Homofobiye Karşı İnisiyatif Derneği'nden




ILGA-Avrupa Yıllık Konferansı 2011’den Bildiri

ILGA-Avrupa Yıllık Konferansı 2011’e katılan 343 delege Kuzey Kıbrıs ile ilgili bir bildiriyi kabul etti.
Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Derneği - Avrupa Bölgesi’nin  (ILGA-Avrupa) 15. Yıllık Konferansı’na 43’den fazla ülkeden katılan 343 delege olarak, yetişkin erkeklerin hem-cins ilişkilerini 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandıran yasa -  Ceza Yasası (1929) Fasıl 154’e bağlı 171. Madde -, bağlamında yapılan tutuklamalar ile ilgili endişe duyuyoruz.
Son raporlar, Kuzey Kıbrıs lideri Derviş Eroğlu’nun söz konusu yasa maddesinin kaldırılacağını söylediğini belirtmektedir. Bu kararı selamlarken, bu bildirgeyi imzalayanlar olarak,  kararın ertelenmeden uygulanmasının takipçisi olacağımızı bildiririz.
Bizler, ilgili madde ile kavuşturması devam eden ve 16 Kasım’da mahkeme huzuruna çıkacak bireylere yönelik tüm suçlamaların düşürülmesine dair  ILGA-Avrupa’nın talebini yineliyoruz.
Ayrıca,  gözaltı sırasında bazı bireylere polisin kötü muamele ve işkence yaptığı konusunda uluslararası raporlarda ortaya çıkan iddiaların ayrıntılı bir soruşturmaya tabi tutulmasını talep ediyoruz. 


Bir toplumsal hareketin nasıl dönüştüğü ve dönüşürken, öyle ya da böyle, medyayı da nasıl dönüştürdüğünü / dönüştürebildiğini görmek açısından Türkiye'de eşcinsel hareketin medyayla ilişkisini anlamak önemli.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
29 Ekim 2011, Cumartesi
Eşcinsel hareketin medyayla ilişkisi, çok ciddi teorik temellerle beslenerek uzun uzun anlatılabilecek ve kanımca anlatılması da gereken bir konu. Konunun önemiyse, medyanın hayatımızdaki yeri ve öneminden ziyade eşcinsel hareketin kendisiyle ilgili. Bir toplumsal hare­ketin nasıl dönüştüğü ve dönüşürken, öyle ya da böyle, medyayı da nasıl dönüştürdüğünü / dönüştürebildiğini görmek açısından önemli bu konu ve böylesi bir çalışma. Bu yazıdaysa konuyu daha genel bir çerçeve içinde ele alma­ya çalışacağım.
Eşcinsel hareket - medya ilişkisinden bahsederken dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri Türkiye'de eşcinsel hareketi nereden başlat­mak gerektiği. Süreklilik sağlamayı başaran örgütlü hareket 90'larin ortasında vücut bulmuş olsa da 80'lerin sonundan itibaren, özellikle de Radikal Parti kuruluş sürecini genel tarihe dâhil etmek medyayla kurulan ilişki açısından da gerekli.
İkinci, ve belki de her şeyden daha önemli unsursa büyük şehirlerde ortaya çıkan eşcinsel hareketin Ankara ayağının bizzat kendisinin sürekliliğe sahip bir iletişim aracına sahip olması. Dolayısıyla uzun süredir ana akım medya ve alternatif medya arasında paralel giden bir ilişki/akış söz konusu.
Bu unsurlara geçmeden önce açığa kavuşturmak istediğim iki nokta var. Birincisi şu: bu yazı her ne kadar eşcinsel hareketin medyayla ilişkisini inceliyor gibi başlasa da aslında 80'li yıllarda ortaya çıkan ve "kısmi eşcinsel" bir hareket olarak değerlendirilebilecek olan Radikal Parti'ye biraz değindikten sonra, kuruluşundan itibaren Kaos Grubu'nun medyaya yaklaşımı üzerinde duracak. Bunun öncelikli nedeni di­ğer gruplar hakkında yeterli veriye sahip olma­mam. Samimiyetle itiraf etmek istediğim ikinci noktaysa, yazıda zaman zaman öne süreceğim fikirlerin / tespitlerin ne kadarı benim özgün tespitlerim, ne kadarı Kaos'tan duyup içselleştirdiğim cümleler, doğrusu bu sınırı çizmekte şu an için zorlanıyorum. Bundan dolayı, kendi cümlelerime karşı da eleştirel olmaya ve konu­yu olabildiğince sorgulamaya çalışacağım. İlk tespitim, değindiğim bu iki noktanın benim kişisel sorunum olmanın ötesinde, eşcinsel ha­rekete dair çeşitli ipuçları verdiği yönünde ama bu da başka bir yazının konusu olsun.

