Geçen Salı Haber Vaktim adlı gazetede (aslında dilim varmıyor gazete demeye) ;İstanbul Modern'de söyleşiye katılacak Küçük İskender için bir haber yayınlandı. Başlık aynen okuduğunuz gibi "İstanbul Modern'de Küçük İ. Skandalı"

Sözümona onlar için bu bir saldırı tekniğiydi. Halbuki o sürekli bahsettikleri diğmalarına biraz oksijen girmiş olsaydı, bunu bu yolla yapmazlardı.

HEM EŞCİNSEL HEM KEMALİST

Küçük İ'yi İstanbul Modern'in çağırması toplum mühendisleri ve muteber sosyologlar tarafından duyarlı müslümanlara karşı saf zihinleri ifsad etme gayesiyle yapılan provokatif bir girişim olarak gösteriliyor. “Gençleri Anıtkabir'e saygı duruşuna götürüyorum” diyen eşcinsel Kemalist Küçük İ., Mustafa Kemal'in dışında (işi sağlama almayı bilir) her şeye karşı anarşist tavır takındığını da göstermişti.

Merak ediyorsanız tamamına; buradan ulaşabilirsiniz. 


Bugün organizasyonu yapan sabitfikir'den kınama geldi.

Sabit Fikir ve İstanbul Modern olarak Temmuz’dan bu yana sürdürdüğümüz Sözünü Sakınmadan adlı edebiyat etkinliğimiz ve bu haftaki konuğu küçük İskender hakkında kimi yayın organlarında çıkan yakışıksız ve provokatif yazıları, tüm edebiyatseverler adına kınıyoruz.


Yıllardır edebiyat dünyasına önemli katkılarda bulunan değerli bir edebiyatçıyı ve özenle düzenlediğimiz bu etkinliği desteklemek için herkesi Perşembe günü saat 19:00’da İstanbul Modern Bahçe’de buluşmaya davet ediyoruz.


Saygılarımızla,

Sabitfikir.com
 

Ücretsiz rezervasyon için:
etkinlik@istanbulmodern.org

 

Milliyet Magazin Servisi'nin haberine göre; yönetmenliğini Sinan Çetin'in yapacağı filmde Oktay Kaynarca'nın gay mafya babasını canlandıracağı söylenmekte. Filmin konusu, adı hakkında herhangi bir bilgi yok.

O.Kaynarca (nereden estiyse artık) bir ara şöyle demişti; “Türkiye’de bugüne kadar iyi bir eşcinsel rolü yazılmış değil. Aslında eşcinsel rolü öyle bir yazılır ki, oynamamak aptallıktır”




İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen Filmekimi’nde, dünyanın belli başlı festivallerinde ödüller kazanmış, Berlin, Cannes, Venedik ve Toronto’da dünya prömiyerlerini yapan filmlerle usta yönetmenlerin son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 40’a yakın film izleyicilerin karşısına çıkacak.
Zengin programıyla Filmekimi, 8–15 Ekim tarihlerinde, 8 gün boyunca Beyoğlu’nda Atlas ve Beyoğlu sinemalarının yanı sıra Nişantaşı City’s ve Cinebonus Maçka G-Mall olmak üzere 4 sinemada izleyicilerle buluşacak. ...... Filmekimi 10. yılında yalnızca İstanbul’da değil, Türkiye’nin beş şehrinde daha sinemanın en iyi ve en güncel örneklerini sunuyor. Filmekimi kapsamında bu yıl Avrupa Birliği MEDIA programının desteğiyle İstanbul’un yanı sıra, İzmir, Bursa, Konya, Trabzon ve Diyarbakır’da hafta sonları gösterimler yapılacak ve böylece Filmekimi Türkiye’nin dört bir yanında yeni sinema sezonunu müjdeleyecek. 

FİLMEKİMİ PROGRAMINDA LGBT 

BEGINNERS / Mike Mills Mike Mills, otobiyografik öğeler taşıyan filminde, babasıyla sürprizli ilişkisini gayet içten bir şekilde anlatıyor. Beginners, yıllar süren evliliğinden sonra, karısının ölümü üzerine eşcinsel olduğunu açıklayan 75 yaşında bir baba ve oğlu arasındaki ilişkiyi ve içten sevgiyi anlatan “harikulade yaratıcı bir komedi”. Mike Mills’in 2005 yapımı ilk filmi Başparmak İstanbul Film Festivali’nde gösterildiğinde büyük ilgi toplamıştı. 

