Uyarı: Yeni Akit haberidir, Elinizdeki kahveyi bırakıp, 1 sakinleştirici aldıktan sonra okuyunuz, kalp rahatsızlığınız varsa "dil altınızı" yanınızda bulundurunuz.


Terör örgütü KCK/PKK’nın lezbiyen ve gay’lerden oluşan taburlar oluşturduğu ortaya çıktı. Son 3 yılda oran yüzde 15′lere çıktı.
“Etnik asimilasyona uğruyoruz” diyerek daha önce Avrupa ülkelerine iltica eden örgüt mensuplarının artık bu gerekçe kabul edilmediği için “Cinsel tercihlerimizden dolayı toplumda dışlanıyoruz” diyerek Avrupa’ya taşındıkları bildirildi.
İstihbarat birimlerine göre son bir yılda 100 kadar önemli KCK mensubu “eşcinsel” olduğunu söyleyerek Almanya, Fransa ve Hollanda’ya iltica etti. Son 3 yılda örgüte katılanların içindeki eşcinsellerin oranının yüzde 15 seviyesinde olduğu açıklandı.
Edinilen bilgiye göre; terör örgütü, eşcinsel kişileri, ‘Sizin hakkınızı savunuyoruz’, ‘Size sahip çıkacağız’, ‘Gelin bize katılın; bu aynı zamanda sizin özgürlük mücadeleniz olacak’ diyerek dağa çıkarıyor. Bu gerekçelerle PKK’nın son yıllarda tabur oluşturacak kadar eşcinseli dağa çıkardığı belirtiliyor. PKK’nın aynı zamanda eşcinsel ilişkiye teşvik ettiği de aktarılıyor.
ESKİ MİLİTANLAR ANLATIYOR
PKK’dan ayrılan F. D. isimli eski militan şunları anlatıyor: “Örgütte her türlü cinsel ilişki artık serbest gibi. Eskiden çeşitli cezalara çarptırılıyorlardı ama artık durum değişti. PKK eşcinsellere yönelik açılımlar yapıyor. Zaman zaman yapılan açıklamalarda eşcinsellere destek çıkılıyor. Bu da örgüte eşcinsellerin gelmesini sağladı. Hatta örgüt içinde gay ve lezbiyenlerin oluşmasına olanak sağlandı ve bu insanlar bilerek bir arada tutulmaya başlandı. Ama asıl mesele örgüt artık Avrupa’ya elemanlarını gönderirken ‘eşcinsel olduklarını ve toplumda dışlandıklarını’ söylemelerini istiyor. Hatta bunun için cinsel ilişkiye bile sokuluyor bu kişiler. Çünkü yapılacak kontrollerde bunun görülmesi sağlanıyor. Avrupa’ya rahatlıkla eleman göndermenin yeni adını eşcinsel olarak seçmişler. Erkekler gay, kadınlar ise lezbiyen olarak gönderiliyor.”
Örgütten ayrılan isimlerin verdiği ifadelerde çarpıcı bilgiler bulunuyor. Dağa çıkarılan küçük erkek ve kız çocuklara zorla tecavüz edildiğini anlatan eski PKK mensupları “Şehirlerde beyaz kadın ticaretinden yüzde 15 oranında pay alan KCK aynı zamanda, eşcinsel kavramını da yurtdışına militan taşımada kullanıyor. KCK/PKK milislerini veya militanlarını yurtdışına gönderirken kaçak yollardan onları Yunanistan üzerinden, Avrupa ülkelerine ulaştırıyor” ifadelerini kullanıyor.(...)

