Rtük İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin raporunda (TNT -İzdivaç)‘’ Bu programda, 35 yaşındaki Ümit Bey, kendisinden 5 yaş büyük olan Işın Hanım'a talip olmuştur’’ denildi ve konu şöyle özetlendi:

‘’Stüdyodaki izleyiciler Ümit Bey'e, daha önce kız arkadaşı olup olmadığını, cinsel birliktelik yaşayıp yaşamadığını, farklı bir cinsel eğilimi olup olmadığını sorgulayacak derecede ileri gitmişlerdir. Ümit Bey'in herhangi bir cinsel deneyiminin olmadığı da deşifre edilmiştir. Hayatını birleştirmeyi düşünen insanların bu bilgilerinin, mahremiyet sınırları içinde kalması gerektiği düşünülmektedir. Yayının gelişme çağında olan gençler ve çocukların ekran başında olabilecekleri bir zaman diliminde yapıldığı da görülmüştür.”

 ‘’Özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırılık taşıdığı’’ kararına vardılar. TNT TV’ye, bir aylık reklam gelirinin yüzde biri oranında, 45 bin 412 lira para cezası verildi.



Haber Bağlantıları; Cinsel Tercih Sorusuna Ceza

Şili’nin Santiago kentindeki bir parkta 3 Mart günü ağır şekilde darp edildikten sonra hastanelik olan Daniel Zamudio adlı eşçinsel genç, 25 günün sonunda hayata tutunamadı. Gencin ölüm haberi ülkede eşcinsel hakları savunucularını ayağa kaldırdı. Daniel’in ölümüne neden olduğu gerekçesiyle tutuklanan Neo-Nazi eğilimli dört şüpheli hakkında ise ömür boyu hapis istemiyle dava açıldı. Olayı soruşturan savcılık, saldırıya uğrayan şahsın bedenine nazi sembollerinin kazındığını bildirmişti.



Haber Bağlantıları; http://tr.euronews.com/2012/03/29/sili-de-escinsel-cinayetinde-neo-nazi-izleri/

Cumhuriyet- Taksim’de takip edildiğini ve can güvenliği olmadığını söyleyerek polis karakoluna sığınan eşcinsel Yasin Keskin, hem polisin hem de takip eden kişinin fiziksel şiddetine maruz kaldı. Polis ve saldırgan kişiden şikâyetçi olan Keskin, “Polis, burası Çocuk Şube bizi ilgilendirmez dedi. ‘155 Polis İmdat’ı arayın dedi. Ben söylenince de karakolun önünde polis tarafından dayak yedim. Bundan cesaret alan saldırgan da bana saldırdı. Polis ve saldırgan hakkında davacı oldum” dedi.

Taksim’de bulunan İnsan Hakları Derneği’nde yaşadıklarını anlatan Yasin Keskin, Nefret Suçları Yasası’nın bir an önce çıkarılmasını istedi. 15 Mart Perşembe günü arkadaşıyla yolda yürürken tanımadığı bir kişinin sözlü sataşmada bulunduğunu anlatan Keskin, “Bunun üzerine tesadüfen önünde bulunduğum Beyoğlu Çocuk Büro Amirliği’ne başvurdum ve yardım istedim. Görevli polisler, ‘Burası çocuk karakolu, biz yardım edemeyiz, bizim görevimiz değil, 155 Polis İmdat’ı ara ’dediler” ifadesini kullandı.

‘Birlikte vurdular’

Bunun üzerine söylenmeye başladığını ve can güvenliğinin olmadığını polislere aktardığını kaydeden Keskin, şöyle devam etti:
“İlgisiz davranmaları sinirlenmeme neden oldu ve serzenişte bulunmaya başladım. Konuşma üslup ve tarzımızdan zaten dışarıdaki saldırgana ilham veren homofobik hisleri polis de paylaşıyor olacak ki, bizi apar topar dışarı çıkardılar. Karakoldan çıkınca bir polis memuru arkamdan koşarak, bana yumruk atmaya başladı. Bundan cesaret alan saldırgan da bana vurmaya başladı. Bunun üzerine ben Taksim İlkyardım Hastanesi’nden rapor aldım. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na da suç duyurusunda bulundum.”
28 Mart 2012


Haber Bağlantıları; http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=325766

