye karşı maviyi sokmaya çağırıyoruz!

Hazırladığımız listeden seçeceğiniz kitapları derneğimize yollayarak homofobiye, transfobiye ve diğer tüm ayrımcılıklara karşı mücadelemizde bir adım olan kampanyamıza destek olabilirsiniz.

Şimdilik resmi rakamlara göre en çok LGBTİ mahpusun kaldığı Maltepe L2 Hapishanesi ile başlanılıp ilerde Eskişehir, Çorum ve diğer hapishaneler için de benzer kampanyalar düzenlemeyi planlıyoruz.

Kitapları, İstiklal Caddesi, Büyükparmakkapı, Tel Sokak, No:2 Kat:2, Beyoğlu – İstanbul adresine gönderebilir, lambda@lambdaistanbul.orgadresine konuyla ilgili mail atabilirsiniz.

Aynı kitaplardan çok fazla olmasını engellemek adına dernek hesaplarından sık sık güncelleyeceğimiz listeye bakabilirsiniz.

Kitap Listesi: 
http://goo.gl/82IJ9O

Haber/İlgi Bağlantıları; http://goo.gl/QVU1mx







Öteki Erkekler, ikili cinsiyet sisteminin kadınlık ve erkeklik hatlarını çizen, toplumsal cinsiyet duvarlarında oyuklar açan yedi trans erkeğin deneyimleri ile geçiş sürecinde olanların yararlanabileceği bir rehber ve konu üzerine başlıca kavramların açıklamalarından oluşmaktadır. Türkiye’nin farklı bölgelerinden, farklı etnik, ekonomik ve sosyal alanlarından gelen trans erkeklerin aile, eğitim, sağlık, hormon kullanımı, trans geçiş ameliyatları, hukuki süreçleri ve gündelik hayatlarına dair deneyimlerini içeren Öteki Erkekler’de daha önce dinleyemediğiniz hikayeler anlatılıyor.






“Kadın” kimliği dolayısıyla ayrımcılığa uğrayan trans erkekler, “trans” kimlikleri dolayısıyla da ikinci kez şiddete ve nefrete maruz kalmaktadırlar. Bu çalışmayla trans erkeklerin kendi hikayelerini bir başkasından dinleme ihtiyaçlarını gidererek, yalnız oldukları sanrısını bir nebze olsun azaltacağını ve ‘diğerlerinin’ de onları daha fazla anlayacağını umuyoruz.


(Tanıtım Bülteninden)




1 Temmuz'da kitabevlerinde olacak. İdefix'den ön sipariş verilebilmekte.




Kitabın yazım süreci ve içeriğine ilişkin daha fazla bilgiye, blog sayfasından ulaşılabilir.

Twitter: @OtekiErkekler




H.MadiSözlük

Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği tarafından Şubat 2012’de yayınlanan “80’lerde Lubunya Olmak”, dernek tarafından hazırlanan Sözlü Tarih dizisinin ilk kitabıydı. 90’lı yıllara kadar görmezden gelinip yok sayılan LGBT bireylerin -başta 1980 Askeri Darbesi olmak üzere- yaşadıkları kötü deneyimler, uğradıkları ayrımcılıklar ve her şeyiyle “lubunyalar”ın o tarihlerdeki yaşamları 9 trans kadının anıları ile okuyucuya aktarıyordu.
Çalışmanın Türkiye’de bir LGBT tarihi, LGBT belleği oluşturmak namına sunduğu katkı serinin“90’larda Lubunya Olmak” isimli ikinci kitabı ile devam ediyor. Bu kez 19 tanıklığın yer aldığı çalışmada, LGBT bireylerin ilk kez bir araya gelmeleri ve kendi içlerinden örgütlenmeleri hikâye ediliyor.
İlklerin yaşandığı bir dönem olan 90’lar Onur Yürüyüşü, örgütlenme denemeleri, tematik dergiler gibi pratiklerin ortaya çıkışına ve günden güne büyümesine sahne oluyor. LGB bireylerden farklı olarak harekete, açıktan ve sokaktan katılarak, hatırı sayılır bir ivme kazandıran trans kadınların deneyimleri ve 90’lı yılların önemli köşe taşlarından Ülker Sokak Olayları da kitabın başlıca konuları arasında.
Kitap ayrıca, özel televizyonlardan başlayarak, tüm kitle iletişim araçlarındaki LGBT temsili, devletin LGBT bireylere uyguladığı sistematik şiddeti ve dönemin LGBT kültürü açısından önemli olan bar, kulüp, hamam ve parklarına kadar tarihe not düşülmesi gereken tüm detaylarını da bir araya getirme özelliği taşıyor. “90’larda Lubunya Olmak” Siyah Pembe Üçgen’den ve diğer tüm LGBT derneklerinden temin edilebilir.


