Trans Aktivistlere Hapis Cezası:Suçunuz Travesti Olmak
 Basına ve Kamuoyuna;
 27/10/2011

 Trans İnsan Hakları Savunucuları Hapis Cezasına Çarptırıldı, Saldırgan Polisler ise Cezasız!..

19 Haziran 2010’da Pembe Hayat Derneği kurucusu 3 trans insan hakları savunucusu, Esat Polis Karakolu’na bağlı polisler tarafından, araçlarının içerisinde seyir halindeyken hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden gözaltına alınmak istenmiştir. Polisin, her gün trans bireylere yönelik bu keyfi uygulaması karşısında, seyahat özgürlüklerinin engellendiği, Kabahatler Kanunu’nun keyfi ve yasal sınırları aşılarak uygulandığı ve Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda belirtilen hakların kötüye kullanıldığı iddiasıyla gözaltına alınmayı reddeden Pembe Hayat üyeleri, polis tarafından şiddet uygulanarak gözaltına alınmıştır.

Şiddete ve hakarete uğrayan trans insan hakları savunucularının saldırgan polisler hakkında ilgili savcılığa yapmış oldukları suç duyuruları dikkate alınmazken, şiddeti uygulayan polislerin yapmış oldukları suç duyuruları sonuç vermiş ve savcılık tarafından 3 insan hakları savunucusu hakkında ´´polise direnme´´, ´´hakaret´´ ve ´´kamu malına zarar´´ iddiasıyla kamu davası açılmıştır. 26.10.2011 tarihinde sona eren davada ise Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi savunucular hakkında hapis cezası kararı vermiştir.
 Pembe Hayat Derneği Başkanı Buse Kılıçkaya ´´polise direnme´´ iddiasıyla 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, Dernek Başkan Yardımcısı Derya Tunç yine ´´polise direnme´´ iddiasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Dernek üyesi Naz Güdümen ise, ´´hakaret´´ iddiasıyla 1 yıl, ´´polise direnme´´ iddiasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
 Trans bireylere yönelik kolluk kuvvetleri tarafından, yasal mevzuat zorlanarak veya dikkate alınmayarak uygulanan keyfi idari para cezaları, gözaltılar veya kötü muamele ve şiddet cezasız kalmakta; bu durum karşısında mağdur olan trans bireyler ve özellikle hak savunucuları sürekli şekilde kolluk kuvvetleri tarafından dava açılarak caydırılmaya çalışılmaktadır.
Kamuoyunda tanınan ve yıllardır trans bireylerin insan haklarının korunması ve hak ihlallerinin görünür kılınması konusunda aktif çalışmalar yürüten Buse Kılıçkaya ve Derya Tunç’a verilen hapis cezaları kabul edilemez!
 Kolluk kuvvetlerinin, trans bireylere yönelik polis şiddetini görünür kıldıkları ve bunu engellemeye çalıştıkları için hedef seçtiği ve Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin polisin ifadelerini esas alarak mağdur ettiği iki insan hakları savunucusuna yönelik bu karar, BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ni açıkça ihlal etmektedir. Aynı şekilde, kolluk kuvvetlerinin trans bireylere yönelik kötü muamele ve şiddeti ile görev sınırlarını aşan keyfi uygulamaları, yargı organlarının ise önyargılı ve ayrımcı tutumu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, AİHM içtihatları ve bizzat T.C. Anayasası ve yasalarının görmezden gelindiğinin kanıtıdır.
Verilen karar, tek bir mesaj vermektedir: ´´Kolluk kuvvetleri, size kötü muamele ve şiddet de uygulasa, görev sınırlarını aşan uygulamalarda da bulunsa, sesinizi çıkarmamalısınız. Aksi takdirde, hapis cezasına çarptırılırsınız!´´ Bu karar aynı zamanda, ilgili polislerin trans insan hakları savunucularını zorla gözaltına alırken dillendirdikleri ´´suçunuz travesti olmak´´ anlayışının adalet sistemi tarafından da onaylanması anlamına gelmektedir!
Her gün ayrımcılık, nefret suçları, polis şiddeti ve toplumsal dışlanma pratikleri ile karşılaşan trans bireyler, haklarını aradıklarında yeniden mağdur haline dönüştürülmektedir. Bu uygulama, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin ve demokrasi anlayışının ne derece taraflı ve dolayısıyla yetersiz olduğunun kanıtıdır.
Bu adaletsizliğe karşı Türkiye’deki ve yurtdışındaki bütün insan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve vatandaşları bu transfobik ve taraflı karara karşı dayanışmaya çağırıyoruz.
 Transfobik polis ve adalet sistemi istemiyoruz!.. İnsan hakları savunucularının göz göre göre şiddete uğraması ve hapis cezasına çarptırılmasına sessiz kalmayacağız!.. Trans bireylere yönelen kurumsal şiddet ve adil olmayan yargılamayı protesto ediyoruz. Yetkilileri derhal bu konuda adım atmaya ve mağdur edilen Pembe Hayat Derneği yönetim kurulu üyeleri hakkında verilen kararı değiştirmeye çağırıyoruz.
Saygılarımızla,
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
 Destekçiler:
Ankara Sosyalist Feminist Kolektifi
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği
feministBiz
Hebûn Diyarbakır LGBTT Oluşumu
İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi
İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği
Kadın Dayanışma Vakfı
Kaos GL Derneği
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği
 MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
 ODTÜ LGBT Dayanışması
 Pozitif Yaşam Derneği
 Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği
 Sosyal Politikalar ve Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Araştırmaları Derneği (SPoD)
 Türkiye İnsan Hakları Vakfı
 Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
 Voltrans Trans Erkek İnisiyatifi
 [Pembe Hayat: 0312 4338517 pembehayat@pembehayat.org]