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde eşcinsellere yönelik uygulamalar bir belgeselle BBC’nin gündemine geliyor. 15 yıldır BBC Türkçe servisinde çalışan yapımcı Emre Azizlerli’nin İngilizce hazırladığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eşcinsellere yönelik uygulamasını konu alan ‘The Pink Draft/Pembe Tezkere’ bugün BBC Dünya Servisi’nde, ardından BBC Radio 4’un belgesel kuşağında yayımlanacak. Telefonla ulaştığımız Azizlerli, Genelkurmay’ın, askerlik yapmak istemeyen eşcinsellerden cinsel yönelimlerini ispat için kanıt fotoğraf istenmediği yönünde bir açıklama yaptığını ama belgesel için görüştüğü kişilerin deneyimlerinden bu uygulamanın halen devam ettiğinin görüldüğünü söyledi: “Bu tamamen şansa, hangi hastanede, hangi doktora çattığınıza bağlı ama halen devam ediyor. Pornografik çekimin de halen istendiğini söyleyen eşcinseller var. Pornografik olmasa da kadın kıyafetleriyle resim istendiğini söyleyen hatırı sayılır sayıda eşcinsel var.”
Program için Genelkurmay’a da başvurduklarını ama bu talebin karşılanamayacağı yönünde bir açıklama yapıldığını söyleyen Azizlerli “Askeri hastanelerle görüşmek istedim. Onlar da konuşamayacaklarını, Genelkurmay’dan izin almaları gerektiğini söylediler” dedi.
Programda askeriyenin de bakış açısına yer vermek için emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu’yla görüştüklerini söyleyen Azizlerli, Kuloğlu’nun da Genelkurmay açıklamasını yinelediğini, eşcinsellerin orduda istenmediğinin ama bunun söylenmediği sürece askerlik yapılabileceğinin iddia edildiğini belirtti Azizlerli, “Psikolojik test uygulanıyor diyor. Ama cinsel yönelimin ispatı yok modern psikiyatride. O psikolojik testler bir anlamda bilimsel bir kisve diye düşünüyor benim konuştuğum psikiyatristler. Çünkü cinsel yönelimi anlamanın bir yolu yok. Olmadığı gibi etik de kabul edilmiyor böyle bir şey zaten” diye konuştu.
Haber Bağlantıları; http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1083010&CategoryID=79

İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, Nisan 2010’da öldürülen Esra Yaşar, Ayşe Selen Ayla ile Azra Has’ın davasında Siyah Pembe Üçgen LGBT Derneği’nin müdahilliğine karar verdi.
İzmir - Kaos GL Haber Merkezi
26 Mart 2012, Pazartesi

İzmir Ağır Ceza Mahkemesi sivil toplumun müdahillik talebine olumlu yanıt verdi.
2010 yılında İzmir'de üç kadının öldürülmesi davasının dokuzuncu duruşmasında bugün (26 Mart) önemli gelişme yaşandı. Davaya müdahillik talebinde bulunan İzmir Siyah Pembe Üçgen LGBTT Derneği'nin isteği, mahkeme heyeti tarafından kabul edildi.
Mahkeme, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın müdahilliğini de onaylarken, tüzel kişiliği olmadığı gerekçesi ile "Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu"nu geri çevirdi.

Müdahillik neden önemli?

Dezavantajlı kimliklerden mağdurlar, hayatta olmaları durumunda dahi adalete erişimde ciddi çekinceler ve sıkıntılar yaşıyorlar. Örneğin, HIV/AIDS ile yaşayanlar kişiler, mahremiyetlerinin korunamayacağını düşünerek, kendilerini ilgilendiren herhangi bir suç ile ilgili mahkemelere başvuramıyorlar. Türkiye'deki yasal statü boşluğu ve ekonomik nedenlerle mülteci ve göçmenler de sıklıkla sivil toplum örgütlerinden destek istiyorlar. Benzer bir durum kadın cinayetlerinde yaşanıyor.
Çoğu zaman cinayetin faili kadının kendi ailesinden, aile kararını uygulayan bir yakını oluyor. Böyle durumlarda aile, mahkemeyi sahiplenmek bir yana, bizzat zanlı durumunda oluyor. Karar alma ve uygulama mekanizmalarında yeterince temsil edilmeyen, ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan ayrımcılığa uğrayan tüm kimlikler, yargı aşamalarında sivil toplum örgütlerinin müdahilliğine büyük ihtiyaç duyuyorlar. Sivil toplum örgütleri, işkence ve kötü muamele, ayrımcılık ve nefret suçu vakalarında, suçun hedefinin sadece mağdur değil, onun temsil ettiği sosyal grup üzerinden toplumsal barış olması nedeniyle, zarara uğradıklarını beyan ederek müdahillik taleplerinde bulunuyorlardı. Örgütler, ayrıca, adalete ideolojik yaklaşabilen polis, zorunlu müdafi avukat, savcı ve yargıçların olduğu gerekçesi ile, bu taleplerinde ısrar ediyorlardı.


Haber Bağlantıları; http://www.bianet.org/bianet/lgbtt/137214-lgbt-derneginin-mudahillik-talebi-kabul-edildi
Blogger tarafından desteklenmektedir.