Haber/İlgi Bağlantıları; Siyahpembe 90larda-lubunya-olmak



Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Trans Erkek / Kadından Erkeğe Transeksüellerin Deneyimleri kitabını yayınladı. Aras Güngör tarafından hazırlanan kitapta 8 trans erkek bireyin deneyimleri var.

Istanbul LGBTT Dayanışma Derneği'nin Facebook Sayfasından Pdf Olarak Paylaşıldı. 
http://www.upload.gen.tr/d.php/www/ic01ot14/Kitap_Transerkeklik01.pdf.html


Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Trans Erkek / Kadından Erkeğe Transeksüellerin Deneyimleri kitabını yayınladı. Aras Güngör tarafından hazırlanan kitapta 8 trans erkek bireyin deneyimleri var.
Güngör kitabın hazırlanma fikrini önsözde “Türkiye’de ve dünyada hem LGBT hareket içinde hem de toplumsal alanda trans erkek görünürlüğünün bu denli az olması ve dahası medyada çok az rastladığımız trans erkek haberlerinin benim yaşamıma dokunduğu gibi başka insanların hayatlarında da önemli bir dönüm noktası olduğu inancıyla bu kitabı hazırlama fikri çıktı ortaya.” diye anlatmakta.
Kitapta trans erkeklerin çocukluktan, okul hayatına, iş yaşantısından, ailelerine, hukuki süreçlerinden ameliyat süreçlerine ne gibi zorluklarla karşılaştıklarını anlatıyor.
Kitapta trans erkeklerin tıbbi süreçlerini Doçent Doktor Serdar Nasır anlatmış, kitabın “trans geçiş süreci ve hukuka genel bakış” kısmını da Avukat Sinem Hun hazırlamış.
Bilinen ilk trans erkek deneyimi Jake Bee Garland’ın kısa hayat hikayesine de yer veren kitapta trans sözlüğü de yer almakta.
Bu alanda yayınlanmış ilk Türkçe kitap olma özelliğini taşıyan kitap trans erkeklikle ilgili Türkçe kaynak sıkıntısını da kırmayı amaçlıyor.
Kitabın Tennur Baş’a ait kapak tasarımında transerkeklerin hangi terimlerle yaftalandıklarına/etiketlendiklerine dikkat çekilmiş.
Kitap Türkiye’deki tüm LGBT derneklerinin ofislerinden ücretsiz olarak edinilebilir.*

Haber Bağlantıları; http://pembehayat.org/trans-erkek-deneyimleri-kitaplastirildi/



“Modern toplumdaki homofobik, cinsiyetçi, ırkçı, milliyetçi ve diğer ayrımlar egemen sınıfın çıkarlarını yansıtır,” diyen Sherry Wolf cinsel özgürlük mücadelesi ile insanın özgürleşme mücadelesi arasındaki bağı gözler önüne seriyor. Hem LGBT bireylere karşı hem de LGBT hareketinde ezberlenmiş tarihi, politik, toplumsal ve “bilimsel” önyargıları da güçlü biçimde sarsıyor. Eşcinsellik konusunda doğuştan mı, tercih mi yoksa çevresel faktörlerin sonucu mu gibi kısır tartışmalara meydan okuyarak, cinselliğin, toplumsal cinsiyetlerin ve cinsel kimliklerin nasıl “inşa edildiklerini” inceliyor. Cinsellik ve Sosyalizm, yalnızca LGBT tarihi, politikası ve teorisini değil; cinsellik ve toplumsal cinsiyet konusundaki mitleri, bu konudaki toplumsal yargıların işlevlerini, kadın/erkek ikiliğinin kapitalizmde neden sürekli yeniden üretildiğini açık bir biçimde ortaya koyuyor. Marksizmin LGBT konusuna ve cinsel özgürleşmeye bakışının zamanla nasıl çarpıtıldığını, Ekim Devrimi’nin hemen ertesindeki söylemleri, sosyalizm iddiasındaki ülkelerin kapitalist rejimlere dönüşümüyle konuya yaklaşımları arasındaki paralelliği sergilerken aynı zamanda postmodern kimlik politikalarının ve queer teorinin LGBT mücadelesinde yarattığı sonuçları da eleştirel bir gözle değerlendiriyor.