Eşcinsel ilişki suçlamasıyla gözaltında bulunan Rum eski Maliye Bakanı Mihalakis Sarris, serbest kaldıktan sonra hayatına devam ederken, benzer suçlardan dolayı gözaltına alınan yaşları 18’in altındaki çocuklar zor günler yaşıyor.
Suna ERDEN 
Rum Yönetimi eski Maliye Bakanı Mihalakis Sarris’in, Lefkoşa Surlariçi’nde 17 yaşındaki M.K isimli bir erkek çocuk ile eşcinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla tutuklanması gündeme bomba gibi düşerken, beraberinde tartışmaları da getirdi. Kimi çevreler KKTC yasalarında “doğaya aykırı ilişkinin” suç sayılmasını kınarken, kimi çevreler eşcinselliğin bir tercih olduğunu, hastalık olarak algılanmasının yanlış olduğunu savundu.Sarris’in, bu nedenden dolayı gözaltına alınmasıbazı çevreler tarafından yadırganırken, olayın diğer cephesindeki çocuklar ise göz ardı edildi.

SERBEST KALDILAR AMA…
Surlariçi’ndeki bir evde 13 Ekim gecesi tutuklanan Sarris,16 Kasım’da başlayacak duruşmalarda yargılanmak üzere 120 bin TL nakdi kefalet ödeyerek serbest kalırken, benzer suçlarla itham edilen yaşları 18’den küçük İ.H.G. (16), O.D. (14) ve M.K. (16) ise 5’er bin TL şahsi kefalet imzalayıp özgürlüğüne kavuştu. Ancak çocukların serbest kaldıktan sonra yaşadıklarını ve çocukların geçmişini araştıran Star Kıbrıs,ilginç sonuçlara ulaştı.

SABIKALILAR:
Para karşılığında eşcinsel ilişki yaşadıkları iddiasıyla gözaltına alınan çocukların ortak özelliklerinin eğitimden kopuk olduğu ortaya çıkarken, yaşları küçük olmasına rağmen bu çocukların birçok şuça bulaştığı öğrenildi. Ayrıca, eşcinsel ilişki suçlamasıyla gözaltına alınan İ.H.G. O.D. ve M.K.’nin çevreleri tarafından tepki ile karşılandıkları iddia edilirken, bazılarının dayak yediği de öğrenildi.

KİMSE İSTEMEDİ:
Star Kıbrıs’a konuşan ve çocuklar ile aynı bölgede oturan S.H, “mahalleli bu çocukları istemiyor. Bazılarına dayak attılar. Bizim mahallenin adını çıkardılar ve dışlandılar”şeklinde açıklama yaptı.Sarris ile eşcinsel ilişki yaşadığı iddia edilen M.K’nin, ailesinin ilgisinden yoksun olduğunu söyleyen S.H, kötü ekonomik koşullara rağmen M.K’nin yüklü harcamalar yaptığını hatta 3 bin Euro değerinde motosiklet aldığını ama kimsenin paranın kaynağını sormadığını ileri sürdü.

İ.H.G AİLE YOK, YAPAYALNIZ:
Eşcinsel ilişki iddiasıyla gözaltına alınan çocukların sabıkası ve şuanda içinde oldukları durum ise şöyle: Doğaya aykırı ilişkiye girdiği iddiasıyla tutuklanan 16 yaşındaki İ.H.G,daha önce dükkân açma, hırsızlık suçlarından dolayı gözaltına alındı. Yargılandıktan sonra hapis cezası alan İ.H.G, hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra eşcinsel ilişki suçlamasıyla gözaltına alındı. Annesi ve babası tarafından terk edilen İ.H.G, bir süre dedesi ile yaşadı. Ancak o da yaşamını yitirince şimdi yapayalnız kaldı.

O.D,ÜVEY ANNE ŞİDDETİ SOKAĞA İTTİ:
Yine gözaltına alınan 14 yaşındaki O.D’nin de hırsızlıktan dolayı sabıkası var. Babası ve üvey annesi ile yaşayan O.D’nin, üvey annesinden sürekli şiddet gördüğü, bu nedenden dolayı hem eğitimden hem de evinden koptuğu iddia edildi. Ayrıca O.D’nin eşcinsel ilişki suçlamasıyla gözaltına alındıktan sonra ailesi tarafından istenmediği, bu nedenden dolayı dayısının O.D’yi Türkiye’ye götürmek için KKTC’ye geldiği öğrenildi.

