Homofobiye Karsi Inisiyatif
Ilga- Avrupa`nin Fasil 154 Ceza Yasasi`nin 171. maddesinde ongorulen `Dogaya Aykiri Cinsel Iliski` gerekcesi ile tutuklanan bireylerin durumlarina dair KKTC Cumhurbaskani ve Basbakani`na gondermis oldugu mektubun turkce tercumesi;


https://mail.google.com/mail/?ui=2&ik=e0e6192ca1&view=att&th=13320cbe6a2753dd&attid=0.3&disp=inline&realattid=f_gtzl51hm2&zwCumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı
Şehit Selahattin Sonak Sok.
Lefkoşa
Mersin 10 Türkiye
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Başbakan İrsen Küçük
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanlığı
Selçuklu Sokak
Lefkoşa
Mersin 10 Türkiye
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
19 Ekim 2011

Ekselansları Cumhurbaşkanı Eroğlu,
Muhterem Başbakan Küçük,

Eşcinsel olduğu düşünülen erkeklerin keyfi tutuklanması

Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve Intersex Birliği’nin Avrupa Bölgesi (ILGA-Avrupa) size bu mektubu  yetişkinler arasında rızaya dayalı hem-cins cinsel ilişkiye girdiklerinden şüphelenilen erkeklerin keyfi olarak alıkonması ve adli kovuşturmaya tabi tutulmasının hemen sona erdirilmesi; alıkonanların hemen serbest bırakılması ve adli kovuşturmaya tabi tutulanlara okunan suçlamaların düşürülmesini talep etmek için yazmaktayız.
ILGA-Avrupa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin - Avrupa ulusal yasaları arasında erkekler arasındaki hem-cins cinsel faaliyetleri yasaklayan tek madde olan - Fasıl 154 Ceza Yasası’nın 171. maddesi hakkındaki endişelerini ve benzer taleplerini önceleri de dile getirmiştir.
3 Aralık 2010 tarihinde bu endişemizi dönemin Meclis Başkanı Muhterem Hasan Bozer ile gerçekleşen toplantımızda yeniden iletmiştik.  Toplantımız sırasında Muhterem Bozer sorunun farkında olduğunu söyleyerek, sözkonusu Madde’nin resmi olarak yasalardan çıkarılmamasına rağmen uygulamaya konmadığı konusunda bizi temin etmiştir.  Buna ek olarak bu yasanın kaldırılması konusunu 2011 meclis gündemine getireceğini ve Madde 171’in kaldırılması konusunda iyimser düşündüğünü bize bildirmiştir.
Bu söze, ve sözkonusu Madde’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının – Dudgeon ve Birleşik Krallılk (1981), Norris ve. İrlanda (1989), Modinos ve Kıbrıs (1993) – açıkça belirttiği üzere,  Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi’nin 8. Maddesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin Toonen ve Avusturalya (1994) davasında belirttiği üzere  Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme’nin 17. Maddesi’ne aykırı olmasına rağmen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetişkinler arasında rızaya dayalı eşcinsel cinsel ilişkiye girdiklerinden şüphelenilen erkekleri keyfi olarak tutuklamaya ve aleyhlerine dava açmaya devam etmiştir.
20 Temmuz 2011 tarihinde, iki erkek gözaltına alınarak “doğaya aykırı cinsel ilişki” suçlamasıyla mahkemeye çıkarılmıştır.  14 Ekim 2011’de yeni keyfi tutuklamalar gerçekleştirilerek, aralarında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Maliye eski  Bakanı Michael Sarris’in de bulunduğu üç erkek tutuklanmıştır.
Elimize ulaşan raporlar bu üç erkeğin üç farklı nedenden tutuklandığı yolundadır: (1) fuhuş şüphesi; (2) Ceza Yasası’nın 171. Maddesi’nin ihlali, (3) “cürüm işlemek için teşekkül oluşturma”.
Bu iddialara karşın polisin erkekler arası cinsel ilişki konusunda herhangi bir delile sahip olmadığı görülmektedir.  Buna ek olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasaları fuhuşu yasaklamamakta ve “çocuk” tanımının on üç yaşından küçük bir birey olması ötesinde erkek cinsel ilişkileri konusunda herhangi bir asgari rıza yaşına ithafta bulunmamaktadır.  Bu gerçekler doğrultusunda, polisin suçlamaları temelsiz olup, erkekler aleyhine açılan davalar keyfi ve kanuna aykırı bir şekilde gerçekleşmektedir.
15 Ekim 2011’de yeni tutuklamalar gerçekleştirilmiş ve 171. Madde’yi ihlal suçlamasıyla göz altına alınan erkeklerin sayısı yediye ulaşmıştır.  Buna ek olarak, tüm olumsuzlukların üzerine tuz biber ekercesine, ILGA-Avrupa’ya ulaşan raporlar bu erkeklerin göz altında kötü muameleye tabi kaldıkları, 171. Madde’nin ihlal edildiğini kanıtlamak için hastanede anal muayeneden geçirilerek haysiyetlerinin ihlal edildiği yönündedir.  Doktorlar tarafından verilen tıbbi raporların anal penetrasyon izlerine raslanmadığı doğrultusunda olmasına rağmen, sözkonusu bireyler keyfi olarak göz altında tutulmaya devam edilmişlerdir.  Dünkü mahkeme kararını müteakip, çeşitli suçlamaların görüşülmesi iki gün daha ertelenmiştir.  Sözkonusu yedi erkek bu gerçekleşene kadar göz altında tutulmaya devam edilecektir.
ILGA-Avrupa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanı olarak sizleri uluslararası insan hakları kanunlarını desteklemeye, bu yedi bireyi serbest bırakmaya ve 171. Madde’yi anayasaya aykırı ilan ederek yasalardan hemen çıkarmaya davet eder.  Sizleri aynı zamanda sözkonusu bireylerin göz altındayken görmüş oldukları kötü muamele iddiaları hakkında tahkikat başlatmaya davet ediyoruz.