Çeviren: Sungur Savran
Yayın Yılı: 2012
288 sayfa


Haber Bağlantıları; http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=599734

19.03.2012Post image for “İt iti ısırmaz” nihayet internette!
Lambdaistanbul LGBT Dayanışma Derneği’nin 2008 yılında İstanbul’da yaşayan 116 trans kadınla yaptığı anket çalışması “İt iti ısırmaz!- İstanbul’da Yaşayan Trans Kadınların Sorunları”, geçen yıl kitap olarak basıldıktan sonra, şimdi de internette.
Anket kitabına pdf dosyası olarak ulaşmak için buraya tıklayın.


Haber Bağlantıları; lambdaistanbul- it iti ısırmaz internette

6. Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında Kaos GL’nin evsahipliği yaptığı Homofobiye Karşı Bölgesel Ağ girişiminin ürünü olan İngilizce kitap çıktı.
kitapOrta Doğu, Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen homofobi karşıtları ve LGBT aktivistlerinin oluşturduğu ağın hedef ve amaçlarına derinden bakan kitap, aynı zamanda katılımcıların ülkelerine ve yereldeki siyasi ve sosyal gelişmelerine yer veriyor. Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan, Yunanistan, Karadağ, Makedonya, Filistin, İsrail, Lübnan, Mısır, İran, Gürcistan ve Erminstan’dan aktivistlerin katıldığı buluşmanın gündemlerinden olan güncel yerel siyasetler, bölge ülkelerinin LGBT gerçeğine yaklaşımları, milliyetçilik ve muhafazakârlığın homofobi ve transfobi ekseninde tezahürleri ve yaşanan ortak zorluklar, kitapta detaylarıyla kendisine yer buldu.
 
Kitap aynı zamanda, Türkiye’deki LGBT hareketinin çerçevesini de çıkarıyor. Askerlikten, Türkiye’de LGBT’lere dair yasalara, medyadaki homofobi ve transfobiden transların mağdur kimlikler olarak inşasına zorlanmasına, Türkiye’deki queer tartışmalarından Ahmet Yıldız davasına dair birçok konu kitapta ele alınıyor.


Haber Bağlantıları;
http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/homofobiye-karsi-bolgesel-ag-kitabi-cikti-2

Çevirisi tamamlanan Krakow Melt,çok yakında altıkırkLeş’ten yayınlanacak;


KRAKOW MELT

DANIEL ALLEN COX

çeviren gonca gülbey

LAMBDA Edebiyat Ödülleri Finalisti Daniel Allen Cox’un bu ikinci romanı, 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılmasını sağlayan Solidarnosc devriminin cephelerinden biri olan Polonya, Krakow’da homofobi ile savaşan iki kundakçı ile ilgili oldukça kışkırtıcı bir hikâye. Yıl 2005, Polonya Avrupa Birliğinin yeni üyelerinden biri olma rolü ile pençeleşiyor; Papa John Paul II’nin ölüm döşeğinde olması ülkeyi manevi bir krize sokuyor ve başbakan homofobik açıklamalar yapıyor…

Tuhaf, provakatif ve cesur: Daniel Allen Cox’un çalışmalarını tanımlayan sıfatlar bunlar. Krakow Melt Kitabında ise yazar daha da tuhaflaşıyor, daha provakatif ve daha cesur davranıyor. En güzeliyse bize hem heyecan verici hem de okuması eğlenceli bir kitap sunuyor. (07.12.2011)