15 YAŞINDA HAPİSTE:
Sarris, aleyhinde tanıklık yapan ve Sarris’in müstehcen darbına maruz kaldığı iddia edilen 15 yaşındaki M.D ise esrar bulundurmak suçundan dolayı şuan cezaevinde. Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni iç hukukun parçası haline getiren KKTC Anayasası gereğince, çocuk suçlular için ıslah evi olması öngörülürken M.D,18 yaş üstü mahkûmlar ile birlikte aynı yerde cezasını çekiyor.


Kaynak: http://www.gundemkibris.com/escinsellik-davasinda-fatura-cocuklara-kesildi-16258h.htm

İran asıllı keman virtüözü Farjad'ın, konser sırasında, İran'da müziği dahi yasaklayan baskıcı şeriat rejimini eleştirmesi üzerine, seyirciler arasında yer alan İranlı gruptan tepki görmesi aklıma İran'daki eşcinsellerin durumunu getirdi. Persepolis gibi muhafazakar rejime eleştirel bir bakış getiren bir çizgi filmden rahatsız olan İran hükümeti gibi, kendi halkının da içlerinde bulundukları durumun haline gözlerini kapamış olması oldukça trajik. Sonuçta sisteme itaat ediyorsan ve sistemin sana sunduklarından başka bir şey talep etmiyorsan, halinden gayet memnun olabilir insanlar. Pek çoğumuz da böyle yapmıyor muyuz? Ancak canımız acıyıncaya kadar zulme sessiz kalıyor; ötekilerin, azınlıkların taleplerine sessiz kalmıyor muyuz? İşte, eşcinsellik de İslam toplumunda böyle bir turnusol kağıdı görevi görüyor. Mesleği bırakmayı göze alma pahasına, çarşafa girip kocasına itaat eden ve ona yeni çocuklar vermekten mutluyum diyen bir kadın olarak toplumdaki rolünüzü icra edebilirsiniz, ancak eşcinselseniz sistem size hiçbir şekilde bu hakkı tanımıyor (şu videoda o kadına tanık olabilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=Hukl32l_ZgQ). Ya heteroseksüel olacak ya da ölümü göze alacaksın!

Kaynak: http://www.youtube.com/watch?v=wobVIKjvCOM



The Economist, Türkiye'de gey olduğunu kanıtlayan bireylere askerlik yaptırılmamasını "Kendilerini şanslı hissediyor olabilirler. Son zamanlarda PKK tarafından alarm verici sayıda birçok Türk askeri öldürüldü" şeklinde yorumladı.

Economist: Türk geyler şanslı hissedebilirler Dergi, “Kendilerini şanslı hissediyor olabilirler. Son zamanlarda ağırlıklı olarak güney doğudaki savaşlarını artıran bölücü isyancılar, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) tarafından alarm verici sayıda birçok Türk askeri öldürüldü” yorumunu yaptı.

İslam dininin homoseksüel olmayı bir hastalık olarak varsaydığını savunan Economist, bir İslami web sitesinde “Kuran oku, oruç tut, evlen” tavsiyelerinde bulunduğuna dikkat çekerek “Geylere ve transseksüellere karşı şiddet yaygın. Ordunun tutucu etkisi henüz yumuşamıyor” diye yazdı
 


Fatih'te öldürülen transeksüel için anma töreni

Fatih’te evinde bıçaklanarak öldürülen transeksüel için anma töreni düzenlendi


stanbul Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transeksüel Dayanışma Derneğinin girişimiyle bir araya gelen Kadın Kapısı, Lambdaistanbul Dayanışma Derneği, Kaos GL, Pembe Hayat Dayanışma Derneği, Cinsiyetçiliğe Karşı Dayanışma Ağı ve Devrimci Anarşist Faaliyet adlı sivil toplum kuruluşlarının üyeleri, "Didem Soral" takma adlı Abdülkadir Çakmak’ın (37) 31 Temmuz Pazar gecesi öldürüldüğü Fındıkzade Molla Gürani Mahallesi Karakoyunlu Sokak’taki evinin önünde toplandı.

"Trans cinayetleri durdurulsun" yazılı pankart açan gruptakiler, Çakmak’ın öldürüldüğü evin penceresine karanfiller bıraktıktan sonra mum yaktılar.
Alkışlarla olayı protesto eden grup adına açıklama yapan aktivist Ebru Kırancı, son zamanlarda transeksüel cinayetlerinin hızla arttığını belirterek, failin, ceza indiriminden faydalanmak için cinayetin ardından "Ben onu kadın zannetmiştim" şeklinde bahaneler ürettiğini savundu. Milliyet
Blogger tarafından desteklenmektedir.