1980'lerin Sonu ve "Yerli Homolar"...>> (Bianet Devamı)

Kaos GL'nin Homofobi Karşıtı Buluşmalardaki bildiri ve tartışmalardan oluşan Anti-Homofobi Kitabı'nın üçüncüsü çıktı. "Heteroseksizme Karşı Gökkuşağı" Kaos Kültür Merkezi'nden temin edilebilir.
Türkiye'deki Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transgender (LGBT) topluluğunun örgütlenme ve ifade hürriyetinin gelişmesi ve ayrımcılığa uğramamaları yönünde önemli bir adım olan Homofobi Karşıtı Buluşmaların bildiri ve tartışmalarından oluşan Anti-Homofobi Kitabı'nın üçüncüsü çıktı.
"Heteroseksizme Karşı Gökkuşağı" başlığıyla çıkan üçüncü Anti-Homofobi kitabının yazıları, Mart-Mayıs 2011 tarihlerinde 17 şehir ve 19 üniversite kampüsünde gerçekleştirilen buluşmalardan seçilen bildiri ve tartışmalar ile kitap için gönderilen makalelerden oluşuyor.
Parayla satılmayan ve insan haklarının yaygınlaştırılması için serbest kullanıma açık olan kitapta Cinsel Haklar, Anayasal Eşitlik, Sosyal Politika, Aile, Sosyal Hizmet, Ayrımcılığın Şiddeti Olarak Nefret Suçları, Hastalık'tan İdeoloji'ye Homofobi ve Transfobi, Muhafazakârlık ve Heteroseksizm, Sinema, Mekan, Medya, Queer Akademi, Sahaya Bakarken: Cinsel Kimlikler, Anti-Militarizm ve Heteroseksizme Karşı Gökkuşağı bölümlerine yer veriliyor.
Anti-Homofobi 3, Kaos Kültür Merkezi'nden temin edinilebilir. Ayrıca birinci ve ikinci kitaplar internetten indirilebilir.(ÇT)


 Trans Aktivistlere Hapis Cezası:Suçunuz Travesti Olmak
 Basına ve Kamuoyuna;
 27/10/2011

 Trans İnsan Hakları Savunucuları Hapis Cezasına Çarptırıldı, Saldırgan Polisler ise Cezasız!..

19 Haziran 2010’da Pembe Hayat Derneği kurucusu 3 trans insan hakları savunucusu, Esat Polis Karakolu’na bağlı polisler tarafından, araçlarının içerisinde seyir halindeyken hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden gözaltına alınmak istenmiştir. Polisin, her gün trans bireylere yönelik bu keyfi uygulaması karşısında, seyahat özgürlüklerinin engellendiği, Kabahatler Kanunu’nun keyfi ve yasal sınırları aşılarak uygulandığı ve Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda belirtilen hakların kötüye kullanıldığı iddiasıyla gözaltına alınmayı reddeden Pembe Hayat üyeleri, polis tarafından şiddet uygulanarak gözaltına alınmıştır.