Haber Bağlantıları;
AltıKırkbeşYayınları KRAKOW MELT

Internet dostluklarının dünyayı sardığı bir dönemde fanzin dostluklarının dayanılmaz cazibesini sunan ve 'ilk aşkı zor olan herkese' ithaf edilen Zor Sevgiler, çok güzel ve sıra dışı bir aşkı anlatırken, bir yandan da yetişkinlerin dünyasına adım atmaya hazırlanan yalnız ve kafası karışık John'un büyümenin acılarıyla tanışmasını, kimliğini ve yaşamdaki yerini keşfetmeye çalışmasını da anlatıyor. "Sen kendini bilmiyorsan başkaları seni nasıl tanısın?"
Annesiyle babası o henüz çocukken ayrılmış olan John'un hem onlarla, hem de çevresiyle iletişimi yok denecek kadar azdır; üstelik annesinin 'bulaşık suyu artığı' erkek arkadaşından nefret etmektedir. Henüz cinsel kimliğinin de yeni yeni farkına varmaya başlayan, fakat sorunlarını kimseyle paylaşamayan John'u hayata bağlayan tek şey 'fanzin'lerdir. Edebiyat dünyasının en özgür yayını olan ve evlerde hazırlanıp fotokopiyle çoğaltılan bu dergiler, hem John'un, hem de kendi yaşındaki diğer gençlerin yaşamında çok önemli bir yer tutar. Varoluşlarını ve bastırılmış isyanlarını, televizyonda başkalarının hayatlarını seyrederek değil, kendi hayatlarını irdeleyerek ortaya koymayı tercih eden gençler, bu dergileri kendi aralarında değiş tokuş ederken ister istemez arkadaşlık da kurmaya başlarlar.

Zor Sevgiler: Ellen Wittlinger
"Bu yazıyı her okuyuşumda, sanki bu hiç tanımadığım insanın tek tek bütün katmanlarının içine, kendi içime baktığımdan çok daha derinlere baktığımı hissediyorum. Ben de böyle yazmak istiyorum. Hatta belki de onun gibi olmak istiyorum."
'Duygulara bağışık' olduğunu düşünen ve 17 yaşına dek hiçbir kızın elini tutmamış olan, hatta kızlardan hoşlanıp hoşlanmadığından bile emin olamayan John, bu değiş tokuş sırasında belki de ilk kız arkadaşıyla, Marisol'le tanışır. Bu oldukça zor bir aşktır, zira marjinal kız Marisol de aynen John gibi kimliğini çözme telaşındadır.
"Sanırım kaçıp kurtulma isteği duymadan büyüyen insanlar da var, ama ben böylelerini tanımıyorum… Annemin giremeyeceği bir dünyaya ihtiyacım var. Engelleri, onun elinden tutmadan, kendi kendime aşmalıyım. Artık onun bebeği değilim. En iyi arkadaşı da değilim. Yalnızca kızı olmak istiyorum; ama daha sonra, Marisol'ün kim olduğunu bizzat çözdükten sonra…"
Artık yaşamı Marisol'den önce ve Marisol'den sonra olmak üzere ikiye ayrılan John, bir yandan annesi, bir yandan babası ile iletişim sorunu yaşarken, Marisol'ün çekiciliğinde kendini de keşfetmeye başlar. Dahası iletişim kurmada yazı yazmanın çok önemli bir yöntem olduğunu fark eder.
Kendisi gibi insanlar olduğunu görmesi ve onlara dışardan bakabilmesi John'u kendi hayatını da çözmeye itecektir. Bütün o içinde debelendiği sorunlar, büyük ve hiç dinmeyecekmiş gibi görünen bir fırtınaya benzer, durup dinlenmeden onu parçalara ayıracak bir hortumun ortasında kalmak gibidir. Ne var ki o fırtına da sonunda diner ve o hala ayaktadır. "Hortumun içindeki günlerime pişman değilim," der John'un fanzindaşlarından Diana. "Çünkü bugünkü kimliğimi ona borçluyum; her şeyin üstesinden gelebileceğini bilen biri. Eğer yaptığın veya sebep olduğun hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorsan, geçmişini eşelemekten vazgeçiyor ve umutla ileriye, önündekilere bakmaya başlıyorsun."
Amerikalı yazar Ellen Wittlinger, hemen her genç edebiyat ödülünü toplayan kitabı hakkında son derece mütevazi davranıyor. "Ben sadece aynı dönemden geçmiş, fakat yaşadığı hiçbir şeyi unutmamış olan biriyim, hepsi bu," diyor. "O yaşlarda sonsuz bir yalnızlık hissi içindeydim. Sanki herkesten farklı ve dışlanmış gibiydim. Sonradan gördüm ki o yaşlardaki herkes aynı şeyleri hissediyormuş, ama işin içindeyken bunu göremiyorsunuz."
Gerçek bir Salinger hayranı olan Wittlinger, kitabını yazarken sık sık genç fanzin yazarlarının fikirlerine başvurmuş. Özellikle arkadaşının kızı olan 15 yaşındaki Colette (Dışı Sarı, Tadı Kırmızı adlı fanzinin yazarı) fanzin dünyasının incelikleriyle ilgili önemli yardımlarda bulunmuş. Bunun dışında kitabın içeriğine olduğu kadar dizaynına da çok önem veren Wittlinger, hem kapak, hem de iç sayfalar için gerçek fanzin üstadlarıyla çalışmış. (Türkçesi Günışığı Kitaplığı'ndan çıkan kitabı okurken, orjinal baskıdaki fanzin tadını hemen fark edeceksiniz.)
Peki ya 'Aşk'?
İşte bunun en güzel cevabını yine kitabın kendisi veriyor:
"Zor aşktı, zordu her adımı atmak,
Zordu sana yakın olmak, daha da zordu uzaklaşmak,
Ve yok olunca bugün bütün yıldızlar ve duygusal şarkılar azalarak,
Şarkısını söyleyecek başka ne kaldı ki, yalnızca zor aşk."
iştegenç