Saygılarımla,

Evelyne Paradis
Murahhas Üye.

Sarris'le ortaya çıkan çelişkiler yumağı 

Rum Maliye Eski Bakanı Ve Kıbrıs Sorunu Müzakere Heyeti Üyesi Mihalis Sarris'in, “doğaya aykırı cinsel ilişki suçuyla tutuklanması büyük tepki gördü.
Sadece Rum kesiminde değil, bizde de…
Özellikle homofobi karşıtı örgütler toplandı, açıklama yaptı, kınadı, bununla ilgili yasaların değiştirilmesi gerektiğini haykırdı.
Hatta kimileri işi daha da ileri götürerek, “ne olmuş yani, bizde de var” demeye kadar vardırdı.
Aslında söylenen doğru, gidilen yol yanlış.
Sen bir yanlışa dikkat çekeceğim derken aynı yanlışı yapıyorsan kayaya çarparsın.
Elinde parçalanır savundukların.
***
Gerçekten de İngiliz döneminden kalma yasalar bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermediği gibi komik çelişkilerle dolu.
Örneğin, bir erkek tecavüze uğrarsa bu hafif bir suç, ancak doğa kurallarına aykırı olarak bir erkeğin kendisi ile cinsi münasebette bulunmasına izin veren herhangi bir kişi ağır bir suç işlemiş oluyor.
Bunu açalım;
Ceza Yasasının üçüncü bölümü, Ahlaka Aykırı Suçlar başlığı, 152.  maddesinde “Yasa dışı ve namus ve ahlâka aykırı olarak bir erkeğe tecavüz eden herhangi bir kişi, hafif bir suç işlemiş olur” derken 171. Madde,
“(a) Doğa kurallarına aykırı olarak herhangi bir kişi ile cinsi  münasebette bulunan; veya

(b) Doğa kurallarına aykırı olarak bir erkeğin kendisi ile cinsi münasebette bulunmasına izin veren herhangi bir kişi, ağır bir suç işlemiş olur ve beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir” diyor.
173.  171. maddede belirtilen suçlardan herhangi birini işlemeye teşebbüs eden herhangi bir kişi, ağır bir suç işlemiş olur ve üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.
Yani olay gönül rızası dışında gelişmişse hafif, gönül rızası varsa ağır!
Sanki bir erkeğe tecavüzde doğaya aykırı unsur yokmuş gibi. (Doğaya aykırı derken, yasaların ağzıyla konuşuyorum. Bir fiilin doğaya aykırı olup olmadığının kararını verecek mercii ben değilim)
Tecavüz edenden yana gibi bir tavır var yasalarda. Tam tersi olması gereken bir durum.

Yurdagül BEYOĞLU

Feminist Atölye’den Kamuoyuna Duyuru:

Son günlerde “Saris Davası” ile ilgili bazı medya kuruluşları ve köşe yazarları tarafından kamuoyuna aktarılan bilgiler dava nedeni ve bu nedene karşı ortaya koyulan tepkileri bilinçli olarak çarptırmakta; kamuoyunu yanlış bilgilendirerek toplum vicdanını manipüle etmektedirler.

fema logo.jpg Bizler Feminist Atölye aktivistleri olarak, kamuoyunun şeffaf bilgi alma hakkının ihlal edildiği gerçeğinden hareketle, söz konusu davanın nedenini ve bu nedene karşı ortaya koyulan tepkileri açıklığa kavuşturarak toplum vicdanını manipüle etmeye çalışanlara karşı doğru bilgileri vermeyi sorumluluğumuz olarak görüyoruz.