Jiyan isimli terörist örgütte aktif görevlerde bulunuyor ve KCK yapılanmasının önemli isimlerinden. Zaman zaman Hakkari ve Şırnak taraflarına geçerek burada küçük kız ve erkek çocukları kandırıp dağa çıkardığı belirtiliyor. F.T, örgütteki eşcinsel ilişkiye dair ise bildiklerini şöyle anlatıyor: “Örgütte erkek erkeğe, kadın kadına cinsel ilişki yaygın. Aynı şekilde yaşı küçük çocuklara da eski militanlar tarafından tecavüz ediliyor. Benim tanık olduğum 30 kadar eşcinsel ilişki olayı var. Aslında cinsel ilişki örgütte yasak ve bazen infazla sonuçlanacak cezaları bile var. Ama bu çoğu zaman uygulanmaz. Sadece tanık olduğum bir olay oldu. O da Yılmaz kod adlı militan ile Mizgin kod adlı iki kişi birbiriyle olan cinsel ilişkisi sonucunda cezaya çarptırılıp infaz edildiler. Çünkü bu olay örgütün en üst düzeyine kadar intikal etmişti. Eşcinsel veya normal ilişkide bulunan örgüt mensuplarına verilen göstermelik cezalar çok önemli değil. Çünkü ceza alan bu kişilerin daha sonra rütbe alıp yönetici konumuna yükseldiklerine şahit oldum.”
EŞCİNSEL TABURLARI
Örgütün eşcinsel ilişkiyi desteklediği de ortaya çıktı. Örgüte katılan Şervanlar adı verilen genç yaştaki militanların bilinçli bir şekilde eşcinsellerin arasına katıldığı belirtiliyor. Örgütün eşcinsellerin bulunduğu önemli iki taburu bulunuyor. Sadece kadınlardan oluşan ve adına Cehennem Bölüğü denilen kamplarda ağırlıklı olarak lezbiyenler bulunuyor. Çiyareş (Karadağ) Taburu’na bağlı Cehennem Bölüğü, adını Cehennem Dağı’ndan alıyor. Buradaki mağaralarda kadınlar yaşıyor. İyi savaşçı olan kadınların bulunduğu bölüğün önemli özelliği olarak lezbiyen ilişkileri gösteriliyor. Gay’lerin bulunduğu kamplar ise tabur seviyesinde. Özellikle Şikefta Birindar (Yaralı Mağara) Taburu gay’lerin olduğu kampların bulunduğu alan olarak ön plana çıkıyor. Aynı şekilde sözde Zap eyaletine bağlı Ertuş Taburu’nda da gay’ler bulunuyor. İki taburda bin kadar militan bulunuyor. Buradaki teröristlerin hepsi gay’lerden oluşmuyor. Ancak yaygın olarak bulundukları belirtiliyor. Örgütte bu tür ilişkilere küçük cezalar dışında bir yaptırım uygulanmıyor.
Yeni Akit

Haber Bağlantıları; http://bulancakhaber.com/son-haber/2012/04/06/pkkda-gay-ve-lezbiyen-taburlari/

Aydın’ın Kuş Adası İlçesinde bir Nefret Cinayeti meydana geldi!.
Trans birey Nuket bu sabah evinde Nefret’in kurbanı oldu, vücudunun değişik yerlerinden  bıçak darbesi alan Nuket, evinde ölü olarak bulundu.
Geçtiğimiz hafta İzmir’in Karabağlar İlçesinde Tuğçe arkadaşımız da Nefret’in kurbanı olmuştu.
Yaptığımız basın açıklaması’nın ve İzmir ile Ankara da düzenlenen mumlu eylem üzerinden 5 gün geçmeden, şimdi de  Nuket’in ölüm haberiyle sarsıldık.


Haber Bağlantıları; http://pembehayat.org/yine-nefret-cinayeti/

Kanada’da, Amerikalı dünyaca ünlü iş adamı Donald Trump’ın şirketinin organize ettiği Miss Universe (Kainat) güzellik yarışmasına katılacak ismin seçileceği yarışmanın finalistleri arasında bir transsesksüelin bulunması ortalığı karıştırdı

 Finale kalan 23 yaşındaki sarışın Jenna Talackova’nın 19 yaşında ameliyatla cinsiyetini değiştirdiğinin ortaya çıkması tartışmalara neden oldu. Trump’ın şirketi önce yaptığı bir açıklama ile Talackova’nın “Kanada’nın yasal cinsiyet tanımlamalarını karşılamadığı” gerekçesiyle yarışmaya katılamayacağını duyurdu. Fakat gelen tepkilerin ardından şirket U dönüşü yaptı ve yarışma kurallarında böyle bir madde bulunmadığı için Talackova’nın yarışmaya katılabileceğini açıkladı.