On8Kitap'Ellen Wittlinger’la-bir-sohbet (31.10.2011)


Zor Sevgiler 2002′de kitapçı raflarında yerini aldığında, birçok göz  bu kitabı muhtemelen “göremedi” bile.  Aynı Harry Potter’daki Diagon Yolu’na ulaşmak için girmeniz gereken o ufacık, köhne meyhane gibi. Yoldan geçenlerin “bir şekilde” göremediği o meyhaneyle, rafların arasında yürürken gözden kaçan bu kitap arasında çok da fark yoktu aslında. İkisinde de algı, olmasını beklemediği şeyi algılayamamıştı. Çünkü Zor Sevgiler yeniydi, çok bakımdan yeniydi hem de.
Bu romanı Türkiye’de yeni yapan özellik, – her ne kadar akla ilk gelen o olsa da- Marisol’un, yani başkahramanın lezbiyen olması değildi. Yalnızca bu değildi en azından, hayır. Bu roman Türkiye’de yeniydi çünkü ülke, genç okurlar için yazılmış, “farklı” bir kurmaca edebiyat türüne aşina değildi henüz. Çünkü Ellen Wittlinger’ın Türkiye’de yayımlanan bu ilk (ve şu an için tek) romanı, aynı zamanda edebiyatın bu özel türünün ülkedeki ilk örneklerinden biriydi.On8Kitap-Devamı

Nedim Gürsel’in beklenen romanı…
Yolları yirminci yüzyılın büyük yıkımlarını yaşamış Berlin’de kesişen üç kişi. Harp Okulu eski öğrencisi, eşcinsel ve komünist Ali Albayrak. Okuldaki ve Türkiye Komünist Partisi’ndeki lakabı “Melek”; hayran, hatta âşık olduğu Nâzım Hikmet’i ihbar eden raporlarındaki kod adı “Şeytan”. Şehvet düşkünü şarkıcı İpek ve onunla tutkulu bir aşk yaşayan biyografi yazarı.