Dava gerekçesi “doğaya aykırı cinsi münasebet”tir!

Kıbrıs Cumhuriyeti ekonomi eski bakanı Saris ve beraberinde tutuklanan 6 kişi, Ceza Yasası 171. Maddede bulunan “doğaya aykırı cinsi münasebet” gerekçesi ile tutuklanmışlar ve dava bu yasa maddesine dayanarak açılmıştır. Erkekler arası eşcinsel ilişkiyi bir “suç” olarak tanımlayan bu yasa maddesi en temel insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır. Bizim talebimiz bu maddenin derhal Ceza Yasası’ndan kaldırılması ve eğer davanın bulgularında “çocuk istismarı”, “tecavüz” ya da “fuhuş” gibi suçlar tespit edilmişse, dava sürecinin bu suçlar zeminine kaydırılmasıdır. Yani bazı köşe yazarlarının savunduğunun aksine bizler, ÇOCUK HAKLARININ GÖRMEZDEN GELİNMESİNİ DEĞİL, BİLAKİS ÇOCUK İSTİSMARI İLE İLGİLİ HERHANGİ BİR BULGU VARSA, DAVANIN BU BULGULAR ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLMESİ GEREKTİĞİNİ SAVUNUYOR, BUNUN İÇİN DE EŞCİNSEL İLİŞKİYİ SUÇ SAYAN CEZA YASASI 171. MADDENİN KALDIRILMASINI TALEP EDİYORUZ!



Suçu ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur!

İşlendiği iddia edilen suçun soruşturulması ve kovuşturulması aşamasında bireyler aleyhine dile getirilen önyargılar, masumiyet karinesinin ihlali anlamına gelmektedir. Bireylerin işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü cezalandırılabilmeleri için suçun işlendiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir. Bu ispatı gerçekleştirmesi gereken savcılıktır. Diğer bir anlatımla birey suçsuz olduğunu ispat etmek zorunda değildir, suçu ispatlanıncaya kadar masumdur. “Sarris Davası” içerisinde tutuklanan her birey birçok kesim tarafından “suçlu” ilan edilmiştir. Halbuki KKTC Anayasası’nın 18. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde suçu ispat edilinceye kadar herkesin suçsuz sayılması gerektiğini düzenlemektedir. Aksi bir uygulama insan hakları ihlalinin meydana gelmesine sebebiyet vermektedir.



Eşcinsellik pedofili demek değildir!

Pedofili, ergenlik dönemine girmemiş (genelde 13 yaşına kadar olan) çocuklara yöneltilen cinsel davranışları içeren bir hastalıktır. Her hastalık gibi pedofilinin de bir kişinin heteroseksüel ya da homoseksüel olması ile bir alakası yoktur. Eşcinselliği pedofili ile özdeşleştirmek, homofobik ve ataerkil bir yaklaşım olmak yanında, LGBTQ bireyleri toplum nezdinde ötekileştirmek ve onlara karşı nefret uyandırmak üzere ortaya koyulan bir tavırdır.



Soruşturma süreci şeffaf ve insan haklarına uygun yapılmalıdır!

Gerek Polis teşkilatının yaptığı yeni tutuklamalar, gerekse tutukluların ifade verdikleri koşullar şeffaf değildir. Tutuklanan bireylerin baskı ve şiddet yolu ile verdikleri ifadeler yine bazı medya kuruluşları tarafından “gönüllü ifadeler” olarak tanımlanmış, bu bireylerin ifade verirken maruz kaldığı insan hakkı ihlalleri görünmez kılınmıştır.



Polis teşkilatı sivil otoriteye bağlanmalıdır!

Polis teşkilatının hakkaniyet esaslarına göre bir kovuşturma ve insan hakları temelinde bir soruşturma yürütmesinin garanti altına alınması için, bu teşkilatın derhal sivil otoriteye bağlanması şarttır. Cumhuriyet olduğunu iddia eden tüm devletlerde, polis teşkilatı, halkın oy vermek suretiyle seçtiği sivil makamlarca yönetilmekte, polisin seçilmişler değil atanmışlar tarafından yönetilmesi ancak diktatörlüklerde görülmektedir.

'Star Trek' ve 'Heroes'un yıldızı Zachary Quinto eşcinsel olduğunu açıkladı
17 Ekim 2011 Pazartesi, 13:21:13
Mr. Spock eşcinsel olduğunu açıkladı
'Star Trek'in yeni versiyonundaki Mr. Spock ve 'Heroes' dizisindeki Sylar rolleriyle tanınan 34 yaşındaki Zachary Quinto, New York Magazine'e verdiği röportajda eşcinsel olduğunu söyledi. Şu ana kadar hakkındaki eşcinsel söylentileriyle ilgili yorum yapmayan aktör, eşcinsellere karşı yapılan saldırılar hakkında da konuştu ve "Ayrımcılığın kaynağına daha derinden bakmalıyız, toplum olarak kendimizle yüzleşmeliyiz" dedi.