Şiddete ve hakarete uğrayan trans insan hakları savunucularının saldırgan polisler hakkında ilgili savcılığa yapmış oldukları suç duyuruları dikkate alınmazken, şiddeti uygulayan polislerin yapmış oldukları suç duyuruları sonuç vermiş ve savcılık tarafından 3 insan hakları savunucusu hakkında ´´polise direnme´´, ´´hakaret´´ ve ´´kamu malına zarar´´ iddiasıyla kamu davası açılmıştır. 26.10.2011 tarihinde sona eren davada ise Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi savunucular hakkında hapis cezası kararı vermiştir.
 Pembe Hayat Derneği Başkanı Buse Kılıçkaya ´´polise direnme´´ iddiasıyla 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, Dernek Başkan Yardımcısı Derya Tunç yine ´´polise direnme´´ iddiasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Dernek üyesi Naz Güdümen ise, ´´hakaret´´ iddiasıyla 1 yıl, ´´polise direnme´´ iddiasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
 Trans bireylere yönelik kolluk kuvvetleri tarafından, yasal mevzuat zorlanarak veya dikkate alınmayarak uygulanan keyfi idari para cezaları, gözaltılar veya kötü muamele ve şiddet cezasız kalmakta; bu durum karşısında mağdur olan trans bireyler ve özellikle hak savunucuları sürekli şekilde kolluk kuvvetleri tarafından dava açılarak caydırılmaya çalışılmaktadır.
Kamuoyunda tanınan ve yıllardır trans bireylerin insan haklarının korunması ve hak ihlallerinin görünür kılınması konusunda aktif çalışmalar yürüten Buse Kılıçkaya ve Derya Tunç’a verilen hapis cezaları kabul edilemez!
 Kolluk kuvvetlerinin, trans bireylere yönelik polis şiddetini görünür kıldıkları ve bunu engellemeye çalıştıkları için hedef seçtiği ve Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin polisin ifadelerini esas alarak mağdur ettiği iki insan hakları savunucusuna yönelik bu karar, BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ni açıkça ihlal etmektedir. Aynı şekilde, kolluk kuvvetlerinin trans bireylere yönelik kötü muamele ve şiddeti ile görev sınırlarını aşan keyfi uygulamaları, yargı organlarının ise önyargılı ve ayrımcı tutumu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, AİHM içtihatları ve bizzat T.C. Anayasası ve yasalarının görmezden gelindiğinin kanıtıdır.
Verilen karar, tek bir mesaj vermektedir: ´´Kolluk kuvvetleri, size kötü muamele ve şiddet de uygulasa, görev sınırlarını aşan uygulamalarda da bulunsa, sesinizi çıkarmamalısınız. Aksi takdirde, hapis cezasına çarptırılırsınız!´´ Bu karar aynı zamanda, ilgili polislerin trans insan hakları savunucularını zorla gözaltına alırken dillendirdikleri ´´suçunuz travesti olmak´´ anlayışının adalet sistemi tarafından da onaylanması anlamına gelmektedir!
Her gün ayrımcılık, nefret suçları, polis şiddeti ve toplumsal dışlanma pratikleri ile karşılaşan trans bireyler, haklarını aradıklarında yeniden mağdur haline dönüştürülmektedir. Bu uygulama, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin ve demokrasi anlayışının ne derece taraflı ve dolayısıyla yetersiz olduğunun kanıtıdır.
Bu adaletsizliğe karşı Türkiye’deki ve yurtdışındaki bütün insan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve vatandaşları bu transfobik ve taraflı karara karşı dayanışmaya çağırıyoruz.
 Transfobik polis ve adalet sistemi istemiyoruz!.. İnsan hakları savunucularının göz göre göre şiddete uğraması ve hapis cezasına çarptırılmasına sessiz kalmayacağız!.. Trans bireylere yönelen kurumsal şiddet ve adil olmayan yargılamayı protesto ediyoruz. Yetkilileri derhal bu konuda adım atmaya ve mağdur edilen Pembe Hayat Derneği yönetim kurulu üyeleri hakkında verilen kararı değiştirmeye çağırıyoruz.
Saygılarımızla,
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
 Destekçiler:
Ankara Sosyalist Feminist Kolektifi
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği
feministBiz
Hebûn Diyarbakır LGBTT Oluşumu
İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi
İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği
Kadın Dayanışma Vakfı
Kaos GL Derneği
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği
 MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
 ODTÜ LGBT Dayanışması
 Pozitif Yaşam Derneği
 Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği
 Sosyal Politikalar ve Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Araştırmaları Derneği (SPoD)
 Türkiye İnsan Hakları Vakfı
 Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
 Voltrans Trans Erkek İnisiyatifi
 [Pembe Hayat: 0312 4338517 pembehayat@pembehayat.org]
Blogger tarafından desteklenmektedir.