Siyaset ve şiddeti sorgulayan bu çokkatmanlı romanı bilinmeyen yönleriyle Nâzım Hikmet’in hayat hikâyesi olarak da okuyabilirsiniz, yirminci yüzyıl tarihiyle bir hesaplaşma olarak da...

Bir tren penceresiydi eskiden, şimdi bir “eski tüfek”. Değil hızlı trenlerin, marşandizlerin bile uğramadığı bir istasyon. Öyle ıssız, terkedilmiş, karda kışta yapayalnız. “Son Otobüs”ü benzer duygularla yazmış olmalı Şair Baba, bunu şimdi daha iyi anlıyor. Burda, bu yaşta, buğulu camın karşısında tek başına otururken. Tek başına sayılmaz aslında, camdaki suretiyle birlikte demlenirken. Ancak şimdi, karlı bir Berlin gecesinde anımsarken geçmişi, yolun sonuna gelmişken. Mal bulmuş Mağribi gibi sevinmişti o şiiri Budapeşte’de ele geçirip Stasi’ye gönderdiğinde. Şair Baba’yla çıktığı tüm yolculuklar da o yolculuk gibi geride kaldı. Ankara, Bursa, Sofya, Leipzig, Moskova…

 Baskı: 2011


Nedim Gürsel
Nedim Gürsel
Yazar Hakkında
Gaziantep’te 5 nisan 1951 yılında doğan Nedim Gürsel Balıkesir’de 6 Eylül İlkokulu’nda okudu, İstanbul’da Galatasaray Lisesi’ni ve Fransa’da Sorbonne Üniversitesi Modern Fransız Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede "karşılaştırmalı edebiyat" alanında doktora çalışması yaptı. Halen Fransa Bilimsel Araştırmalar Merkezi’nde (CNRS) araştırma direktörü olarak çalışan Nedim Gürsel, Sorbonne Üniversitesi’nde Türk edebiyatı dersleri veriyor. Öğretim üyeliğinin yanı sıra gazetecilik de yapan yazar, PEN Yazarlar Derneği, Paris Yazarlar Evi ve Akdeniz Akademisi üyesi. İlk yazısı 1966 yılında "Yeni Ufuklar" dergisinde yayımlanan Nedim Gürsel, çok sayıda edebiyat dergisinde öykülerinin yanı sıra, çağdaş düşün ve edebiyat akımları üzerine kaleme aldığı yazılarıyla da yer aldı. "İlk Kadın" adlı öyküsü İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından 1995’te sahnelendi. Radio France İnternationale’de ve Berlin Radyosu’nda programlar hazırlayan Nedim Gürsel’in öykü, roman ve incelemeleri, başta Fransızca olmak üzere on iki dile çevrildi. Eserleri, Boğaziçi, Sorbonne ve Nanterre üniversitelerinde yapılmış çok sayıda doktora tezine konu oldu.

Gençlik ve yalnızlık, güzel bir kızı doğaüstü güçlerin eline düşürebilir mi?

Carmilla genç bir kız ile esrarengiz bir kadının ilişkisi üzerine kurulu bir öykü. Konuk olduğu malikâne ve çevresinde kısa sürede dehşetin ve ölümün ikizi haline gelen dişi bir vampirin, edebiyatın ilk lezbiyen vampirinin öyküsü.

Konusu, kişileri ve tekniğiyle Bram Stoker'ın Dracula'sı üzerinde azımsanamayacak izler bırakan, sonraları Edgar Allan Poe'nun deneyeceği gotik tarzıyla dikkat çeken Carmilla, çarpıcı ve bir o kadar da kışkırtıcı.

Sheridan Le Fanu'nün kadınları, karanlığa eğilimleri ve ölüme yakınlıklarıyla, içimizdeki vampire ayna tutuyor. Lezbiyen aşk, kıskançlık ve cinsel arzunun kıskacında, Carmilla, vampir motifini benliğimizin karanlık sureti olarak yüzümüze vuruyor.

Carmilla, gotik vizyonun tekinsiz doğasını bugüne taşıyan örneklerden.
Blogger tarafından desteklenmektedir.