Habertürk


(Basın Açıklaması)
Doğaya Aykırı İlişki Yoktur, Doğaya Aykırı Yasalar Vardır!

Kıbrıs’ın kuzeyinde, İngiliz Koloni döneminden kalma Fasıl 154 Ceza Yasası’nın eşcinsel (hemcins) ilişkileri ‘doğaya aykırı ilişki’ çerçevesinde suç kapsamına sokan 171. maddesi insan haklarını ihlal etmeye en etkin şekilde devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda bu yasa bağlamında tutuklanmaların gerçekleşmesi, yasanın hala uygulamada olduğunu acı bir şeklide hatırlatmışken, ‘KKTC’ devleti insan hakları ihlalleri listesine bugün bir yenisini daha ekledi. Cuma sabahı çeşitli yayım organlarından alınan bilgilere göre, Kıbrıs’ın kuzeyinde ‘doğaya aykırı ilişki’ bağlamında üç kişi daha tutuklandı. Tutuklanan üç kişiden ikisinin gözaltı sırasında polis şiddetine maruz kaldıkları bilgimize gelmiştir. Bu hiçbir durumda kabul edilemez olmakla beraber bireylerin en temel insan haklarından birinin daha ihlalidir. Olayın işkence boyutuyla ilgili takipçi olacağız.  

Medya kurumları da devlet eliyle yani yasa yoluyla normalleştirilen insanlık suçuna ortak olmaya geçmişteki gibi devam ediyorlar. Tutuklananların isimlerini, mesleklerini, fotoğraflarını deşifre etmekle kalmayan bazı kurumlar, insan haklarının savunuculuğunu yapmak yerine, bu ihlalleri görmezden gelip homofobiyi besleyici yorumlarla gündemi çarpıtıyorlar. Ayrıca, kişilerden birinin 17 yaşında olduğu öne çıkarılmaya çalışıp kamuoyunun görüşü şekillendirilmeye çalışılsa da, biliyoruz ki ülkemizde kadınların cinsel ilişkiye rıza gösterme yaşı yasal olarak 16 olarak belirlenmiş olsa bile, erkek bireyler için böyle bir yaş sınırlaması yasalarda yer almamaktadır. Bu da bize dolaylı yoldan yürürlükte olan ceza yazasının bireylerin vücut bütünlüğünü değil, toplumun ‘ahlakını’ korumayı hedeflediğini gözler önüne sermektedir. Buradaki odak noktası yaş değil, cinsel ilişkiye rıza olmalıdır. Dolayısıyla bu bahsi geçen kişiler, ve ilerde aynı şekilde gelişebilecek olaylarda başka kişiler yargılanacaksa, insan hakları ve rıza çerçevesinde yargılanmalıdır, mağdur olan kişiler olaya müdahil ise onlar da ‘suçlu’ olarak teşhir edilmemelidirler.

Homofobik devlet istemiyoruz! Derhal devlet eliyle işlenen bu yasal suçun düzeltilmesi adına Ceza Yasası’nın 171. Maddesinin kaldırılmasını, yasalara açık bir şekilde eşitlikçi ve özgürlükçü maddelerin eklenmesini, tutukluların serbest bırakılmasını, ve yıllardır nefreti besleyen bu ve benzeri yasaların hayatlarına dokunduğu insanlardan özür dilenmesini talep ediyoruz!

Homofobik medya istemiyoruz! Nefret söylemlerini besleyen medya kurumlarına ve yazarlara karşı önlem alınmasını, gazetecilik etiklerinin haber yazarken temel alınmasını, ve sevginin değil nefretin suç sayılmasını talep ediyoruz!
Bu bağlamda bugün bütün duyarlı kişileri, aktivistleri, insan hakları savunucularını sessiz kalmamaya ve 17 Ekim 2011 Pazartesi, saat 9’da Mahkemeler karşısında bu yasaya karşı tepkimizi ortaya koymaya  çağırıyoruz.

İmzalayan Örgütler:

YKP-fem, Homofobiye Karşı İnisiyatif Derneği, Feminist Atölye, Toplumsal Cinsiyet ve Azınlıklar Enstitüsü, Post Research Institute, Yeni Kıbrıs Partisi, Aktivist Düşünce Topluluğu, Kıbrıslı Gençlik Platformu, Shortbus Movement.
Blogger tarafından desteklenmektedir.