ERKEK FATMA / TOMBOY / Céline Sciamma 1980 doğumlu genç Fransız yönetmen Céline Sciamma’nın son filmi Erkek Fatma, oyunlar, çocuk dünyası ve mutlu güzel yaz günlerini fon alarak cinsiyetle ilgili kalıpları inceliyor.
Erkek Fatma, Berlin’den Jüri Ödülü ile dönerken, Philadelphia’da Gay – Lezbiyen Jüri Özel Ödülü, San Francisco’da Gay – Lezbiyen İzleyici Ödülü ve Torino’da Gay – Lezbiyen En İyi Film ödüllerini kazandı. 10 yaşındaki kız çocuğu Laure’un yeni taşındıkları kasabada kendisini erkek olarak tanıtmasını konu eden ve amatör çocuk oyuncuların olağanüstü performanslarıyla dikkat çeken Erkek Fatma, Berlin Film Festivali’nin Panorama ve Nesiller bölümlerinin açılışlarında gösterildi. 

 






İki yıl önce eşcinsel olduğu ortaya çıkan ve bu nedenle maç yönetmesine izin verilmeyen hakem Halil İbrahim Dinçdağ, ayakta kalma mücadelesi veriyor. Sahalara çıkamayan, radyodaki işine son verilen Dinçdağ, yedi ülkenin dışişleri bakanına, ülkelerinde yaşamak ve maç yönetebilmek için mektup gönderdiğini söylüyor
“Basına konuşmaya karar verdiğim o gün, 32 yılımı mezara gömdüm. Hayatım, düzenim tamamen yok oldu. Dişimle, tırnağımla geldiğim yeri tek kalemde silmek zorunda kaldım. Hayata sıfırdan yeniden başlayacaktım, ama iki yıldır hâlâ sıfır noktasındayım.” Bu sözler, 2009 yılında eşcinsel olduğu ortaya çıkan ve maç yönetmesine izin verilmeyen hakem Halil İbrahim Dinçdağ’a ait.
Halil, iki yıl önce, Trabzon’da futbol hakemliği yapıyordu. Eşcinsel olduğunu çevresindeki hiç kimse bilmiyordu. Hayattaki en ciddi sorunlarından biri olan askerlik yapma zamanı, gelip kapıya dayandı. 2009 yılı şubat ayında askerlikten muaf olduğuna dair belge aldı. Bu belgeyi, askerlikle ilgili bir sorunu olmadığını göstermek için Trabzon İl Hakem Kurulu’na verdi. İki ay daha devam etti hakemliğe. Ardından İl Hakem Kurulu, kendisine askerliğe elverişli olmayanların hakemlik yapamayacağını ileterek, maçlarda görev almasına izin vermedi. Profesyonel maçları yönetmesi için girmesi gereken klasman hakemliği (profesyonel hakemlik) sınavına da alınmadı. Bu süreçte, klasman hakemliği için üst yaş sınırı olan 33 yaşını da doldurdu. Tek umudu Futbol Federasyonu’ydu. Ancak Federasyon’dan “Hakemlik yapamaz” yanıtı aldı. Tam da bu günlerde, Halil’in durumu basına sızdı. İddiasına göre, eşcinselliğini basına sızdıran federasyondu. Önce ‘eşcinsel hakem’ diye ismine yer verilmeden haberler yayımlandı. Ardından Fatih Altaylı, köşe yazısında ad ve soyadının ilk harflerinin H.İ.D. olduğunu yazdı. Trabzon’da hakemlik yapan kaç H.İ.D. olabilirdi ki? Böylece kimliği deşifre oldu.
“Tek başına bir ağaç gibiyim”
Sonunda savaşmaya karar verdi Halil ve H.İ.D. olarak değil, Halil İbrahim Dinçdağ olarak röportajlar verdi. Yani, cesur bir çıkış yaparak ezber bozdu.
“Hayatında ne değişti?” diye sormak için buluştuğumuzda, iki Halil vardı karşımızda.
Biri bıkmış, pes etmiş bir adam. “Benim için artık her şey bitti. Etrafımda birçok insan vardı, şimdi yok. Eski arkadaşlarımın yarısı kayıp. İş bulamıyorum ve hayatımı idame ettiremiyorum. Bana hâlâ ailem bakıyor. Kendimi çırılçıplak hissediyorum. Tek başına bir ağaç gibiyim. Bir ormanda olmam gerekirken, yapayalnızım. Özel hayatım kalmadı. Benimle arkadaşlık yapmaya çekiniyorlar. ‘Senin yanında görünürsem, yanlış anlaşılır’ diye düşünüyorlar” diyor. >>
Blogger tarafından desteklenmektedir.