Haber Bağlantıları; http://gundem.milliyet.com.tr/







 

Esmeray


Efendim, bizlere nazaran çocuklar çok daha acımasız oluyor. Çünkü bir yetişkin, transseksüel bir kişinin kimliğini anlayınca ikiyüzlü olabiliyor. Yani ne söylemek istiyorsa, o an söylemek istemiyor ve daha farklı davranıyor. Ama baştan da dediğim gibi çocuklar öyle değil. Riyakârlığı hemen öğrenmedikleri için olabilir. Mesela bir otobüstesiniz veya kalabalık bir yerde. Bir çocuk gelip çok saf bir şekilde, “abla, kadın mısın; erkek misin” diye sorabiliyor. Bunun birçok örneğini yaşadım... Bir gün otobüste gidiyorum. Genç bir kadın ve yanında çocuğu var. Ben önce ablası zannettim ama annesiymiş. O sıra ben de telefonda konuşuyorum. Sesimi duydu çocuk ve yanıma geldi. Dedi ki; “Abla, kadın mısın erkek misin?” Telefon konuşmam bitti ve ben de döndüm, saçlarını okşadım. Kız çocuğuydu ve dedim ki; “Kızım, madem kadın mısın erkek misin diye soruyorsun, neden abla diyorsun?” “Ama ablasın; sesin kalın” dedi. Bu arada annesi de bizi izliyor. Ben de dedim ki; “Yavrum bak, annenin sesi ile teyzenin sesi birbirine benziyor mu? Peki, anneannenle babaannenin sesi birbirine benziyor mu?” “Hayır,” dedi. “Benim de sesim bunların hiç birine benzemediği için sana öyle gelmiştir.” “Aaa, tamam,” dedi. Sonra annesi yanımıza geldi. “Kusura bakmayın, çocuk işte,” dedi, “ama inanın bana sorsaydı, sizin gibi güzel anlatamazdım”. Kadının hoşgörüsü çok hoşuma gitti. Ay, bunu yazarken aklıma bir arkadaşımın oğlu geldi. Çocuk elimizde doğdu büyüdü. Yedi sekiz yaşlarına gelince artık bir şeyler anlamaya başladı. Bir gün annesine sormuş; “Anne Esmeray Abla’nın sesi neden erkek sesi gibi?” Annesi de oturmuş buna benim bütün hikâyemi anlatmış. Çocuk, “ha,” demiş “yani Esmeray Abla’m sütlü nescafe”.

Ay, bu da LGBTT literatürüne düşen yeni bir kavram galiba. Bir gün yine annesi ile birlikte yürüyoruz, çocuk da yanımızda. Çocuğun yanında arkadaşları da vardı. Bu arada bu olay çocuk artık 11 yaşına geldiğinde oluyor. Çocuklar benim konuştuğumu duyunca hemen bizim çocuğun yanına gittiler. Ben anladım benimle ilgili soru sorulduğunu. İki gün sonra annesi bana söyledi: “Civan’ın arkadaşları ona demişler ki, ‘oğlum bu sütlü nescafeyi nereden tanıyorsun?’ O da hepsini susturmuş, ‘annemin arkadaşı, o kadar!’ demiş.” Yukarda da yazdım ya, yeni jenerasyonda da bu kavram var. Sütlü nescafe ne güzel. Anam ne diyim, sütlü nescafe de olduk...(...)

Haber Bağlantıları;  Tamamı- http://facebook.com/esmeray.cadi/posts/10150719763977722
Blogger tarafından desteklenmektedir.